Giriş

112 17 81
                                        


                                                                                                                                                                             (18 yıl önce)

"Aurora, kızım sana emanet, ona gözün gibi bak."

Kalp atışım hızla derinleşiyordu. Soluk hızım raddeyi epey bir zorluyordu. Daha hızlı ve daha güçlü nefes alıyordum. Panikten elim ayağım birbirine giriyordu. Bir Elira'ya bir de kucağında ki bebeğe bakıyordum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Bu koca kaosun içinde kaybolmuş gibiydim. Kulaklarımı ve beynimi yıkımın sesleri dolduruyordu. Bu resmen koca bir felaketti.

"Aurora!" Elira bu kez daha şiddetli bir şekilde sitem etti.

Bu sefer hızla yutkundum ve Elira'nın kucağındaki bebeği kollarımın arasına aldım. Gözlerim, saklandığım yerden hızla çıkıp savaş meydanına doğru uzaklaşan Eliradaydı. Havadaki bu negatif enerji beni epey germişti kulaklarımdaki patlama sesleri hala daha kesilmemişti. Bütün buzlar eriyordu. Dağlar yıkılıyordu. Saray çöküyordu. Buz sihri ortadan kalkıyordu. Evren ciddi bir şekilde hasar alıyordu. Bir gezegen yok oluyordu. Arkadaşım ise kralını kaybetmişti. Gözlerimi Elira'dan bir saniye bile alamıyordum. O orda Avendor'u durdurmak için, krallığını korumak için savaşırken benim elimden ise hiçbir şey gelmiyordu. Adeta kilitlenmiş gibiydim. Sanki biri beni fena halde sıkıyor hareket etmemi engelliyordu. Kulaklarımı saran bu sesler ise beyin algılarımı tamamıyla kapatmıştı "perilerin çığlıkları, patlama sesleri, oldukça yüksek olan negatif enerji, kucağımdaki bebeğin ağlama sesi...".

"Elira!"

Aniden panikle bağırdım. Gözlerim yerde bitkin bir şekilde yatan Elira'daydı. Az önce güçlü bir negatif sihir tarafından savrulmuştu. Oldukça yıpranmıştı. Kucağımdaki bebeğe zarar vermeden ona sihrimle güç vermek istedim. Yanına gidip ellerimi göğsünde birleştirdim ve onunla gücümü paylaştım. Saniyeler sonra Elira tekrar gözlerini açtı ve o mor gözleriyle kucağımda ki bebeğe baktı.

"ona sahip çık, onu hep koru kar tanem sana emanet." Derin bir nefes aldım. Burada elim kolum bağlı bir şekilde daha fazla duramazdım. Gözlerimi Elira'nın gözlerine kenetledim. Kaşlarımı çatıp ona sitemli bir şekilde bağırmaya başladım

"Elira bende yardım etmek istiyorum. Burada oturup Frozen'ın yıkılışını izleyemem. Gözlerimin önünde yok olmana izin vermeyeceğim!"

Elira doğrulup ayağı kaktı ve bana baktı. Kaşları çatılmıştı. Söylediğim cümleler onu pek ikna etmişe benzemiyordu. Bu sefer bir kraliçe edasıyla emir verir şekilde sert bir ses tonuyla konuşmaya başladı.

"Hayır, Aurora sen savaşamayacaksın! Bu Starlıght'ın ikimizden birine ihtiyacı var. Bu bebeğin korunmaya ihtiyacı var. Sihirli evrenin iyiliği için bu şart. Buzun koruyucu perisinin yaşaması gerekiyor. Taş Kürede buzun korunması gerekiyor ve sen Aurora sen taş Kürede buzun koruyucu perisi olarak kendine ve sihrine sahip çıkmalısın, bu bebeğe sahip çıkmalısın. Şimdi git buradan, Taş Küre'ye geri dön!"

Elira'nın söyledikleri bana her ne kadar doğru gelse de yine de bir korkak gibi geri çekilmek, savaştan kaçmak istemiyordum. Burada kalıp arkadaşıma krallığını kurtarması için yardım etmek istiyordum. İtiraz etmek için tekrar ağzımı açtığımda Elira konuşmama, ona itiraz etmeme izin vermedi.

"Git Aurora! Evren için. Starlıght ve Taş Küre için git!"

