giriş

26 2 1
                                        

QUICKSILVER
PIETRO DJENGO
MAXIMOFF

BAD POEMS

Bazı sesler duyuyorum. Bazen bu
sesler netleşiyor ve Wanda'nın
kimliğine bürünüyor. Bazense bir
kabus gibi üzerime geliyor. Sanki
geçmişi yeniden yaşıyor gibiyim,
zaman tekerrür ediyormuş gibi.














 Sankigeçmişi yeniden yaşıyor gibiyim,zaman tekerrür ediyormuş gibi

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Pietro Maximoff
Jesus Castro


















Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
















Gök yaşlanırdı, deniz her gün yeni dalgalar
doğururken. Acı tükenmezdi. Hiç bir mürekkep
kağıda mahkumken onun kelimeleri anlatmaya
yetmezdi. Ki o zaten nasıl şiir okunur bilmezdi.



🔹🔹🔹




Koştu, gerçeğin yanından geçmekte olan bir adam olmadığını anlayana kadar.

Koştu, gerçekliğin uyanamadığın bir rüya olduğu fark edene kadar.

Koştu, bir adım daha atacak takati kalmayana kadar.

Durduktan sonra ise hiçlikten geriye artık kimse kalmamıştı.



























Durduktan sonra ise hiçlikten geriye artık kimse kalmamıştı

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Güneşler geç doğar, diye düşünüyordu. Güneşler hep geç doğar. Aydınlık hep en karanlık anda ışıldar.

Öyle demezler mi, daha en kötüsünü görmedik.

Gökyüzünü andıran gümüşi göz bebeklerini karşısındaki yaşlı adama dikmişti, bir cevap beklercesine. Henüz sorulmamış bir soruydu bu ve cevabını emin olmaksızın tahmin ettiği. Bu soru odaya hakim olan karmaşanın da cevabıydı aslında. Peşi sıra beraberinde pek çok soruyu yanında getiren bir soru.

Charles Xavier'ın katili kim?

Kimse bir şey bilmediğini söylüyordu yahut birileri doğruyu herkesten saklıyordu.

Odaya ağır bir sukunet hakimdi. Herkes çoktan yas hırkalarını üstüne geçirmiş, ellerinde dillendirilmemiş sevgi buketleriyle ve belki de sözde hüzünlü bir havaya bürünmüştü.

Şimdiden, diye düşündü yeniden, sahte. Gözleri buğuluydu. Cenazeye daha birkaç saat var. Üzülmüyormuş gibi yapıyorlar. Aklını yitirdiğini sandıkları bu adamı yollarından çekilmiş gibi görüyorlar. Tıpkı Wanda'ya yaptıkları gibi.

Söylenen yalanlar ve kavgalar.

Gizlenen doğrular ve kırgınlıklar.

Her şeyin ortasında yıkıcı bir fırtına ve ortaya çıkması gereken bir gerçek var.

Dedi: basit, basit, basit. Konuşmak onun için yine ve hep kendi kendine.

Toprak her şeyin üstünü örtendir ama acıyla kavrulmuş bir beden muhakkak tüm gerçekleri ortaya dökecektir.

Sessizce bekledi. Kendi siyah beyaz duvarlarının ardında zaman akmazken, o sadece sessizce bekledi, güneş doğuncaya değin.

Çünkü biliyordu. Çok değil, biraz sonra, bilinmezliğin en karanlık tonu, acı ile aydınlandığında her şey bir bir açığa çıkacak ve gök onların pişmanlıklarından sönmüş bir güneş doğuracaktı.

O sadece beklemeye devam etti.

Odadakiler fısıltıyı andıran sesleri bazı bazı yükselirken ve ara sıra kendilerini kaybedip kavga ederken yavaşça sabah oldu. Büyük şaşalı pencerelerden içeri demet demet ışık süzüldü. Kuşlar uyandı. Peşi sıra etrafı umut saçan cıvıltılar doldurdu.

Onların seslerini işitenler ise tek tek sustu, sabahın ilk ışıklarına şahit olmanın verdiği şaşkınlıkla, sanki ortak bir fikirde buluşmuşcasına.

Ardından herkes uzaklaştı, ayaklarının altına düşen gün ışığını ezerek, bir daha oraya dönmeyecekmişcesine.

Ve belki de bir daha hiç dönmezler, diye devam ettirdi Pietro kendi kendine anlattığı hikayeyi.

Lakin aslında hiç gitmediler ki, hiç terk etmediler bizi.

Gözlerini yumdu. Yanağından bir damla yaş süzüldü.

Sonra tozlu sayfalar çevrildi.

Sonra tozlu sayfalar çevrildi

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
BAD POEMS, pietro maximoffStories to obsess over. Discover now