...
Kapının çarpmasıyla irkildim; gürültü odanın duvarlarında yankılanırken nefesim boğazımda takılıp kaldı. Elim hâlâ kapı kolundaydı ama zorlamadım, açamayacağımı biliyordum.
Arkadan bir elini kapıya yaslamıştı ve ben onunla kapı arasında sıkışı...
Oops! Ang larawang ito ay hindi sumusunod sa aming mga alituntunin sa nilalaman. Upang magpatuloy sa pag-publish, subukan itong alisin o mag-upload ng bago.
"Bazı bakışlar kelimelerden daha fazlasını anlatır. Ve bazı sessizlikler, bir tanışmadan daha çok tanışmaktır."
🍁
Okulun konferans salonu normalde sadece final dönemlerinde bu kadar dolu olurdu. Ama bugün, bütün kampüs -özellikle kızlar - sanki tek bir adamı görmek için buraya toplanmış gibiydi.
Türkiye'nin en genç , en prestijli, en iyi mimarlarindan olan ve aynı zamanda dünyaca ünlü bir mimar olan Demir Alakurt.
4. Sınıfını okumakta olduğum üniversitede bu gün konuşma yapacak ve biz öğrencileri engin bilgileriyle aydınlatacaktı.
Kolumu çekiştiren ve beni daha hızlı olmaya zorlayan arkadaşım yüzünden derin bir oflama döküldü dudaklarımın arasından.
Sabah uyanamadığım için basit bir topuz yaparak evden ayrıldığım saçlarım artık özgürlüklerini ilan etmek üzereydiler.
Sıkıntılı bir nefes daha vererek elimle yüzüme dökülen saçlarımı çekmeye çalıştım , ama bunu yaparken kalemi gözüme sokmuş bir çığlık koparmıştım.
Beril çığlığımı umursamadan rehin tuttuğu kolumla beni çekiştirmeye devam etti , diğer elimde bı not defteri ve bir kalem tutuyordum .
Evet az önce gözüme giren kalem...
" Ya kızım dursana . Gözümü kör ettin, görende kim geliyor sanacak ."
Beni zerre umursamadı. " Allah seni napmasın kızıl ayağının altında yumurta kırılıyor sanki, hızlı olsana biraz." Hiç takmadan devam etti yoluna , aksine beni daha hızlı çekiştirmeye başlamıştı. Asla anlamıyordu. Gözlerimi devirerek el mecbur beni sürüklenmesine izin verdim.
Şükür ki garip bakışlar altında konferans salonuna gelmeyi başarmıştık ama Beril oldukça memnuniyetsiz duruyordu.
" Al işte cadalozlar ön sıraları kapmışlar bile." Ön sıralara doluşan kızlara düşmanca bakışlar attıktan sonra tekrar kolumdan tuttu ve mecburi arka koltuklara ilerledi.
Ben bu gün yürüyemiyor muydum? Bu kız niye kolumu bırakmıyordu.
Arka koltuklara geçip oturduktan sonra derin bir nefes aldım ve gözümün önüne gelen saçlarımı gelişi güzel arkaya attım. Bu sırada Berilin söylenmeleri devam ediyordu ama zerre dinlemedim . Sıcaktan bayılmakla meşguldum çünkü.
Artık okulun bitmesi gerekiyordu yoksa ben bitecektim. Millet tatil yapıyordu biz okula geliyorduk reva mıydı bu?
Bence değildi.
"Şunların parfüm kokularına bak öğk iğrenç" baygın gözlerle baktım yanındaki arkadaşıma, bu konuda gerçekten haklıydı yazın bu sıcağı yetmiyormuş gibi birde parfüm şişelerini üstlerine boşaltmış gibilerdi.