Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Sunghoon.
Aşk.
Yıllarca ne olduğunu bilmeden her yerde aradığım, mutluluğu onda bulacağıma inandığım fakat beni asla bir kere bile huzurlu hissettirmeyen o his.
Aşık olmak.
Bir insanın kendine yapabileceği en büyük kötülüktü aşık olmak. Normal şartlarda belki de görünce yolunu değiştireceğin kişiye saplantılı bir güven ve sevgi beslemeni sağlayacak kadar korkunç bir durumdan başka bir şey değildi. Eğer yapabilseydim aklımdan ve kalbimden aşk ile alakalı her şeyi söker atardım, gerçi bu saatten sonra aşk ile ilgili tek kelime duymaya tahamülüm dahi yokken bir kere daha aşık olma aptallığını yapmayacağımı umuyordum.
Gözlerimde biriken yaşlarla sevgilimin eşyalarını toplayıp bulduğum ilk çöp poşetine gelişigüzel dolduruyordum. Sevgilim demek yanlış olurdu, beni aldattığı için yaklaşık beş saat önce eski sevgilim olan sevgilimi düşününce midem kasılmıştı. İki yıllık bir ilişkinin böylesine çirkin bitmiş olması beni mahvediyordu. Tüm hayatımı ona adamıştım, baskın bir omega olarak ona verebileceğim her şeyi vermiştim. Bir sene sonrasına evlilik planı yaptığım alfanın günün sonunda bir alfa olduğunu unutup mutlu olabileceğimi sanmıştım.
Yüreğimde binbir emek ve özenle büyüttüğüm aşkımı yine değersizin birinde harcamıştım, şimdi geriye sadece o aşkın dikenleri ve solmuş yapraklarının arasında sızlayan bir kalp kalmıştı. Bir daha aşkı kabul etmeyeceğine yeminler sıralayan kalbim.
Fazla ilişkim olmamıştı fakat her birine ömrümü adadıktan sonra her defasında elimde kırgınlıklarım ve alamadığım karşılıkla, karşımda tek başıma yaşadığım aşkımla bir başıma kalmıştım. Artık çok yorgundum, bir ihaneti daha kaldıracak gücüm kalmamıştı.
Çalan telefonumla birlikte yanaklarımdan usulca süzülen yaşları silip arayana bakmıştım. Heeseung adını görmem ile sinirden kahkaha atıp telefonu duvara fırlatmam bir olmuştu. Beni aldattıktan sonra kendini açıklamaya uğraşmayıp beş saat sonra basitçe telefonla araması canımı yakmıştı. Affedeceğimden değildi fakat en azından içten içe çabalamasını istemiştim, onun gözündeki değersizliğimi bir kere daha yüzüme vurması ağır gelmişti. İki yıl boyunca benliğimi ortaya koyduğum ilişkide son bir kere olsun önemsenmek istemiştim, beni aldattıktan sonra hala bunu istiyor oluşum kulağa çok acınası gelse de omegam bunun için yalvarıyordu.
Belki de ben suçu ona atıyordum.
Heeseung'ı nasıl atlatacağımı şimdilik bilmiyordum fakat onu kalbimden sildiğim ilk an kalbimin kapılarına mühür vuracak ve bir daha açmayacaktım. Yeterince canım yanmıştı ve uzunca bir süre kendi halimde kalmak istiyordum.
Eşyaları toplamaya devam ederken denk geldiğim kar küresiyle duraksadım, onun bana aldığı ilk hediyeydi bu. İçinde gülümseyen ve elinde kırmızı bir hediye paketi tutan bir penguen ve yanında minik bir tane kardan adam olan bir küreydi. Salladıkça beyaz pamuklar tıpkı kar taneleri gibi tüm kürenin içini dolduruyordu. Penguen hafiften kardan adama doğru eğilmişti, çok sevimli görünüyordu. Beni bu sevimli penguene benzetmişti.