Gözlerim hızla uzaklaşan Elira'ya doğru bakıyordu. Haklıydı eğer üçümüzde bu savaştan sağ çıkamazsak bütün buz sihri yok olacak ve buda evrenin sihir dengesini ciddi şekilde bozacaktı. Bütün Starlıght tehlikeye girecekti. Peri sihri zayıflayacaktı. Elira ise ölmeyi, yok olmayı çoktan kabullenmişti çünkü bu büyücü karşı konulamazdı.

Olduğum yerden hızla sarsıldım. Tam yanımda güçlü bir negatif sihirli bir patlama olmuştu. Kucağımda ki bebeğin ağlama sesleri daha da şiddetlenmişti. Ona ve bana zarar gelmesin diye kendimi koruma kalkanına aldım ve son bir defa Elira'ya baktım. Direndiği savaşta mağlup olmuştu. " Git Aurora! Everen için." Elira'nın sesi son kez kulağımda çınladı ve işte o zaman anladım ki buradan gitmek, vereceğim en iyi karardı.

                                                                                            ...

Bazen Taş Küre'nin buz kraliçesi olmanız bile yenilemeyeceğiniz anlamına gelemez. Ya da hayatta zor kararlar almayacağınız anlamına. Güç ve rütbe olarak üstün olabilirsiniz ama fedakârlık yapmak için hazır olan biri karşısında her zaman kaybedersiniz. Çünkü fedakârlık, çoğu zaman karşı konulamaz bir güç ve çok güçlü bir sihirdir. Başkalarının iyiliği için kendi kötülüğünde boğulmaktır fedakârlık. Üstelik bu kötülüğü kişinin kendisinin seçmesidir. Ama benim yaptığım bir fedakârlık değildi. Ben başkaları için kendimi değil arkadaşımı feda etmiştim. Feda etmek zorunda kalmıştım. Bunu bizzat kendisi istemişti çünkü eğer bunu yapmasaydım evrenin başı ciddi derde girecekti. Elira ise koskoca bir evren için, Starlıght Evreni için kendini, krallığını feda etmişti. Tam bir kraliçeye yakışır bir hareketti. Fedakârlık çok güçlü bir sihir demiştim değil mi? İşte Elira bu sihrin ta kendisiydi.

Şatodaki tahtımda otururken gözlerimden yanağıma doğru süzülen bir damla gözyaşını elimin tersiyle sildim. Elira'yla gurur duyuyordum ama bu yine de üzgün olmadığım anlamına gelmiyordu. En yakın arkadaşımı kaybetmiştim. Bunun için elbette üzülüyordum ama metanetli olmalıydım çünkü benim önemli bir görevim vardı. Taş Kürede yönetmem gereken koca bir buz peri krallığı vardı. Kendimi toparlamaya çalışırken önümdeki sihirli buz aynası açıldı

" Kuzey perisi"

Bu ses Taş Kürede alev perilerinin kraliçesi Aria'ya aitti. Olanlardan haberi vardı. Taş Küreye indiğim anda olanları bizzat kendisine ben anlatmıştım. Saygı da kusur etmemek için oturup derin düşüncelere daldığım buz tahtımdan kalktım. Aynanın karşısına yansımasının karşısına geçtim Aria, uzun düz koyu kırmızı saçları ve laciverte yakın mavi gözleriyle tam karşıda duruyordu.

"Alev perisi ?"

"iyi olup olmadığını kontrol etmeye geldim."

"Teşekkür ederim." Dedim soğuk bir sesle. Alev perisi Aria iyi olmadığımı düşünmüş olacak ki sözlerine şu şekilde devam etti.

"Bak Aurora güçlü kalmalısın. Her şeyden ve herkesten daha güçlü... Çünkü senin çok önemli bir görevin var. Sen Taş Kürede buzun koruyucu perisisin. Ve bunu sende biliyorsun ki Taş Kürede de buzun kaynağı yok olursa peri güçleri ciddi hasar alır. Buna izin veremeyiz."

Peri güçleri, evren, buzun kaynağı... Bu sözcükler bütün gün asla aklımdan çıkmamıştı.

"Evet, Aria." dedim durgun bir sesle. Aria konuşmasına devam etti

"Hem senin artık yeni bir sorumluluğun var." Dedi buz beşiğinin içinde uyuyan bebeği işaret ederek. "Irena" diye fısıldadım bebeğe bakarak. "Kızım"

O anda Irena'nın sonsuza kadar benim kızım olacağını ve benim sonsuza kadar onu korumam gerektiğini anlamıştım. Tabi bu sonsuzluğun beş yıl ile sınırlanacağını nereden bilebilirdim...

BUZUL TAHTWhere stories live. Discover now