Yaşadığım kayıplar, yalnızlıklar ve hissizlikten bıkmıştım. Kötü dönemleri atlatmanın en kolay yolu kaçmaktır ama nereye doğru? Belki de hep kaçarak kendimi bu döngüye hapsediyorum ama bu acı duygularla baş etmenin bir yolunu bulamadığımda kendimi yine nerede mi buluyorum? İşte tam burada. Bir geece odamda tek başıma oturmuş canım sıkkın ve aylardır kafamdan çıkmayan düşünceleri susturmanın vaktinin geldiğini düşünüyor, bir yandan telefonumda özellikle ulaşmamam için her yerden silmiş olduğum bir numarayı arıyordum. Sonunda o numarayı bulduğumda tereddüt etmeden direkt aradım çünkü tereddüt etseydim vazgeçmekten korkuyordum. Telefon hemen açıldı :
Sedat : Alo?
Alen : Selamm naber, neredesin?
Sedat : Bir şey mi oldu
Alen : Özlemedin mi beni?
Sedat : Çok özledim
6 Aydır yokluğumla hayatını zindan ettiğim o kişi. Yine ona döndüm çünkü çözemediğim ama bana iyi gelen bir şeyler vardı onda.
Alen : Beni alabilir misin? eskisi gibi yine mekana gidelim biraz kafa dağıtır eğleniriz ihtiyacım var. Sana ihtiyacım var
Sedat : Benimde sana çok ihtiyacım var. Bekle arabayı alayım geliyorum 15-20 dakikaya.
İçim kıpır kıpır olmuştu uzun zamandır onunla görüşmüyordum heyecan mı? anksiyete mi? mutluluktan mı yoksa korkudan mı? bilmiyorum ama genelde böyle hissettiğimde sonu pek iyi olmazdı. Sanki acelem var gibi hızlı hızlı hareket ederek elim ayağıma dolaşarak hazırlanmaya başladım. Evimin yaklaşık 5-10 dakika yürüme mesafesine gelmişti hemen evden çıkıp yanına gittim arabasına bindim. Selamlaşma, özlem giderme ve havadan sudan konuşmanın ardından :
Sedat : Ailenle, abinle aran nasıl?
Alen : Şimdi sırası mı?
Sedat : Merak ediyorum sarı
Alen : Bana şöyle seslenme demiyorum mu çok salakça
Sedat : Niye ben sana öyle demeyi seviyorum
Alen : Kırmızı de bak saçlarımı kırmızıya boyadım
Ufak bir gülüşmenin ardından Sedat : Merak ediyorum ama neden kayboldun, niye yaptın böyle?
Alen : Öyle gerekti işte sonuçta şimdi bak buradayım değil mi? Yeter darlama beni! İstemiyorsan gideyim?
Sedat : Tamam tamam özür dilerim.
Yaklaşık yarım saat sonra karanlık, yokuş aşağı, dar, uzun ve çıt çıkmayan bir sokağın başında durduk. Yokuş aşağı yürümeye başladık.
Alen : Burası mıydı?
Sedat : Evet unuttun mu hemen
Alen : Yok karıştırdım bir an, neyse birileri var mı yine?
Sedat : Bizim Ertan var bir de bir arkadaş gelecek.
Alen : Niye ya kim geliyor yine? Bunca zaman sonra geliyorum Sedo ekemiyor musun insanları?
Sedat : Hayatım arkadaş ortamdan değil ama bir şeyler getirecek Ertan'ı zaten tanıyorsun
Alen : Tamam sıkıntı yok ta neyse gelecek olan arkadaş çok durmasın
Sedat : Kötü biri değ-
Alen : Neyse ne ya of.
Sokağın ortasına doğru geldiğimizde bir binanın önünde bodruma doğru inen merdivenlerden inmeye başladık ve kısık ışıklı, 6 kapı bulunan bir koridordan soldan ortada ki daireye girdik. İçi rutubetli, küçük, basık, bir koltuğa, bir yatağa, bir masaya, ufak bir mutfağa ve küçük bir tuvalete sahip, biraz korkunç bir yerdi ama burayı seviyordum çünkü burada bir şeyi düşünmeme gerek yoktu. Rahat ve mutluydum kafam burada daima yükseklere çıkıyordu. Ertan bizi karşıladı, oturduk biraz sohbet ettik derken kapı çaldı.
YOU ARE READING
Savrulurken
Teen FictionHislerini bastırmak ya da doruklarda yaşamak. Aradığı tek şey yolunu bulmak olsa da önünü asla görememek. Alen boşlukta süzüldüğünü düşünse de kendini bir çok kez aşk, şehvet, öfori ve acı içinde sıkışmış sonu olmayan bir yolda savrulurken dengesini...
