Hikayeyi ilham kaynağı olan arkadaşım kokorec99'a ithaf ediyorum. Hikaye onun sayesinde burada şuan.
Tatlı okumalar✨
Ruh yalnız gerçeği düşünürken dingindir.
Gözlerim kucağımdaki kitaptan tam karşımdaki balkona döndü. Işığı kapalıydı. Henüz eve gelmemişti.
Balkona yerleştirdiğim ve önünü yan bolkana çevirdiğim koltukta dizlerimi kendime çekmiş, üzerlerine Umberta Eco'nun bir kitabını koymuştum. Ne okuduğumu bir türlü anlayamıyordum, oysaki her zaman karşı balkonu izleyerek kitap okumaktan zevk alırdım.
Yandaki sehpaya uzanıp soğuyan kahvemden bir yudum aldım. Kitabı kapatarak sehpaya koydum, anlaşılan o eve gelene kadar tek kelime bile anlayamayacaktım. Saat çoktan gece yarısını geçmişti ve ben bir aptal gibi onun ışığının yanacağı anı bekliyordum. Eve gelene kadar aklım onda kalacaktı.
Yan yana olan baklonlarımız sayesinde kısa anlarda onu izleme fırsatı bulurdum. Çaresiz bir şekilde platonik olduğum sevgili yan dairemdeki komşum Han'dan bahsediyordum. Hacimli kurum siyahı saçları, güldüğünde tek yanağında ortaya çıkan gamzeleri, koyu kahveye benzettiğim gözleri ve o çekici sesi beni benden alıyordu.
Ne yazık ki ben öylesine utangaç ve içine kapanık birisiydim ki aşkımdan gebersem de gidip ona senden hoşlanıyorum diyemezdim.
Zihinime benden izinsiz onu balkonda üstü çıplak gördüğüm anlar geldi. Siktir ya, adonis kasları mükemmel görünüyordu. Hem de arkadaşına olan öfkesi yüzünden gerilen bedeni benim için güzel bir ziyafet gibiydi. Gizlice balkonun kenarından onu izlerken dakikalar içerisinde içeriye girmesi benim üzerimde bıraktığı etkiyi silememişti.
Damarlı kolları, bir eliyle sinirle balkon demirliklerini sıkarken ortaya çıkan ve gerilen kasları. Karnındaki güzelim dörgen kaslar.
Dudağımı ısırarak başımı koltuğa yasladım ve gözlerimi tavana diktim. Bu saate kadar dışarıda ne yapıyordu? Kiminleydi? Neden eve gelmiyordu?
Aklıma gelen ihtimaller yüzünden zorlukla yutkundum.
Ya bir kızın evindeyse? Onunla...
Başımı iki yana salladım. Bunları düşünmemeliydim.
Madem hayatına girecek kadar cesaretim yoktu, hayatına aldıkları yüzünden de onu suçlayamazdım.
Ama onu bir kızla yan yana düşünmek bile çok kötü hissetmeme neden oluyordu.
"Talya!" Annemin sesiyle irkilerek hızla kafamı kaldırdım. Balkon kapısında durmuş sabahlığını çekiştirirken öfkeli gözleri bendeydi. Rahatsızca kıpırdandım, geliyordu türk annesi sinir krizi. "Ne yapıyorsun bu soğukta balkonda sen? Saat kaç haberin var mı? İki olmuş! Akşam yatmak bilmiyorsun, sabah kalkmak bilmiyorsun! Hemen yatağa git!"
Ama yatağa gidersem onun eve gelip gelmediğini nereden bilecektim ki?
Meraktan çatlar asla uyuyamazdım sabaha kadar.
"Anne, kahvemi içeyim söz veriyorum uyuyacağım. Biraz hava almaya çıktım."
"Sen yine kitap okuyordun değil mi?" Sehpadaki kitabımı alarak havaya kaldırdı. "Bu gece kitabına el koyuyorum. Gidip uyuman için. Bahara geçiyor olabiliriz ama havalar hâlâ geceleri soğuk oluyor. Eğer uyanıp da seni tekrar burada görürsem fena olur."
"Tamam anne," dedim fısıltıyla. Bu tavırları tamamen benim biraz olsun bir şeylere karşı çıkabilmem içindi. Beni hiçbir zaman pasif bir çocuk olarak yetiştirmemişlerdi. Her zaman benimle ilgilenmiş, benim sosyal ve kendine güvenen özgüvenli birisi olmam için çabalamışlardı. Kendi kişiliğime sahip olmamı, kendi kararlarımı vermemi ve benim mutlu bir çocuk olmamı istemişlerdi.
VOCÊ ESTÁ LENDO
Yan Daire
Ficção Adolescenteİnsan salaklıkta çığır açabilirdi, normal yani. Ama bence en büyük salaklık birisine platonik olmaktı. Ben de bu haltı çok güzel yedim. Hem de yan daireydi.
