-1

16 2 0
                                        

Yağmur damlalarının yere hızlıca düştüğü, halk arasında bardaktan boşalırcasına yağıryormuş gibi adlandırılan bir fırtına dışarıdaki hayatı yerle bir ediyordu.

Avuçları arasındaki eli ısıtmak amacıyla elinden geleni yaparken nereden yemek bulacağını düşünüyordu. Her şey üst üste gelirken aniden bastıran yağmur ile birlikte işler kontrolünden çıkmıştı.

Şimdi yapması gerekenler basitti. Onu ısıtmak amacıyla karşı caddede duran fırına yakın bir bölgeye oturmalıydı, sonrası ise kolaydı.. yemek bulmak gerçekten de kolay mıydı? Avuçları arasındaki eli sıktı. Bakışlarının kendisine doğru dönmesini sağladı.

"Hadi.. gidelim."

Minim adımlar ile yan caddeye geçtikleri anda yere çömeldi. Kardeşini kolları arasına aldı ve bedeni etrafına sardığı kumaş parçalarını bir battaniye gibi vücutlarının etrafına doladı. Şimdilik yeterliydi ısınmak için ama ileriki zamanlarda daha fazlasına ihtiyaçları olacaktı, bundan emindi.

Yamacında durdukları fırından yükselen sıcak duman onları ilk baharın, bu hırçın ve soğuk günlerinde az da olsa ısıtan tek şeydi. Çevrede sığınabilecekleri bir ev veya benzeri bir yapı görünürde yoktu. Sokakta yaşamak zorunda kalmayı istemezdi ama gidecek başka herhangi bir yerleri de yoktu maalesef..

Göz kapaklarının yavaşça kapanmaya başladığını hissetti. Anlaşılan bedeni artık bu yorgunluğu uyku ile halletmek için kendine bu zamanı seçmişti.

Şimdi uyuyamayacağını düşündü ama fırının hemen yanında olmaları işleri az da olsa iyi bir noktaya getirdiğinden uyumakta bir sakınca görmüyordu. Göz kapaklarının kapanmasına izin verdi. Buna dayanamazdı artık..

Uykuya daldığını hissetti ama nedendir bilinmez fazlasıyla tedirgindi. Sanki bir daha asla gözlerini açamayacak gibi.

Kucağındaki beden ise donuk gözlerle etrafı süzmeye devam ediyordu. Gri tonlarındaki saçları ve aynı grinin açık ve solgun bir rengindeki teni, onları gören diğer insanları dehşete düşürmek için yeterliydi. Böylesine zayıf ve mezardan çıkmış gibi duran bir çocuğun sevimli olma ihtimali sıfırdı.

Öte yandan ablası çoktan uyumuştu. Bu da ona ne yapacağını söyleyen birinin olmadığı anlamına geliyordu. Zavallı ablasının bedeni giderek soğurken sokağın sonundan gelen sert botların sesi ürpermesine neden oldu.

Hayır, tedirgin olmamıştı. Bu tür duyguların ne anlama geldiğini bile bilmiyordu henüz ama kötü şeylerin doğacağı ihtimali az da olsa aklına yatmıştı.

Ağır silahlı bir grup durdu önlerinde. Zavallı ablasının bu adamları uzaktan gördüğü o anı hatırladı.

Korkudan deliye dönmüş, kaçmak ve saklanmak için yer arıyordu zavallı..

Bu adamlarda bir sorun olmalıydı. Aksi taktirde ablasının onlardan kaçmasına gerek kalmazdı.

Bir süre anlamadığı bir dilde birbirlerine bir şeyler söyledikten sonra gözler uzaklara daldı. Sokağın bir diğer ucundan yanlarına gelen araba ile birlikte adamlardan birinin ona daha da yaklaştığını fark etti.

Hiçbir sey yapamayacağını biliyordu. Aslında ne yapması gerektiğini bilmiyordu..

***

Ortamın sıcaklığı ve uykunun yavaş yavaş üzerinden kalkması ile gözlerini araladı. Tuhaf bir şekilde rahat hissetmesi bir yana bulunduğu nokta ona hiç tanıdık gelmiyordu.

Bir saniye..

Bedeninin uyuşmuş olmasından kaynaklı değildi hareket edememesi, asıl nedeni başında bekleyen adamdı. Uyandığını kolay fark etmeyecekti. Elindeki deftere bir şeyler yazmaya o kadar kaptırmıştı ki kendini belki de şuan için zaman durmuştu ona göre.

The Creative WorldWhere stories live. Discover now