Giriş

591 70 26
                                        

Bölümden önce kısacık birkaç uyarı:

!BU KİTAP FANSTASTİK ÖGELER İÇERMEKTEDİR!

! +18 SAHNELER OLACAK!

! YUNAN MİTOLOJİSİ İLE İLGİLİ!

! KİTABIN DİNLERLE HİÇBİR ALAKASI YOK!

Bir de buraya başlangıç tarihlerini alayım

E o zmnnn,

İyi okumalaaaarr💗💗

°°°°°°°°°°

Soğuktan ovuşturup durduğum ellerimi cebime atıp uzun koridorda büyük adımlarla ilerlemeye devam ettim.

İçinde bulunduğum kalabalık beni görür görmez alışık olduğum şekilde fısıldayarak konuşmaya ve bana garipçe bakmaya başlamıştı.

Dudağım sağa kıvrıldı ve gittikçe azalan insan silsilesi içinden bir rüzgar gibi geçip gittim.

Çok geçmeden, hasmı olduğum kapının önündeydim. İstemeden de olsa benim boyumun iki katı olan kapıyı ufak bir güçle itip koca amfiye girdim.

Onlarca sırada oturan yalnızca beş kişi vardı. Hepsi ayrı yerlerdeydi ve oldukça uykulu görünüyorlardı. Ben de cam kenarında, en arkadaki sıraya geçtim.

İki sıra önümde oturan ve oturarak uyuklayan Yoongi'ye seslendim. Ancak beni duymadı. Ben de beni fark etmesi için çantamdan çıkardığım bir kalemi kafasına fırlattım.

Hafif bir inleme sesiyle kafasını tuttu ve ve yere düşen kalemimi yerden alıp arkasına döndü.

"Seni pislik,benden ne istiyorsun?"

Kalemi sırama atıp çatık kaşları altındaki kara gözlerini üstüme dikti.

"Hiç, günaydın diyeyim dedim."

Kısık sesle bir küfür savurup ağzının içinden "Bu bir kabus mu, daha hava aydınlanmadı bile," diye homurdandı. Uykulu gözlerini sertçe ovuşturup yeniden önüne döndü. Anlaşılan keyfi yoktu ve bu saatte burada olmak istemiyordu. Gerçi kim isterdi ki? Daha Güneş bile uyanmamışken bizler ayakta, lanet İblis'in gelmesini bekliyorduk. Ah, İblis kim mi?
Adını anmak bile istemeyeceğim lanet herifin teki. Hergün bize işkence yaşatan aptal tarih hocamız.

Kara Sınıf hiç şaşırtmıyordu. Öğrencileri gibi öğretmenleri de berbattı. Tamam, bir öğrencisi de ben olabilirdim ama bu yine de değişmeyen bir gerçekti.

Buraya gelen herkes diğerlerinden farklı, dışlanmışlardı. Dışlanmış derken dış görünüşüyle ya da karakteriyle dalga geçilmiş insanlardan değil, diğerlerinden üstün olanlardı kastettiğim.

Evet, her birimiz bu evrendeki herkesten üstündük. Bu büyülü evrenin gözbebekleriydik. Ancak gelin görün ki, üstünlük burada farklılık sayılıyordu. Ve Ölülerin Diyarı kesinlikle farklıları sevmiyordu...

Birden düşüncelerimi dağıtan kapı sesiyle ayağa kalktım. Arkasında süzülen koyu lacivert peleriniyle içeri dalan İblis hepimize kısaca baktı ve ardından gür sesiyle "oturun Ölümün Nefesleri," diye konuştu. Yeniden hepimiz yerlerimize kurulup ardımıza yaslandık. Ve İblis'in amfide yankılanan sesini dinlemeye başladık.

"Bugün ders yok. Çünkü sizleri sevindirecek bir haber var."

Hepimiz merakla yerimizde kıpardanmaya başlarken İblis - ya da gerçek adıyla Axel Brown- hep yanında taşıdığı o mavi bez ile alanındaki terleri kabaca sildi ve kırışık esmer alnını daha da kırıştırdı.

"Bu yılın yaz oyunları başlıyor ve okulumuzun yönetim kurulu Kara Sınıf'ın da oyunlara katılması gerektiğine karar verdi. Şimdi sizlere yarışma alanlarının yazdığı kağıtları dağıtacağım ve katılmak istediğiniz yarışmanın yanına tik atacaksınız, anlaşıldı mı?"

Bir anda altı kişilik sınıfta oflamalar arasında "anlaşıldı," sözü yankılandı.
Anlaşılan kimse bu habere sevinmemişti. Gerçi kim sevinirdi ki?

Yazın ortasında, lanet sıcağın altında bir avuç aptal öğrenci sıradan altın bir kupa için yarışıyordu. Ancak söylemeden geçemeyeceğim, yarışmanın kazananlarının yıl boyunca kazandıkları ayrıcalıklar oldukça ilgi çekiciydi.
Ödüllerden birkaçı her yıl saraya ziyaret hakkı, kraldan her kazanan için özel bir mücevher, okulu temsil hakkı, bir şato gibi şeylerdi.

Ama asla bunlar için yarışmazdım. Evet, mecburi olarak katılacaksam da bir kenarda oturup öylece uyuklayacaktım.
Bu yüzden umarsızca önüme gelen kağıttaki yarışma dallarına bakındım.

-Uçan süpürge
-Kayık çekme
-Kayak
-Resim
-Dans
-Şarkı söyleme
-Fotoğrafçılık
-Büyücülük
-Buz pateni
-Buz hokeyi
-Atıcılık
-Okçuluk
-Eskrim
-Boks

Diğer dallara bakmadan okuduklarım arasından birini seçtim. Ve bu tabii ki kolay bir seçimdi. Şarkı söyleme'yi seçmiştim,oldukça basit olacaktı. Çünkü her yaz en kalabalık alan bu olurdu. Ben de o kalabalık arasından ufak bahanelerle sıyrılıp keyfime bakabilirdim.

Kağıdı hiç dokunmadan işaret parmağımla havaya kaldırdım ve hafifçe süzülmesini sağlayarak İblis'in masasının üstüne bıraktım. Bana onaylayan bir ifadeyle bakıp sırıttı. Böylece, kara kuru yüzü daha da kötü görünmüştü. Bunu umursamadan başımı sıraya gömüp gözlerimi kapadım.

°°°°°°°°°°

HADİ BAKALIM FANSTASTİK KURGU HAYIRLI OLSUUUNN

Yine bir şeyler deniyorum ve inanıyorum, bu sefer olacak

Şimdiciğime, buraya görüşlerinizi alayım

Umarım beğenirsiniz çünkü ben konuyu bayağı sevdim

E o zmn bir sonraki bölümde görüşürüz bebeklerim

Judas kaçar...

💟

Black Class Stories to obsess over. Discover now