ACIM

44 5 0
                                        

Acı...Kayıp...Hasret...Babam bizi bırakıp gidelden bu yana sürekli aklımda dönen, göğsümde hissettiğim kelimeler. İnsan bir şeyin kıymetini kaybettikten sonra anlar derler ama ben babamın kıymetini onunlayken de bilirdim. Sevgimi göstermekten, ona sarılmaktan gocunmazdım, babam da benim gibi bana ve kardeşim Başak'a duyduğu sevgiyi tüm içtenliğiyle gösterirdi. Annem ise bunlardan çok uzak, sevgi kavramını görmemiş ve hiç bir zaman gösterememişti. Bundan dolayı onu sürekli kendi içimde suçlarım, sonra suçlamaya hakkım olmadığını düşünürüm, kafamın içinde savaşırım kendi kendime. Görmediği bir şeyi gösteremez belki insan ama öğrenmek için çabalayabilir. Ama annem hiç çabalamadı, çabalamayacak da. Sevmedi, sevmeyecek de. Ben ona inat seviyorum, onun sevmediği kadar seviyorum onu.

                                   18.09.2022/Kahramanmaraş   HAYATIMIN ACISI

Uykumun en güzel yerinde, alarmlar çalsa da defalarca kez ertelenecek yerindeyim. Uyanmam gerektiğinin farkındayım ama uykum daha ağır basıyor. Aklıma bugün dershanede, tartıştığımız matematikçi Ufuk hocanın dersi olduğu geliyor, devamsızlık hakkımın ise haftalar önce bittiği. Çaresizce ofluyorum. Biliyorum ki beş dakika daha kalkmazsam babamın gelip beni ve Başak'ı o oldukça kulak tırmalayan sesiyle şarkı söyleyerek kaldıracak. Göz kapaklarımı aralıyorum ama sanki üzerlerinde tonlarca yük var gibi anında geri kapanıyorlar. Tekrar tekrar deniyorum. Değişen bir şey yok. Uyku beni sıcacık kollarından salmıyor.

'Kızlar! Uykucu kızlarım benim. Size otuz saniye süre veriyorum eğer ki uyanmazsanız size bu harikulade sesimle günün şarkısını seslendireceğim'...sessizlik... 'Evet efendim, konserimizin başlamasına son 3 2 1.'

Hayır! Hayır! Bu sabah da babamın şarkılarını dinlersem beynimin ve psikolojimin zarar görme olasılığı çok yüksek. Lütfen Allah'ım ya bu adamın sesini güzelleştir ya da ben alarmdan önce aşırı dakik, psikopat bir insan gibi uyanayım. Yoksa kaldıramayacağım artık daha fazlasını.

'Caddelerde rüzgaaar, aklımda aşğk var. Gece yarısında eski fırtınalaaar, şarkı söylüyorlar sessizceee, özlediiim şimdiğ  çok uzaklardaaa.'

'Babaaa! Nolur dur artık, yeter. Bak kalktık, di mi abla?' onu onaylamak için başımı sallayıp okey işareti yaptım elimle. 'Babacım kalktık biz bak. Sen burada bize şarkı söylerken harcanıyorsun, git en iyisi bir konservatuara falan böyle muhteşem bir sesin kıymeti bilinsin. Onlar orada seni bolca dinlerler, bize söylemene gerek kalmaz hem ne dersin?' onu kırmadan bu şarkı işini bitirmeliyim yoksa dayanamayacağım artık.

Babam yarı inanmış yarı sorgulayan gözlerle bakarak ' Öncelikle teşekkürler bayanlar, beni ne müzisyenler ne konservatuarlar istedi de ben gitmedim. O yüzden bu muhteşem sesimi duymaya devam edeceksiniz mecburen. Hem beni böyle övgülerle, şirinliklerle kandıramazsınız biliniz. Öhöm öhöm, uyandırma operasyonu başarılı. Haydi şimdi kahvaltıya, hadi bakalım kızlaarr!'

'Ayrıca babacım, şarkıları söylerken biraz da sözlerine bakmaya ne dersin? Yazık oluyor çünkü şarkılara.' Başak'la beraber kıkırdadık. Babam da önce yapmacıktan kırılmış bir ifade yaptı ama sonra o da bizle gülmeye başladı.

Onları daha çok bekletmemek adına bacaklarımı yataktan sarkıtıp indim. Tam karşımdaki dolabın aynasından kendime baktım. Bu aralar stresten mi yoksa babamın eve kilolarca yiyecek içecek alıp bize zorla yedirmesi yüzünden mi bilmiyorum kilo almıştım. Öyle aşırı bir kilom yok ama hafif balık etli, etine dolgun bir kızım. Vücudumun hatları belli oluyordu zaten ama son aldığım kilolardan sonra iyice kendini göstermeye başlamış. Gene de gayet çekici durduğumu düşünüp aynanın karşısından ayrıldım. Odadan çıkıp tuvaletin önünde beklemeye başladım. Başak hanım benden önce tazı gibi koşup tuvaleti kapmış tabiki.

FİRUZEWhere stories live. Discover now