one

39 4 15
                                        


[2019]

zilin çalması ile sınıftan çıktığım gibi yemekhaneye ilerlemeye başladım. gözlerim lisenin ilk gününden beri dikkatimi çeken mavi saçlı çoçuğu arıyordu. okulun ilk günü onu görene dek hiçbir anlamda yönelimimi sorgulamamıştım. belki de bunu keşfetmemi sağlayan kişi oydu.

ama onu gördüğümde ne olduğunu yada ne olacağını düşünmeyi bıraktım. cinsiyetleri bir kenara bırakıp kalbini sevmeye başladım. tabi ki gerçek kişiliğini sadece bizim sınıftaki kızlardan duyduğum kadarıyla biliyordum. ve ne yazık ki yönelimi hakkında bir bilgi edinememiştim. bu sebeple şuan yapacak olduğum şeyi hep erteliyordum ama zaten okulun kapanmasıma 3 ay kalmıştı ve bu jisung hyung mezun oluyor demekti. içimden ya şimdi ya hiçbir zaman diyerek kendimi yüreklendirdikten sonra yemekhaneye girmemle birlikte onu ve yanında ki arkadaş grubunu gördüm.

açıkcası bunu burada yapabilir miydim tartışılır. çünkü arkadaş çevresi gerçekten garip duruyordu. nasıl desem sanki herkesi gözleriyle yargılıyorlardı. sadece jisung hyung'ında böyle olmamasını umuyordum.

yanlarına doğru adımladıkça hepsinin gözlerini üzerimde hissettim ama o hala bana bakmıyor, sırtı dönük şekilde sandalyesinde oturuyordu. arkadaşlarının benim tarafıma bakmaya devam etmesi ile o da başını bana doğru çevirip yan bir bakış attı.

ardından tam anlamıyla bana döndü ve yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. sanki benim onun için gelmiş olabileceğimi biliyor gibiydi. o an sorgulamadım.

"jisung hyung biraz konuşabilir miyiz?" artık bir şeyler demem gerektiğini fark ederek ona bir soru yönelttim. aslında bana verdiği o sıcak gülümseme beni biraz gazlamıştı ve kalbim yapmam gerekeni hemen yapmamı söylüyordu. o an beynimin ne dediğini bilmiyordum bile çünkü o bana gülümsedikten sonra düşünme yetimi de kaybetmiştim zaten.

"ne için konuşmak istiyordun?" bana yönelttiği soru ile arkadaşlarına ufak bir göz gezdirdim sanki hepsi aç bir kurt ve ben bir koyundum. bundan rahatsız olduğumu mimiklerime yansıtarak bakışlarımı jisung'a geri çevirdim.

"bahçede konuşamaz mıyız? yalnız?"

cümlemi bitirdiğim gibi yeonjun masadan etrafından dolanarak bize doğru yaklaşmaya başladı. o an zaten jisung'ın kaşları da çatılmıştı. ama tavrı kimeydi çözememiştim doğrusu. çünkü gözleri hala bana bakmaya devam ediyordu.

yerimde biraz kıpırdandım. şu an olduğum durum çok yanlış hissettiriyordu. ilk geldiğimde hissettiğim o duygulardan eser kalmamıştı.

"senin jisung ile yalnız başına konuşacak neyin olabilir?"

"şey, sadece ufak birşey söylemek istiyordum."

"tamam bizim yanımızda söyle o zaman?" diğer arkadaşı kai'de böyle bir şey ortaya attığında, olduğum durumdan nasıl kaçabileceğimi düşündüm ya da o an beni kurtarabilecek birkaç bahane.

"söyle minho uzatma" jisung ilk başta bana verdiği o gülümsemeden oldukça uzaklaşmıştı. ne olduğunu bilmediğim bir şekilde sıkılmış bir surat ifadesi ile bana bakıyordu. bende artık bu durumdan kaçamayacağımı fark ettiğim gibi, jisung ile olan serüvenimin ilk adımını atmış bulundum.

"senden hoşlanıyorum jisung hyung sadece bumu söylemek istedim senden bir karşı-"

sözüm bir anda tüm arkadaş grubunun gülüşmesi ile kesildi. hepsi bana birazdan yaşanacak olayı özetler bir şekilde bakıyordu. o an çok utandım. ve neden böyle bir işe kalkıştığımı sorguladım ama artık çok geçti sanırım.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Nov 02, 2025 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Kairos' Embrace • minsung Stories to obsess over. Discover now