1.

263 34 49
                                        

Sanırsam 7-8 yaşlarındalar.
Gözleri o kadar büyüleyici bir güzellikteydi ki diğerinin, ama orta çağ insanlarına nasıl anlatırsınız ki.

"Turuncu saç mı? Büyücüdür o!"
Gizli yaşıyordu herkesten, O güzelim mor gözlerini tüm dünyanın görmesi gerekirken saklaması gerekiyordu.

"Fyodor, dışarıda oyun oynayalım mı?"
Diye soruverdi tek arkadaşı.

Çocuk çok korkuyordu, gözlerinin önünde diri diri ateşler içerisinde yakılan kızıl bir genç kızın ölümüne şahit olmuştu.

"Olmaz Dazai, sadece evde olabilirim."

Böyle yaşamaktan çok sıkılmış olsa bile, küçük bir çocuktu ve korkusu daha ağır basıyordu.

Diğer çocuk gülümseyerek konuştu, kapı eşiğinden ona bakan oğlana.

"O zaman bende eve geliyorum!"

Fyodor duyduğu kelimelerle saşırmıştı haliyle.
Dazai eve girdikten sonra Fyodor'u kolundan çekip kapıyı örtmüştü.

"Büyücü olduğumu söylüyorlar, korkmuyor musun benden?"

Dazai ilk defa girmişti bu eve, ve gerçekten ilgisini çektiği söylenilebilirdi.
Ortalığı karıştırıyor gibi görünsede; meraklı bir çocuktu ve bir şeyleri öğrenmeyi severdi.

"Neden korkayım kii, hem tüm çocuklardan daha özelsin desene!"

Fyodor Dazai'nin başının belaya girmesinden korkuyordu.

Ailesiyle birlikte kasabadan ayrılmak zorunda bırakıldılar, hiç kimse onlara bir şey satmıyordu ne yemek ne de su. Çocuk, ailesinin sırf kendisi yüzünden bu duruma düştüğünü düşünmeye,
Kendisinin cezalandırılması gerektiğine ve ölümünün gerçekleşmesi gerektiğine inanmaya başlamaştı.

"Çocuk değilmişim onların gözünde Dazai. Tanrı beni sevmiyormuş."

Fyodor 8 yaşında böyle bir şeye maruz kaldığı için aynı zaman da çok erken yaşta olgunlaşmak zorunda bırakıldı.

Dazai tüm içten gülümsemesiyle arkadaşının yanına gidip sarılmıştı.

"Tanrı sevmiyor olsa bile ben seni seviyorum.." Dazai karşısında ki çocuğun omuzlarından tutup ona bakarken tekar içten gülümsemesini sunmuştu. "..sen benim arkadaşımsın."

Fyodor'un başka arkadaşı yoktu nedeni ise, çoğunluktan farklı görünüşe sahip olan insanların azınlıkta kalması, cadı sayılması ve bu yüzden onlardan biriyle arkadaş olursanız eğer sadık olmayacağı söylenirdi.

"Dazai bak!"

İşaret parmağıyla dışarısını gösterdiğinde hava epey kararmıştı.

"Annen seni merak ediyordur."

Kahve saçlı çocuk istemiyordu arkadaşının yanından ayrılmak, gerçekten Fyodor'a bağlıydı, seviyordu.

Kapıya kadar eşlik etmişti Fyodor.
Dazai el salladıktan sonra ayağının dibinde ne tür olduğunu bile bilmediğini bir çiçeği koparıp koşarak Fyodor'a vermişti.

Fyodor elinde ki iris çiçeğine (ölüm'ü temsil ettiği bilinmektedir.) baktığında garip hissetmeye başlamıştı. İlk defa ailesi dışında biri ona iyi davranıyordu.

"Annemden gizli yeniden gelene kadar beni bekle!"

"Bekleyeceğim!"

Vedalaştılar ve Fyodor annesini beklemek üzere geçirmişti vaktini.

Dazai kasabaya kendi evine döndüğü sırada ortalık savaş alanı gibiydi.

Ekinlerin yanması tüm insanlar için bir süre yokluk demekti.

Herkes günah keçisi seçtiği insanlara yüklenmekten başka bir şey yapmadı.

"O renkli gözlü çocuk ölmediği sürece bu belalardan kurtulamayacağız! Her şey onun getirdiği şanssızlıktan ibarettir."

İnsanlar inaniyordu, bir tanesi bile sorgulamadı halbuki yangın meşaleden çıkmıştı.

Güvendikleri O büyük adamlar konuştu; her şeyi bildiklerini söylediler.

Kendini onların üstün olduğuna inanan insanlarda inandılar, kimse itiraz etmedi bile.

Cehalet onları güçlü yapıyordu, asıl güç cahillikti.

Dazai farkındaydı her şeyin.
İsterse orada 40 yaşında biri olsun 7 yaşında ki bir çocuk ekinlerin yanına gidip neden yangının çıktığını açıkladı.

Açıkladı açıklamasına da
Kimse inanmadı, herkes bunu küçük bir çocuktan bildi.

"Anne yangın meşalenin ağaçtan düşmesiyle başlamış tam yangının kaynağında duruyor."

"Saçmalama Osamu."

Dazai kendini sorgulamayı bıraktı çevresini değiştirmek istiyordu.

Onlar kendisini sorgulasın istiyordu ve bunu beraber yapmak istediği tek kişi Fyodor'du.

-
2023te yayindan kaldirdigim bir fic neden 2026da tekrar yayinlamak istedim ?? idk tabi ki hicbir seyini duzenlemedim

Sonne | Fyozai Stories to obsess over. Discover now