1.Bölüm-Çarpışma

82 4 6
                                        

Mira,arabasının tekerleklerinde bir gariplik olduğunu hissetmeye başladığında keskin virajlı yolun sağ şeridine geçerek hızını yavaşlatmaya çalıştı.
En son fark ettiği şey ekranda gördüğü uyarı ile otomatik vitesin kilitlenmiş bir şekilde uyarı verdiği ve frenin kontrol edilemez olduğuydu.

Sonrasında karşıdan gelen aracın ışıkları,onu saran emniyet kemerinin içindeki kısıtlı alanda savruluşu ve hava yastığının açılması...
Tüm bunların artık bir fayda veremeyeceğini anladığı an ise arabanın uçurumdan yuvarlanırken ters dönerek başını şiddetli bir şekilde tavana çarpması.

Vaktin ne kadar olduğunu hiç bilmediği geçen zamanın ardından gözlerini açtığında ise kendisine bakan gri keskin gözler,sert çene hattının belirgin olduğu bir erkek yüzü gördü ve yattığı toprak zemini fark etti.

'Offf başım çatlayacak kadar ağrıyor'?

Ağırlaşan başını hafifçe kaldırıp etrafına bakınca paramparça olmuş arabayı fark etti.

'Ne yani beni bu arabanın içinden sağ mı çıkardın'?
'İtfaiyecimisin yoksa sağlıkçı mı?'

Jasius thoe onun kan akışını durdurmak için gerekli hamleyi yaparak görevini tamamlayacaktı.
Ancak nedensiz bir şekilde önce onun yere dağılmış ve üzerine kan bulaşmış koyu kestane saçlarını seyretti.
Sonra da ondan kendisine doğru gelen tatlı bir deniz esintisi geldi burnuna.
Aslında şimdiye kadar onbinlerce kez yaptığı bu işlemde hiçbir canlıya ait koku duyusu almamıştı.

Bu ilk oluyordu.
Ve gözleri.

Kızın ela gözleri kendisi ile buluştuğunda onun yüzüne doğru egilerek daha dikkatli bakmaya devam etti.
Canının acıyor oluşu her halinden belli olsa da ona olan bakışlarında yaşama tutunma belirtileri vardı.
Daha önce yani yaklaşık iki asırdır hiç bu şekilde garip bir his içinde kalmamıştı.
Normalde her şeyin yani ona verilen bu görevin on iki saniyede bitmiş olması gerekiyordu.
İşte geçen saniyelerden sonra yine yapamamıştı.
Thoe,bu kez onun kırılmış kemiklerini fark ederek vücudunu inceledi.
Tüm bu zedelenmelere ve az sonra canının çekileceği bedene göre oldukça iyi göründüğünü düşündü.

'Boynum kırık değildir dimi'?

Üstelik karşısında bir peri olduğunu bilmeden onunla konuşmaya çalışıyordu.

'Tamam çok fazla konuşmamam gerek biliyorum ancak artık beni sedyeye mi alsanız'?

O hiç bir insan ile konuşmazdı ve onları hep baygın bir şekilde bulurdu.
Bu durumun bu kadar garip olması canını fazlası ile sıkmış,hiç hoşuna gitmemişti.
Uçurumun altında,kayalıklara öylece yatan bu bedenin artık daha fazla uzatmadan kan akışını kesmeliydi.
İyice yaklaştı.
İlk kez gözleri açık olan birinin canını almak için ona doğru iyice eğildi.
Ona yaklaşınca kendi diyarında gezinen peri kızlarından çok daha güzel olduğunu düşündü.
Ona ne oluyordu?
Kızgın bir şekilde başını sallayarak parmaklarını onun boynuna bastırdı ancak her zaman hissettiği kan akışının hızını bu kez alamadı.
Akışı kesmek için parmaklarını bir süre daha bastırarak onun teninde tuttu.
Bu da herhangi bir fayda sağlamadığında hayretle geriye çekildi.

