Ki, bence bu, bir önlem.
☯
Bu kurgu, geçmişte veya gelecekte, başka bir evrenden kişi veya kişilerce biyografik veya otobiyografik özellikler içermemektedir.
Bu kurgunun ekranını kaydırırken karşına çıkanlardan veya kendine aldıklarından yazarı sorumlu tutmayalım.
O açık ekranda ne bulacağın ne ile karşılaşacağın ne ile sınanacağını aklın almayacak; alsa dahi anlamlandıramayacaksın. Finale giden tesadüflerse senin iradenle belirlenecek.
Bu anlatıda geçen kişi, olay, kurum ve kuruluşlar hayal ürünü kapsamında değerlendirilir. Fakat hikâyede ilerlediğinde, zihninde veya ruhunda herhangi bir iz; kaygı ya da korkuya rastlayacağını düşünüyorsan, lütfen kurgudan usulca çık —eğer eklediysen— okuma listenden de sil.
Çünkü Pandora da bir anlık merakla açtı o kapalı kutuyu ve yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış şekilde gösterdiği cesaretle; asıl çıkması, insanlara ulaşması gereken asıl şeyi, yani umudu, içeride bıraktı. Bu, öyle bir şeydi ki tüm cezasını yaratılanların çektiği, Zeus'un alayla güldüğü, istenmeyenlerin cirit attığı bir parodi çıktı ortaya. Fakat her şey için çok geçti. O kutu bir kez açılmıştı, geri dönüşü yoktu.
Tüm bu nutuğuma rağmen kurgudan çıkmayıp —veya listenden silmeyip— okumaya devam ettiğine göre kararını çoktan vermişsin. Benim yapabileceğim herhangi bir şey kalmıyor ortada. Bundan sonrası sana ve senin seçimlerine ait.
Şimdi ise kurguyu bizzat ben, kendim sana uzatıyorum ve yolundan çekiliyorum. Bu anın ardından, bu satırlarda, sen ve lanet çukurundan çıkan merakının düşüncelerindeki zedesi kazılı.
Bölümleri karıştırdığında, okuduklarından, gördüklerinden dolayı da benim adıma endişelenmene gerek yok, "Bu manyak hangi kafayla yazmış bunu?" diye. Sana, bu konuda söyleyebileceğim tek şey; kurgunun tüm şahsi uğraşlarına rağmen, zihnime henüz sızamadığı ve kontrolün bende olduğudur. Kalemim için aynı şeyleri söyleyebilir miyim? Bilmiyorum, onu kaybedeli uzun zaman oldu. Bir de sen düşün istersen benim yerime, benim hâlimi. Av mıyım, avcı mı? Piyon mu, şah mı? Yoksa daha üst veya daha alt mertebelerde bir yerde miyim? Ya da sen kimsin, neredesin; bu hikâyede senin rolün tam olarak ne?
Âdet yerini bulsun diye iyilik temennilerim de olacak, merak etme.
Sevgiyle ve umutla kal.
Çünkü bunlar, kurgunun ekranını her kaydırışında, pes etmeyip okumayı sürdürdüğün için bir lütuf; ardını merak edip ilerlemek istediğin için bir ceza olacak.
Sadece okumakla kalma, hisset. Karakterleri kınama, yargılama; anlamaya çalış. Şüphe et, doğru veya yanlış bu, diyerek dogmatik bir sonuca sakın varma. Sebebi ise; zamana veya mekâna göre değişiklik gösteren sansürlerin bir yansımasının, içerideki kelimelerin gölgelerinde bulacak olman. Burada, hepimizin görmezden gelmeye çalıştığı, karşımıza çıktığında saklanacak yer bulmak için köşe bucak koşturduğumuz, ruhumuzun en derin karanlıklarına gömdüğümüz duyguların parçalarından oluşan sırların kör bir haritası var.
Kitapla senin aranda bir sözleşme, bir ahittir bu önlem. Baktığın her harf, dalacağın her cümle, bunun küçük fakat gerçek birer adımıydı. Sen, bunu biliyordun. Yine de yürümek istedin.
Şimdi, diğer bölüme geçip korkularını kesinkes mühürlemekle başla ekranı yüzüne biraz daha yaklaştırmaya, metnin içine ışınlanmaya.
Kalemim, kurguyla birlikte el ele tutuşup kirli bir çember oluşturdu, ortasına da seni alıp yörüngende dönmeye başladı. Sen, ana gezegensin artık ve onlar da senin uydun.
Avı ve onun duyguları arasında sıkışmasına rağmen yasak bir bağ kuran; avını, kendisi dışında hiçbir avcıya yem etmemeye ant içen tüm okurlara ithafen.
Uğur getirsin.
☯
YOU ARE READING
PANDORA
General Fiction❝Senin için yeni bir din yaratırım. Ve o dinin Tanrı'sını sen ilan ederim.❞ Babasının şirketinde modellik yapan Ladin, bir gece ansızın karşısına çıkan maskeli bir adamın silahından çıkan kurşunla yaralanır. O geceden sonra, o adam onun için hem bir...
