♥ ✭ • ۰ Yeni dünyama hoş geldin aşkım, içeride uzun zamandır seni bekliyordum. Buraya okumaya başladığın tarihi bırakabilirsin. ۰ • ✭ ♥
Keyifle oku🤍
Not: Bu hikayede ismi geçen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir.
GİRİŞ
Doğduğunuz günü hatırlıyor musunuz? Peki ya saatini?
Okula gittiğiniz ilk günü? Edindiğiniz ilk arkadaşınızın ismini?
İçinizde kelebekleri uçuşturmayı ilk başaran o özel kişiyi? İlk aşkınızı...
Doğuyoruz, büyüyoruz, okula gidiyor, farklı meslekler seçiyoruz. Yeni arkadaşlar, sıkı dostlar ediniyor, seviyor, seviliyor hatta âşık olup evleniyoruz.
Kesin bir sayı vermek mümkün olmasa da Birleşmiş Milletler verilerine göre her yıl yaklaşık 140 milyon çiftin evlendiği söylenmektedir.
BBC' nin sitesindeki 2011 yılı verilerine göre dünyada yaklaşık her saat 15.347 kişi doğuyor ve ne yazık ki her saat 6.418 kişi ölüyor. Bazıları cinayete kurban gidiyor. Üstelik bu cinayetlerin birçoğu aileleri arkadaşları, dostları, sevdikleri yani en yakınları tarafından işleniyorlar.
O zaman ne yapmalıyız, hayatta kalıp yaşamak için evlenmememeli, sevmemeli, âşık olmamalı mıyız? Çalışmamalı, okumamalı, kimseye güvenip arkadaş olmamalı mıyız? Evlerimizden çıkıp toplumun içine karışmamalı, herkesten, her şeyden izole mi yaşamalıyız? Doğmamalı mıyız...
Her ne sebeple olursa olsun hiçbir hakkı yokken birinin hayatını elinden almaya, cinayet işlemeye onları iten asıl sebebin ne olabileceğini hiç düşündünüz mü?
Ya kurbanlar? Onların yerinde olsanız ne yapardınız? Tehlikeyi önceden sezebilir miydiniz? Kimden nasıl geleceğini bilip önlem alır hatta engel olabilir miydiniz? Hayatta kalabilir miydiniz?
Evet mi? Hayır mı? Cevabı bilmiyor musunuz? Kafanız mı karıştı?
Abygail'in de kafası karışmıştı. "O da kim?" dediğinizi duyar gibiyim.
İçimizden biriydi Aby. Arkadaşları, dostları, sevdikleri, âşık olup evlendiği bir kocası vardı. Gençti, güzeldi. Okulunu bitirmiş, meslek sahibi olmuştu. Mutluydu da.
Ama sonra...
Sonra ne mi oldu?
Hadi gelin birlikte bakalım. Kim bilir, onun başına gelenlerin sırrını belki de siz çözebilirsiniz.
...
Abygail uyandığında kalbi deli gibi çarpıyordu. Bütün vücudu terden sırılsıklam olmuş, dili damağı kurumuştu. Kendini telkin etmek için çabalarken "Sakin ol," diye mırıldandı. "Gördüklerin gerçek değil. Hiçbir şey yok, güvendesin."
Yine son zamanlardaki kâbuslarından birini görmüştü. Uyandığı zaman rüyasında kendisini korkutan şeyin ne olduğunu hatırlamıyor ama her seferinde yatağından kan ter içinde, sıçrayarak kalkıyordu. Kabul etmek istemese bile sebebin bir süredir geceleri evlerinin penceresinde beliren tuhaf ışıklar olduğunu biliyordu. Onları ilk gördüğü günden beri kâbuslar yakasına yapışmış ve peşini bırakmamıştı. Kocasının işleri şu sıralar o kadar yoğundu ki bir türlü söylemeye fırsat bulamamıştı.
Başucundaki komodine uzanıp abajurun ışığını açtı.
Abajurun yanında duran küçük dijital saat 03.15'i gösteriyordu. Onun arkasındaki eski fotoğraf gözüne ilişti sonra. Solmuş, yıpranmış hatta gümüş çerçevenin içinden görünmese de hatırladığı kadarıyla bir kenarı azıcık yırtılmıştı. Arkasında da "Haziran, 2016." Yazıyordu. Lisede, son sınıfta çekildikleri okul fotoğrafıydı baktığı.
