Yanağımı elime yaslamış kantine doğru gelen Wonho'ya bakıyordum. Liseye geçtiğimden beri ona aşıktım. O bunu bilmiyordu ama. En ufak adım bile atmamıştım. Onu gördüğüm yerde ona kitleniyordum, sadece ona bakabiliyor ve ona bakarken dalıp gidiyordum. Çok aşığım. Çok.
Wonho da benim gibi lise sondu. Ama farklı sınıflardaydık. Çoğu zaman kapısının önüne gelmek için bahaneler bulur ve onu dikizlerdim. Çoğu zaman bahanem onunla aynı sınıfa giden kuzenim Haerin'di.
Ben, okulda yüksek notlarım sayesinde hem öğretmenler hem de öğrenciler arasında popülerim. Teneffüslerde falan herkes yanıma gelir. Anlamadıkları konuları falan anlatırım.
Bazıları ise kopya ister. Kimse bana zorbalık yapmaz aslında. Çünkü tüm öğretmenler bir sözüme inanır. Öğretmenin tekine birisi bana zorbalık yaptı desem okuldan uzaklaştırma alabilir. Birkaç kişi daha şikayet etse atılır belki.
Galiba bu yüzden okulun korkulan ismi Lee Minho bana hiç bulaşmıyordu.
Minho, okulun zorbası gibiydi. Herkese karşı sert davranırdı. Bazenleri insanlarla kavga ederdi. Çıkışa falan çağırırdı. Şimdi düşününce ona biraz üzülüyorum doğrusu. Çoğu zaman teneffüslerini yalnız geçirir ve kimse yanına yaklaşmazdı. Yanlızlık zor olsa gerek.
Gerçi Minho yanına gelen herkese yumruk atabilecek kapasitede bir insan olduğu için, bu yalnızlık onun muhtemel sonu.
Minho da benim gibi lise sona gidiyor. Ve Wonho ile aynı sınıfta.
Ayrıca kendisi okula motorla gelip motorla gidiyor. Onu birkaç kez binerken gördüm. Tüm herkes ona bakıyordu.
Onun gözlerini bazen üzerimde hissediyordum. Ama hiç göz teması kurmamıştık. Niye bilmiyorum.
Belki de sert kişiliği yüzündendir. Neye sinirlenip sinirlenmeyeceği pek belli olmuyor. Ondan korkuyordum galiba.
Bana hiç bir kötülüğü olmamıştı. Onunla da hiç konuşmamıştım. Aklımdayken de söyliyim, ders notları berbat. Bunu kuzenim Haerin söylemişti.
Gözlerimi kantinde yavaşça gezdirirken aklıma gelen şeyle duraksadım. Minho çoğu zaman teneffüslerini yalnız geçirirdi ama öğle arasında her zaman arkadaşlarıyla beraber yerdi. Tekrar Minho'nun oturduğu masaya baktım. Hâlâ gelmemişlerdi. Oysaki bugün onları görmüştüm.
Aralarında kavga mı oldu acaba diye düşünürken önüme dönmüştüm. Önümde yemeğim vardı. Kantinden noodle almıştım. Bir yandan da yanda defterim vardı. Tekrar yapıyordum. Yemeğim bitince ve yeteri kadar tekrar yaptığıma kanaat getirdikten sonra telefonumu elime aldım.
Dersi dinlerken falan rahatsız edilmemek için telefonumdaki tüm bildirimleri kapatmıştım. Uyandığım zaman ilk bunu yapıyordum hatta. Derslerim benim için önemliydi. Onları da açtıktan sonra kuzenim Haerin'den baya mesaj olduğunu gördüm.
Çoğu zaman yemeğimi yalnız yerdim. Haerin çok ses yapıyordu. Diğer arkadaşlarım da aynı şekilde. Onları bir nevi yanımdan kovuyordum. Ama onlar geliyordu yine de. Şuan da sırada bekliyorlardı.
Bunları düşünmeyi bırakıp Haerin'in mesajlarına girdim.
Haerinn
Jisung daha demin Minho geldi
yanima
Dedi ki soyle o kuzenine
Ogle arasinda yanima gelecek.
