Yarattıkların Sonunu Getirecek

918 100 393
                                        

"sonumuz güzel olmadı ama ben sonsuzluğa kadar sana kavuşacağım anı bekleyeceğim."

23.06.2025
İlk bölümün yayın tarihi.




23 Kasım 1999

Yalçınkaya malikanesinde büyük bir telaş vardı. Hizmetçiler ailenin yeni doğacak üyesi için odadaki son dokunuşları yapmakla meşguldüler. Taner Yalçınkaya ise eşi Cansın Yalçınkaya'yı kucağına almış, arabasına doğru yürüyordu. Büyük gün bugündü. Kimisi için güzel, kimisi için acı bir gün. Çünkü annesi bu bebeği doğurmayı asla istemiyordu. Zaten bir tane evladı vardı, tek varis; Ceren Yalçınkaya.

Taner ise... Bu bebeğin doğmasını en çok isteyen kişiydi bu malikanede. Çünkü kendisinden sonra gelecek güçlü, akıllı ve tıpkı kendisi kadar acımasız bir varise, daha doğrusu kukla gibi kullanabileceği bir askere ihtiyacı vardı. Ama Cansın, kocasının bu planını elbette ki biliyordu. Zaten bu çocuğu doğurmak istememesinin en büyük nedeni buydu. Evladını kurban vermek istemiyordu.

Taner arabaya koşarak yetişti ama her adımında Cansın'ın canı daha çok yanıyordu. Sarı saçları terden alnına yapışmış, mavi gözleri kıpkırmızı olmuştu. Tabii bunun diğer nedeni ise daha on dakika önce uyuşturucu kullanmış olmasıydı. Çocuğun düşmesi için elinden ne geliyorsa yapmıştı.

"Arda, hemen hastaneye gidiyoruz." Sakin bir şekilde şoförüne talimat verdikten sonra eşini arka koltuğa yatırdı ardından kendisi yolcu koltuğuna oturarak kapıyı kapattı. Cebinden sigara paketini çıkararak zipposuyla ateşledi ve derin bir nefes aldı.

"Söndür şunu," Cansın'ın astımı olduğu için nefes almakta zorlanıyordu fakat Taner umursamadı bile, tıpkı her zaman yaptığı gibi. Sigarasından bir nefes daha alırken ön camdan dışarıyı izlemeye başladı. Çok gürültülü bir fırtına vardı, tıpkı eşinin kalbinde kopan bir fırtına gibi.

Arabada büyük bir sessizlik hakimdi, Cansın Yalçınkaya'nın kesik kesik nefes ve inlemeleri dışında. Bir yandan karnına bastırıyor, diğer yandan ise Tanrı'ya dua ediyordu; bebeğin canlı doğmaması için.

"Geldik, Taner Bey," Taner sigarasını söndürüp arabadan indi ve tek hamleyle eşini kucağına alarak hastaneden içeriye girdi.

"Yardım edin! Eşim doğum yapıyor!" şimdi rolünü oynamaya başlamıştı işte; sevgili eş ve çocuğunu ebediyete kadar sevecek olan baba rolü. Taner Yalçınkaya'nın asla olamayacağı iki şey.

Cansın ise durmadan ağlıyor, bu bebeği doğurmayacağını dile getiriyordu. İstememişti bir kere, sevmeyecekti onu işte. Hayatındaki tüm olumsuzlukları bu çocuğun üzerine yıkacaktı. Ve asıl sorun şuydu ki; eğer Taner, Cansın'ın uyuşturucu kullandığını anlarsa onu yaşatmayacaktı. Çünkü Cansın'ı hiçbir zaman sevmemişti, varis yetiştirebilmek için gerekli olan bir taşıyıcıydı onun için.

Ama her şeye rağmen insan âşık olacağı kişiyi seçemiyordu. Tıpkı Cansın'ın Taner'e on yedi yaşından beri âşık olmayı seçememesi gibi. Komik olan da buydu; hayat dolu kızlar hep yanlış kişilere âşık olup hayatlarını kendilerine zindan ediyorlardı. Taner o zamanlar on dokuz yaşındaydı, Cansın'ı kandırmıştı, onu sevdiğine inandırmıştı. Zaten bir yıl sonra da yıldırım nikahı ile evlenmişlerdi. Cansın'ın ailesi soylu bir aileydi fakat Taner'in ailesi ise tam tersiydi. Babası uyuşturucu bağımlısı, annesi ise bir hayat kadınıydı. İşte Taner'in planının birinci kısmı da tam olarak burada devreye giriyordu. Büyük bir imparatorluk kuracaktı kendine. Herkesi parmağında oynatacaktı. Ve bunun için doğacak olan bebeğini kurban edecekti.

Madalyonun Arka YüzüStories to obsess over. Discover now