Victoria gözlerini açtığında ufak bir hastahane odasında olduğunu fark etmişti. Burnuna nefret ettiği hastahanelerin meşhur serum kokusu geliyordu. Etrafına göz gezdirdiğinde bu gereksiz kalabalığa anlam vermeye çalıştı. Sağ köşede gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş annesini gördü. Küçük bir fısıltıyla neler olduğunu sormak istemişti fakat annesinin onu duymadığını fark edince etrafındaki diğer insanlara yöneldi. Karşısında birbirini teselli etmeye çalışan arkadaşları duruyordu. Akrabaları desen öbür köşede telefonla birilerine hüzünlü bir şekilde bir şeyler anlatıyorlardı. Görünüşe bakılırsa kimse Victoria'nın doğrulduğunu görmemişti. Victoria acıyla yatağından kalkıp annesinin yanına gitti. Tanrım sanki görünmez gibiydi. Neden kimse onu farketmiyordu. Bu bir şakamıydı yoksa. İteleyip kakalasada hiçbir işe yaramıyordu. Hem vicudundaki yaralarada bir anlam veremiyordu. Birinin onu duyup herşeyi açıklaması gerek ti. Artık dayanamıyacağını anladı ve boğazı patlayana dek bağırmaya başladı. Öyle derinlemesine bir çığlık atıyorduki yutağından akan sıcak kanı hissedebilmişti. Hiç durmadan, nefes bile almadan devam etti. Eğer bu bir şakaysa dayanıcak gücü kalmamıştı. İnsanlar dönüp bakmıyordu bile...