Bende tamam dedim
Kizma Jisung ne diyebilirdim
Mevzu neyse okula geldigim gibi
soyledi Jisung
Cok korktum
[Iletildi-> 08.47]
Jisung insAllah suan kantinde Minho'nun yanindasindir.
Degilsen agzima sicar
Gerci mevzusu seninle
Agzina sicar
Jisung
Minhonun masasinda oturdugun icin
mesajlarima bakmiyosun dimi
Yoksa mal gibi bildirimlerini
kapattigindan degil
[Iletildi-> 12.33]
Agzina siciyim
[Iletildi-> 12.45]
Saatime baktım. 12.45'di. Mesajını daha yeni yazmıştı yani. Ama takılmam gereken kısmın burası olduğunu düşünmüyorum.
Aniden karşımdaki sandalye çekilince kafamı kaldırdım. İşte Lee Minho. Kanlı canlı önümdeydi. Ama pekte iyi bakmıyordu.
"Nerde kaldın." Sesi çok soğuktu. Ve cevap vermemi ister gibi değildi. O yüzden bu bir soru değildi.
"Anlamadım?" Bilmemezlikten gelirken Minho'nun arkasındaki kantin girişine baktım. Haerin geliyordu. Daha doğrusu gelmiş ve bir bana birde Minho'ya bakıyordu. Kaş göz işareti yapıyordu. Aynı şekilde bende.
Minho onla değilde başka bir şeyle ilgilendiğimi anlamış olacakki kaşlarını hafif çatmıştı.
"Han Jisung!" Adımla bana doğru bağırdığında Haerin hemen kaçmıştı. Bense Minho'ya bakmak zorunda kalmıştım.
"Haerin söylemiş olmalıydı, ama söylememiş. Onunla sonra görüşücez." Son cümlesini daha kısık sesle söylemişti.
"Haerin'i suçlama. Derslere odaklanmak için sabah uyanır uyanmaz bildirimlerimi kapatırım. Ve çok nadir açarım. Bugün ise bitirmesi gereken bir projesi vardı. Yanıma uğrayamadı. Belki de o kadar meşguldü ki unuttu bile."
"Bildirimlerinin seslerini kısmak yerine neden kapatıyorsun?"
"Sevdiğim bir oyun videosunun falan bildirimi gelirse odaklanamam ki."
"Neyse ne Jisung. Senin masana seninle sohbet etmek için gelmedim."
Sorgularcasına baktığımda derin bir nefes aldı.
"Bana ders çalıştırmanı istiyorum Jisung."
"Sana ders çalıştırmamı mı istiyorsun?"
Kafasıyla evet gibi bir anlam yaptıktan sonra karşımdaki bedene baktım tekrar. Ve düşündüm. Minho'ya ders çalıştırırsam ne olurdu ki en fazla? Tamam zorbaydı ama bugüne kadar bir kötülüğünü görmemiştim.
Yine de düşünmem gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarımın veya Haerin'in tavsiyesini falan alırdım belki bilmiyorum.
"Bunu düşüneceğim." Bunu dedikten sonra bir kaç saniye gözlerime baktı. Sonra hiç bir şey demeden masadan kalkıp gitti.
Garip çocuk.
Minho masadan kalktığı gibi arkadaşlarım yanıma geldi. Ne olduğunu sorarlarken kısaca özet geçtim. Minho'ya ders çalıştırma konusunda kesinlikle onay vermiyorlardı söyleyeyim.
Haerin'le de konuşmam gerekiyordu ama.
Bana kalırsa teneffüslerde anlamadığı bir kaç konuyu anlatırdım. Anlatmaya falan çalışırdım. Soru falan çözerdik belki bilmiyorum.
<--------------------------->
YOU ARE READING
Teach Me /// Minsung'
FanfictionOkuldaki zekasıyla ünlüydü Han Jisung. Her sınavda yüksek puanlar alır, her denemede birinci olurdu. Sınıf hatta okul birincisiydi. Jisung'un aksine Lee Minho okuldaki zorbalığı sayesinde tanınırdı. Herkese karşı sert davranırdı ve ders notları pek...
