1. Sessiz dokunuş

1.1K 53 4
                                        

"Kapıyı iyice kilitle, bir yere çıkarsan da haber ver kızım." Kafamı aşağı yukarı sallayarak onayladım annemi. Annemler akşam çayı için dayıma gidiyorlardı. Ben ise onları bahçe kapısından uğurluyordum. Tüm ev ahalisinin gitmesi akşam boyu evde keyif çatmak demekti. Ablam ve annem arabaya binerken babam bahçe kapısını işaret ederek konuştu.

"Bahçe kapısını da kapatmayı unutma." Beklemeden önümdeki kapıyı kapatıp ardındaki kilidi taktım. Babamda şoför koltuğuna oturduğunda geri dönüp açık olan kapıdan girdim eve. Kapıyı kapatıp mutfağa doğru ilerledim. Terasta dizi izleyeceğim için yanıma bir kaç atıştırmalık aldıktan sonra mutfaktan çıkarak yukarı doğru ilerledim. Çıkarken açık olan ışıkları da kapatıyordum. Evde tek olup karanlıkta kulaklığımla müzik dinlemek, dizi izlemek vazgeçilmez zevklerimden biriydi. Terasa girdiğimde yerdeki bir kaç minderi alıp duvar kenarına geçtim. Alabileceğim en rahat pozisyonu alıp kulaklığımı taktım ve kucağımdaki bilgisayardan diziyi açarak izlemeye başladım.

İki gün sonra sunumum vardı. Üniversitede ikinci sınıfta okuyordum ve bu sene hayatımda hiç konuşmadığım kadar topluluk önünde konuştum. Birinci senemde bu kadar sunum yapmadığımız için o kadar da zor geçmemişti, fakat bu sene benim için kocaman bir zulümdü. Titremelerime engel olmaya çalışmaktan, beden dilimi kontrol etmekten, diksiyonumu ayarlamaya çalışmaktan söyleyeceğim şeylere odaklanmıyordum. Ellerim habire havada kalıyor konuşurken, kendimi ifade etmeye çalışırken onları çok fazla ve gereksiz kullanıyordum.

Evde çalıştığımda böyle bir sorun yoktu, çok güzel ve akıcı bir şekilde sunumumu yapıyordum. Hatta bazen olması gerekenden fazla bile sürüyordu. Fakat sahnedeyken heyecandan, stresten unuttuğum cümleler, başlıklar yüzünden oldukça kısa sürüyordu. Bu yüzden sunumlardan aldığım puanlarım hep barajlardaydı.

İzlediğim bu dizinin de sonuna gelmiştim. İzleyeceğim bir başka diziyi daha açacaktım ki içeriden ses gelince durdum. Kafamdaki kulaklığı çıkarıp terasın camından gözüken içeriye baktım. Karanlıktı ama sokaktaki lambalar içeriyi biraz olsun gösteriyordu. Kucağımdaki bilgisayarı köşeye bırakıp ayağı kalktım. İçeriye girmeden önce terastan aşağı bakıp sokağı kontrol ettim. Geri dönüp odaya girecektim ki gözüm bahçe kapısına takıldı. Kapattığıma emindim ama şu an aralıktı. Aldığım nefes hızlanmaya başlamıştı.

İçeriye doğru adımlayarak ışığı açtım. Etrafta bir şey gözükmüyordu. Bu sefer aşağı inerken geçtiğim yerlerdeki ışıkları açtım. Evin kapısına geldiğimde yavaşça araladım. Bahçe kapısı gerçekten de aralıktı. Kapıyı sonuna kadar açıp bahçe kapısına doğru adımladım. Kapıyı kapatıp ardındaki kilidi çevirdim. Sokağa göz gezdirdiğimde hiçbir şey gözükmüyordu. Tekrar eve girdim. Girişte bekleyip öylece evi süzdüm. Kendi kendime kuruluyordum herhalde. Merdivenlere doğru ilerleyip bir adım atmıştım ki birden her yer karanlığa gömüldü. Tüm ışıklar kapanmıştı. Şalterin attığını düşünmüştüm ki ensemde hissettiğim sıcak nefes aklımı başımdan almıştı.

Tam arkamda biri vardı. Olduğum yere çakılmıştım. Nefesim hızlandı, gözlerim istemsizce dolmaya başladı.

"Korkuyor musun?" Dediği şey ile aklım başımdan gitmiş gibiydi. O kadar çok korkuyordum ki elim ayağım buz kesmişti. Karnımdaki ağrı giderek katlanıyordu. Midemin bulantısı düşünmemin önünde bir engeldi. Dizlerimin bağı çözülmüş gibiydi. Her an yere kapaklanmaktan, onun önüne düşmekten deli gibi korkuyordum.

Önümdeki merdivenlere baktım. Koşarak yukarı çıkabilirdim. En azından denemeliydim.

Daha fazla kendime düşünmek için zaman tanımadım. Kendimi öne atarak koşacaktım ki belime sarılan eller buna mani oldu. İşte o zaman kendimden geçmiş gibiydim.

KARA KADEHWhere stories live. Discover now