'Of boynumu acıttın.
Nabzıma niye bakıyorsun yaşıyorum işte.Sedye lazım,sedye.'
'Nasıl bir acemisin sen'

Bir hata olmalıydı,hem de büyük bir hata ancak yoktu.
Ona verilen yer,dakika ve hatta saniye de buradaydı işte.
Ne yapacağını düşüneceği zamanı da çoktan yitirmişti.
Peri diyarına giderek bu yanlışlığı düzeltmesi gerekecekti.
Daha önce hiç karşılaşmadığı bu durum onun gibi tecrübeli birini dahi hataya sürükleyebilirdi.
Pelerinin kapşonunu düzelterek yerde yatan kızı kucakladı.
O yine hâlâ konuşmakla meşguldü.

'Kucakta olmaz.Ya kemiklerim kırıksa.
Hey kime diyorum.Yere indir beni.
Of ya!Büyük bir kaza geçiyorum ve karşıma çıka çıka stajyer biri çıkıyor,bir de konuşmuyor.Sana diyorum hata yapıyorsun'

Onun gözlerine bakarak yukarıya doğru havalandığımızda şaşırmış,korkmuş ve garip halleri ile bana bakıyor.

'Ne öldüm mü yani'?

'Henüz değil'

İlk kez konuşuyorum onunla.
Üstelik bu peri diyarı kurallarına göre aykırı bir hareket.
Ancak bu tür bir olayla daha önce karşılaşılmadığını bildiğimden ceza almayacağımdan eminim.

'Öyleyse bitkisel hayata gireceğim,of hayır yaa'

Ne garip bir kızdı böyle.
Sürekli konuşuyor ve durumun korkutuculuğunu fark etmiyordu.
Gerçi az sonra onu zaten hafif bir dokunuş ile bayıltacağım için daha sonra olanları hatırlamayacaktı.

Bir üst katmana doğru yükselen kanatlarımı fark etmemesi için pelerinimi açtığımda daha da fazla hızlanmıştık ve o zaten oluşan basıncın etkisi ile çoktan bayılmıştı.

Diyarın girişinde beni ilk gören Devil tıpkı kötü bir hayalet görmüş gibi korkutucu gözlerle bu kucağımda gördüğü kızın bedenine bakıyordu.

'Sen,sen ne saçmalıyorsun Thoe,o,bir insan.
Burada ne işi var.Bu nasıl olur,onu buraya nasıl getirirsin.
Kuralları ve cezaları hiçe mi sayıyorsun?'

'Senden şu an sadece konuşmamanı istiyorum Devil,anlıyor musun.
Bana bir iyilik yapıp durumu Yesa'ya bildir.
O ne yapacağını bilir.'

Bana attığı öfkeli bakışlardan sonra yanımızdan uzaklaşınca kucağımda tuttuğum kızın bedenini odama taşıyorum.
Peri olmanın rahatlığında daha ònce aldığım canların ne kadar da sorunsuz olduğunu fark ediyorum.
Bu kızı farklı kılan şeyin de ne olduğunu merak ediyorum üstelik.
Bunu öğreneceğim kişi zaten az sonra büyük bir öfke ile buraya gelecektir.

Selam watty okurları,
Bu yeni kitap için öncelikle küçük bir hatırlatma yapmak isterim ki fantastik sevmeyen,hayal gücü yerine daha somut ve gerçekçi olayları okumayı sevenler uzak  durabilir çünkü peri diyarında geçecek olan bölümleri sevebilmek için bu türe ilgi duymak gerekiyor.
Üstelik beklendiği şekilde romantik bir içeriğe sahip olacağı bölümlerde gelecek tabii.
Eğer bu küçük hatırlatmadan sonra fantastik severler olarak biz bize kaldıysak yeni bölümlerde görüşmek üzere diyelim:)
*Bu arada hikayenin ilerleyişi için yorum,eleştiri ve beğenilerinizi esirgemezseniz sevinirim*





Peri PusulasıStories to obsess over. Discover now