"Ah hava bugün çok güzel Çağrı değil mi? Hatta harika bir hava var. Mesela okul müdürü olmak için harika bir gün."
Kollarımı göğüs hizamda birleştirmiş, karşımda müdür koltuğunda bacaklarını masanın üzerinde koymuş, keyfi yerinde olan Demir'in önünde dikiliyordum. Okul müdürü olmak ona fazlasıyla zevk vermiş olmalıydı. Yarım saattir beni odasında tutuyordu. Aslında birçok kere çıkmayı denemiştim ama kapının kilitli olması çakma girişimimi sonlandırmıştı. Kapıya bir kere de omuz atmıştım ama hem omzum acımıştı hem de omzumu acıttığım için Demir kızmıştı.
"Sence bu odadan ne zaman çıkabilirim. Biliyorsun benim derse gitmem gerekiyor."
Kaşları havaya kalktı ve yüzünü kocaman bir gülümseme kapladı. Gülümsemesini sonsuza kadar göz perdelerimde saklamak istedim. Her gözümü kapattığımda gözümün önüne gelsin istedim. Ben daha gülüşünün tadına varamadan Demir'in suratı değişti ve bana salak birine bakıyor gibi baktı.
"Canım benim, bir tanem, beni terk ettiğini sanan ama asla peşinden ayrılmayacağımı bilmeyen sevgilim... Bu okulun patronu benim. İstersem seni bu okula cumhurbaşkanı yaparım."
O kadar iltifatı etmek zoruna mıydı? Nefes boruma, kelimelerini tıkamak zorunda mıydı? Öküzdü, yapardı.
"Salak okulun cumhurbaşkanı olmaz, başkanı olur. Ayrıca okul başkanı müdür ve öğretmenler ile yakın olmak zorundadır. Senin muşmula suratını görmeye katlanamam ben."
"Bu muşmula adam ile öpüştün unutma."
"Bi mişmili idim ili ipiştin initmi. Sağ ol ya ben zaten senin dudaklarının büyüsünden çıkamıyordum, hep aklımda."
Aslında bunu dalga geçmek için söylemiştim ama Demir "Biliyorum." Diye cevap verince, diyecek bir şey bulamadan yine somurtmaya devam ettim. O kadar rahat oturuyordu ki; yatma pozisyonuna geçmiş bile sayılırdı. Asla onun şu köşede olan büyük koltuğa oturmasını, benim de onun dizlerine yatıp saçımı okşarken uyuyakalmamı hayal etmiyordum.
Belki birazcık, çok az.
"Sansar ile bir işler çevirdiğinin farkındayım ama sessiz kalıyorum. Aklını başına alana kadar da sessiz kalacağım. Eğer gerçekten öğrenmek istediklerin varsa bana sorabilirsin, senin için her şeyi öğrenirim. O üç kağıtçı pislik ile aynı havayı solumak zorunda kaldığın için davranışların bile değişmiş."
Sen değiştin konuşması yapmaya başlar ise masanın kenarında duran bilgisayarı kafasının ortasına fırlatabilirdim.
"Neyse hadi öpüşelim."
Gözlerim kocaman açılırken, tükürüğüm boğazıma takıldı. Böyle pat diye söylenmedi ki. Ayrıca biz ayrılmıştık! Yani ben öyle sanıyordum. Sonuçta bitmişti. Ben ona gitmesini söylemiştim. Kavga etmiştik ve daha dün, sadece dün hayatımdan çık demiştim. Parmakları çeneme değdiğinde ürpererek kafamı kaldırdım. Ne ara dibime kadar gelmişti? Geri çekilmek... Hayır, geri çekilmeyecektim.
Boyunu benimle eşitlemek için kafasını aşağıya indirdi. Şimdi öpeceğini zannetmiyordum. Yüzünde saf bir gülümseme vardı ama gözleri hiç de masum bakmıyordu.
"Çok mu heyecanlandın sen? Öpüşmek bu kadar zor değil. Başka kişilerle öpüşürsen o kişiler için son gördüğü kişi sen olursun o ayrı mesele ama benimle istediğini yapabilirsin. Bu beden sana ait al istediğin gibi kullan. Yani istediğin gibi derken sen anladın benim ne demek istedi-"
Sadece sussun istemiştim. O an öpmek en iyi susturma aracı olarak gelmişti ama dudaklarım, dudaklarına değdiği anda bunu onu öpmek istediğim için yaptığımı anladım. Dudaklarımın üzerinde yarım kalan cümleleri dans etti. Elimi, koluna koyup, yavaşça yanaklarımda olan parmaklarının üzerine kaydırdım.
YOU ARE READING
Mafya Sekreteri 2
Teen FictionÇağrı, Demir, Emir ve Sansar ile başlayan Mafya Sekreteri, Mafya Sekreteri 2 olarak devam ediyor. Çağrı'nın bilmesi gereken 'O' şeyin, aslında bir dönüm noktasına yaklaştığı bilmemesi... Emir'in yengesini bırakmama isteği ve nefesi gibi Çağrı'yı tak...
