Evet Şişli'de bir apartmanda oturuyorum tahmin ettiğiniz gibi, ama hiç o lüküs hayat müzikalindeki gibi bir hayatım yok. Tam tersine kirası ucuz diye tuttuğum 2+1 80 m2 bir yer burası. İktisat bölümünü bitirdikten sonra nerdeyse asgari ücrete yakın bir ücretle finansal raporlama uzmanı olarak işe başlamıştım. İşim evime çok yakın sayılmazdı, servisle 45 dk sürüyordu, ama kirası uygundu. 2-3 sene bu şekilde yaşayabilirdim sanırım.
Mezun olduktan sonra ekonomik özgürlüğümü elime almanın hayalini kurardım hep, ama böyle bir hayat hayal etmemiştim hiç. İşten 6 gibi çıkıyordum ve hiç enerjim kalmıyordu, sürekli bitkindim. Bu depresyon belirtisi miydi bilmiyorum, çok az arkadaşım vardı bu şehirde, onlarla da pek görüşmüyordum. Hayatımdaki tek heyecan mikrodalgada mısır patlatıp film izlemekti. Tabi bir de yanında içtiğim iki bira vardı. Kötü besleniyordum, geç yatıyordum. Her gün birbirinin aynısıydı.
Kız arkadaşım yoktu. Üniversitedeki kız arkadaşımdan da istanbula taşınmadan 1 ay önce ayrılmıştım. Görüştüğüm bir flörtüm de yoktu. Şirketteki herkes çok soğuktu, bir çevrem yoktu. Yalnız hissediyordum kendimi. Bir anda üniversitenin renkli hayatından çıkıp gerçek hayatın soğukluğuyla çarpılmıştım.
Oturduğum apartmanda genelde aile yoktu, yeni mezun ve öğrenciler vardı, kimse kimseyi tanımıyordu. Zaten 16 daireli küçük bir apartmandı. Ben giriş katında oturuyordum, bu katta iki daire vardı, üst katlar 3'er daireydi. Bir de alt zemin katta iki daire vardı. Bazen can sıkıntısından ve belki de yalnızlık duygusuyla, bir ses duyduğumda apartman kapımın deliğinden geçenlere bakıyordum. Giriş katında olduğum için her geleni görebiliyordum. Onlar beni görmese de, zamanla apartmanda herkesi görüntü olarak tanımıştım. Geliş gidiş saatlerini bile öğrenmiştim. Hatta telefon konuşmalarından bazılarının ismini bile biliyordum.
Her gün birbirinin aynısıydı. Netflix'de tüm mini dizileri nerdeyse izlemiştim. Bilgisayar oyunlarından bile zevk almamaya başlamıştım. Üzerimdeki bitkinlik her geçen gün daha da ağırlaşıyordu. Hiç bir amacım yoktu, bir heyecanım da. Ta ki bir gün yine apartman kapısının açılmasıyla kapı deliğinden baktığım ve karşı daireme girdiğini gördüğüm benim yaşlarımda sarışın güzel bir kızı görene kadar. Daha önce hiç görmemiştim bu kızı, bir süredir burada değildi sanırım.
Onunla tanışamayacak kadar asosyal durumda ve bitkindim. Ancak içeri girip kapısını kapattıktan sonra kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu. Yerde bir çift spor ayakkabı duruyordu, kapı önünde bırakmıştı, içeri almamıştı.
5 dakika kadar kapının arkasında delikten bakakaldım. Evet, ayak fetişim vardı ve o ayakkabıların nasıl koktuğunu düşünmek dahil tansiyonumu yükseltiyordu. Ama hemen karşı kapımdaydı, bunu yapacak cesaretim yoktu. Bilinçsizce kapıyı açtım, karşımda duran ayakkabıları kapının önünde izlemeye başladım. Beyaz renkli bir çift super star duruyordu önümde. Ama ya ben oraya gittiğimde çöpü atmak için kapıyı açarsa? Ya da ya o da benim gibi apartman deliğine bakıyorsa? Ya da belki de hemen çıkacağı için içeri almak istememişti, nasıl olsa dışarı çıkacağım diyerek.
Bunu yapacak cesaretim yoktu buna emindim. Kapıyı kapattım ve bilgisayarımın başına geçtim, ancak beynim bütünüyle o kapının önünde kalmıştı. Keşke ayakkabıları içeri alsaydı, ya da dışarı çıksaydı da bu işkence bitseydi. Ama olmadı, elimde olmadan 15 dakikada bir ayakkabılar orda mı diye bakıyordum, evet orda öylece duruyordu.
Gece olmuştu, saat 1'e geliyordu. Artık uyumuş olmalıydı. Tekrar kapıyı açtım, ses çıkarmamak için çoraplarımla kapısının önüne kadar geldim. Ayakkabıların içinde ayak parmaklarının izi çıkmıştı. Belli ki uzun süredir kullanıyordu bu ayakkabıları. Kalbim yerimden çıkmak üzereydi, ama cesaretimi toplayamadan hemen evime girdim. Ya o sırada apartmana biri gelseydi, ya da tam o sırada kapısını açsaydı? Düşük de olsa bir ihtimaldi ve bunu açıklayamazdım. Ne yapıyorum ben böyle diyerek depresif rutin hayatıma devam etmek üzere uyumaya gittim. Ancak gözlerimi kapadığımda o ayakkabılar tam gözümün önündeydi.
Hayatımdaki tek heyecanım o ayakkabılar olmuştu, bu acınası bir durumdu, ama beni depresyondan çıkarıp hayata bağlayan bir ayrıntıydı aslında. Bunu sonradan anlayacaktım.
DU LIEST GERADE
Sahte Apartman Görevlisi
KurzgeschichtenŞişli'de bir apartmanda köle ruhlu bir sakinin çılgın deneyimi. Tamamen kurgudur, lütfen denemeyiniz :)
