1

79 5 5
                                        

Hayatın bize neler getireceğini bilemeyiz bazı zamanlarda. Veya kimlerin hayatımıza çıkıp gireceğini. Ben ki sevdiği adam için ailesini karşına almış bir kadınım. İlk başta ailemden uzak kalmak zor olsa da şu an çok mutluyum.

Eşim dünyanın en centilmen adamı olabilir. Ne istersen önümde ne istemezsem arkamda. Yani böyle bir adamı niye kabul etmeyesiniz ki anlamıyorum. Beni evlatlıktan reddettiler.

Kahvaltıyı hazırladıktan sonra eşimi uynadırmaya gittim. Yaklaşık olarak 8 ayımız oldu. Ve gerçekten geçirdiğim en mutlu 8 ay olabilir.

Odaya girince "aşkım hadi kalk kahvaltı zamanı. Hadi işe geç kalacaksın." onu uyandırmaya çalışırken birde elbiselerini hazırlıyordum.

"tamam güzelim uyanıyorum. 5 dk daha" yine sitemli be şekilde mırıldanıyordu

"1 dk bile yok Burak hadi kalk" o uyanmayınca onu çekiştirmeye başladım. Birden kolumdan tutup beni çekti. Göz göze gelince burnuma bir fiske attı "günaydın sevgilim" diyip yataktan kalktı. Bu adama aşığım ya

Ben de bir süre öyle kaldıktan sonra kalktım yataktan. Aşağı indim ve kahvaltıya oturdum ve beraber kahvaltımızı yapmaya başladık.

Bitirdikten sonra Burak kendini hazırlayıp evden çıkmadan önce bana veda öpücüğü verip evden çıktı.

Aslında bizim hikayemiz eskiden o kadar da mükemmel değildi. Ben burak'ı çok seviyordum ama onun duygularından emin değildim. Zaten o da o zamanlarda aşırı çapkındı yani takılmadığı kız kalmamıştı. Bu beni biraz üzse de şu an onunla evli olan benim ve umursadığım tek şey bu.

Sonra ben ona duygularımı söyledim burka ilk başta çok şaşırsa da duygularıma karşılık verdi. 3 ay beraberlikten sonra ben artık onunla evlenmek istediğimi söyledim. O da kabul etti ve beni ailemden istemeye geldi ama ailem onu reddetti. Onu geçmişinden dolayı yargılıyorlardı.

Ama ben onun değiştiğine inanıyordum. Son çare benle Burak Kaçmaya karar verdik. Hızlıca bir nikah kıyıp ailelerimizin önüne çıktık. Ailem bu yaptığıma çok kızdılar ve artık böyle bir kızımız yok dediler. Beni evlatlıktan reddettiler.

Biz İstanbulda yaşıyorduk ama işte yaşanılan o talihsiz olaylardan sonra İzmire yerleşmeye karar verdik. Çok acı çektim. Ailemden uzaktaydım. Her gece ağlıyordum. Ama elimde değil burak'ı gerçekten çok seviyorum. Gönül söz dinlemiyor.

Ama artık o günleri de aştım ve eşimle çok mutlu günler geçiriyordum.

Birden öğürmeye başladım ve banyoya koştum. Kaç gündür böyleyim sürekli öğürüp kusuyorum. Zaten reglimin de üstünden yaklaşık Bi 15 gün geçti galiba oluyor ama tabi emin olayım diye eczaneden hamilelik testi almam lazım

Hemen koştum eczaneye "hanımefendi bir hamilelik testi alacaktım da" dedim biraz kısık sesle. Kadın gülümseyip bana hamilelik testini uzattı "tabii buyrun efendim" dedi tatlı bir şekilde ben de ona gülümseyip ücretini ödedikten sonra eve döndüm.

"ayy hadi ya" heyecanla ne çıkacağına bakıyordum. Ve sonunda o ikinci çizgi de belirdi mutluluktan ağladım. Ve heyecanla burak'ın gelmesini bekledim.

Akşama doğru çok güzel bir sofra hazırladım. Kapı çalınca hemen koştum açtım. Burk beni görünce "bu ne güzellik. Ne oldu? Özel bir gün mü?" diyip bana sarıldı. "yanii biraz, sanırım" dedim utangaç bir şekilde.

İçeri geçtik sofraya oturduk birden burka "ee söylemeyecek misin bu günün önemini?" dedi. Ben de kalkıp ona hediye kutusunu uzatarak "bunu aç göreceksin" dedim açtı ve içinden hamilelik testini çıkardı. birden görünce çok şaşırdı ve tepki veremedi

"ee niye konuşmuyorsun? Şoka mı girdin." dedim ufak sinirle. "yani ne diyeceğimi bilmiyorum ama çok sevindim tabii. Tebrik ederim sevgilim" diyip bana sarıldı. Başımın üstünden öpüp oturdu ve yemeğimiz devam ettik.

Artık her şey çok daha güzel olacak gibi hissediyorum. Umarım yani. Dün yemekten sonra doktor randevusu aldık ve şimdi doktora gidiyoruz.

"zeynep hanım bu bebeğinizin kalp sesi." diyince doktor çok duygulandım ve ağlamaya başladım. bebek 1 aylıkmış. Burak'a baktım onun da gözleri dolmuştu. Ah canım benim ya

Aradan yaklaşık olarak 7 ay geçti ve karnım artık çok büyüdü. Bazen karnımı gördüğümde çok şişman ve çirkin hissediyorum kendimi ama Burak hemen olaya el atıyor tabii.

Yine sabah uyandım ve burak'ı uyandırdım "hadi canım kalk işe geç kalacaksın" Burak bir şirkette cioydu.

"tamam kalkıyorum" diye mırıldanıyordu her zaman ki gibi "mızmızlanma hadi kalk" dedi ve üstünden yorganı çektim. Hemen kalktı ve aşağı indi. Kahvaltıdan sonra o işine gitti. Ben de bebeğim için patik örüyordum. Minik minik mavi patikler.

Patikleri biraz kenara koyup mutfağa gittim. Birden tezgahın üzerinde burak'ın yemek kabını gördüm "ayy canım ya aceleden yemeğini evde unutmuş" dedim kendi kendime. Hemen yemek kabını alıp yola çıktım.

Saat öğlene de yaklaşıyordu zaten. Hazır şeyler yemesini istemiyordum onun için her sabah ona bir kap yemek hazırlardım. Şirkete geldim ve hemen içeri girdim. Şirkettekiler beni tanıdıkları için kimse bana randevum var mı diye sormadan girmeme izin verdiler.

Burak'ın kapısının önüne gelince kapıyı çalmaya gerek duymadan içeri girdim. O an kalbimin ritmi durdu gibi hissettim. Bu olmazdı değil mi?! Gördüğüm gerçek olamazdı! Lütfen olmasındı............

umutWhere stories live. Discover now