Lost Souls-9

1.6K 123 15
                                        

Hızlı olması gerekiyordu kızın yoksa etraftaki ajanların Bucky Barnes'a dayanamayacağını biliyordu. Asansöre bindi ve sabırsızca konuşmaya başladı.
"En alt kat. Hava araçları katı."
"Anlaşıldı."
Yerinde durmaz bir şekilde asansörde dört dönüyordu. Onun kahramanı olduğunu sadece iki kişi biliyordu başta. Phil Coulson ve Tony Stark. Kız zaten onlarla büyümüştü ve sırlarını onlardan saklamazdı bu yüzden de ajan Coulson, Bucky Barnes'ı kızın himayesine bırakmıştı. Ona iyi davranacak saylı kişilerden olduğunu biliyordu. Asansör kapısının açılması ile kendini koşar halde buldu kız. Uçaktaki odada etrafı yıkmaya devam ediyordu adam. Bunu bildikleri için zaten onu ana üsten uzak tutmuşlardı. Uçaktan içeri girip merdivenleri bir solukta çıkmıştı adeta. Odadan ses geldiğini duyunca kapıyı hızla açtı ve kendisini içeriye atı.

"Bucky!?"

Soluk soluğa kalmış bir şekilde karşısındaki metal kolu adama baktı.
Metal kolu ile erkek bir ajanın boynundan tutup havaya kaldırmıştı. Gelen ses ile kafasını yana çevirdi ve kıza baktı. Adam sanki cansız bir şeymiş gibi onu duvara fırlatı ve kıza yaklaştı.

"Bu lanet adamlar laftan sözden anlamıyor! Onlara seni görmek istediğimi söyledim ama bunun asla gerçekleşmeyeceğini söylediler!"

Elini yerden kalkamaya çalışan adamın üzerinde tutmuş bir şekilde kükrüyordu.
Kız sinir duygularını hissedince onunda içine sinir doğdu. Daha yeni soluklanıyordu ve ortadaki gerilim nefesini kesmişti. Ellerini kafasına koyup kısa bir süre bekledi ve derin nefes alarak yerdeki adama baktı.

"Size dememiş miydim ben, beni istediği an çağırabilir, sen kendinde ne hak buluyorsun! Kaçımcı seviyesin sen ajan!?"

"4. Seviye efendim."

"O zaman 4. Seviyenin derecesini bilp de hakaret edeceksin! Sen kim oluyorsun da senden üst bir ajanın emirine karşı geliyorsun!? Çık dışarı! Coulson'a hesap vereceksiniz hepiniz!"

Ajan hızla dışarıya çıkarken kız hala soluklanıyordu. Adamın içinde endişe vardı. Cezasının ağır olmasından endişeleniyordu. Gözlerini Bucky Barnes'a çevirdi. Ayakta durmuş bir halde kıza bakıyordu.

"Biliyorsun ki ajanlarımızı böyle duvara atmasın. Geç otur."

Barnes'ın yatağına ilerledi ve oturdu. Adam kızın daveti üzeri karşısında duran sandalyeye geçti.

"Evet bu kadar önemli olan neydi de her yeri dağatın?"

"Yemekler güzel değil."

"Bu muydu yani?"

Adam çarpık bir gülüş atı ama sonra ise kız görmeden yüzünden gülüşü sildi ve ciddiyetini korudu.

"Buda var tabi ama asıl sebep hatırlarımın ardasına insanlar girmeye başladı. Yanımda küçük sarı saçlı cılız hayır çok cılız bir çocuk oynuyor. Her anımda o var. Bu kim?"

Hatırlanan anılar tokat gibi çarptı kızın yüzüne. Bu kadar hızlı hatırlayacağını düşünmemişti.

"Bucky. *öksürük* Hydra'nın S.H.I.E.L.D in içine sızdığı zamanı hatırlıyor musun?"

Kıza bir süre baktı ve bekledi demir kollu adam.
"Evet."
"Orda ki görevini hatırlıyor musun peki?"

'Sen benim arkadaşımsın."

"Sen benim görevimsin."

Anılar tek tek canlandı. Sarı saçlı adamın dedikleri meşgul eti o an aklını. Aynı saçlardı. Benzer yüz hatları. Dediği kelimeler adamın...

Lost Souls || pietro maximoffWhere stories live. Discover now