0- kaçan balık misali

501 42 33
                                        

Hoş geldiniz arkadaşlarr, ben Keti😽 Acayip olaylı, arsızlıklarla dolu, tam yaz havasında haliyle sahil kasabasında geçen liseli aşıklar ficime hoş geldiniz!! Birbirine hoyratça seven ama söylemeye gururu yemeyen çitimizi umarım gönlünüze alırsınız💞

Yıldıza basıp yorum yapmayı unutmayınız, hepinize iyi okumalar!!💞💞

Bu arada fic günümüzde değil daha nostaljik bir zamanda geçiyor. Tarih vermedim, siz nasıl hissediyorsanız orada olalım😸

balık

Aşk nedir?

Aşk, çocukluğumdan bu yana yediğimi içtiğimi burnumdan getiren bir hadise olmuştur benim için. Aşk adamı veyahut aşık olunacak adam olmadığımdan belki, konu basmadığım topraklara gelince, tıpkı vurulan bir askerin bir süre daha koşmaya devam etmesi gibi kafama da vücuduma da sonradan dank etmiştir. Öyle bir şey ki, bu illet vuku bulduğundan beri içtiğim sigaranın dumanını değil ateşini hissediyorum içimde.

Pek tabii özümden gelen itliği sevgimi yansıtma biçimim olarak bellediğim için başımdan musibet eksilmiyor, aşk da karnıma tekmeyi vuranlardan biri oluyordu günün sonunda.

Aşk gibi beyhude bir duyguyu karın boşluğuna yediğin tekme benzetmesiyle anlatmak da bana hastır ancak. Öyle yetişmiş ve ilk aşkım tarafından karnıma tekme yemiş olmamla da alakası vardır.

Amma velakin bahar dumanı çöktü yine derdi dedemler aşık bir delikanlı görünce. İşte o hesap aşktan yanmayı duman, acıdan sonra gelen çiçek açma durumunu da bahar gibi anlatmak daha yakışık alırdı.

Benim bahar dumanım olan Kim Taehyung, on sekizine çoktan girmiş, biraz deli azdan çok serseri ama jilet kesiği gibi acıtan bir gönül yarasıdır. Avrupa yakasıysa, doğup büyüdüğümüz küçük bir sahil kasabası. Ben Jeon Jeongguk, bu herifin altında inim inim inlettiği bir numaralı yavuklusu ve baş düşmanıyım. Bu da benim korkaklığımın esiri olup kendimi kapattığım kabuğu nasıl kırdığımın sancılı hikayesi.

Doğduğum memleket olan Avrupa yakası herkesin herkesi tanıdığı küçük bir yerdi, sabaha kadar olayı gürültüsü hiç eksik olmaz ama her iş nihayetinde tatlıya bağlanırdı. Benim için damağıma acı tadı vuran kısım ise yakalayıp öpesimin geldiği herifin baş düşmanı muamelesi yapmamdı. Onunla aynı yaştaydık, kendisi benden sekiz ay büyük, iki beden fazla, beş santim uzundu. Aklımı alan kutu gülümsemesi, bol noktalı esmer teni, en az bahtım kadar kara saçları ve gözleri vardı.

Küçüklüğümden bu yana tanıdığım ve aynı okula gittiğim yürek köşem, içimdeki sönmez yangın ve tükenmez sevgimin sahibi, geçen sene itibariyle ilk cinsel münasebetimin başrolü, fikrimin gülü, hem yatak arkadaşı hem ezeli düşmanı olduğum Kim Taehyung'a holiganlaşmaya başlamam, ikinci sınıfın ikinci döneminde kız arkadaşımı çalıp beni ikinci adam yapmasıyla başlamıştı.

Çekmediğim numara, çevirmediğim çarkıfelek kalmayınca haliyle harika giden ilk kız arkadaşımla hayatımda ilk kez el ele tutuşmuşken akşam zamanı son teneffüs bir çocuk adımı sorma suretiyle sınıfıma baskın atmış ve itin tekinin sevdiğim kız yüzünden beni potalara çağırdığını söyleyerek şahsımı karşına almıştı. Sözcüsü olacak küçük piçin mesajıyla birlikte kafamda devreler yanmış, kimmiş ulan benim sevgilime göz koyan edasıyla potalara gittiğim gün karşılaşmıştım bu belayla.

O gün beni öyle güzel dövmüş, öyle güzel yerden yere vurmuştu ki adeta adam nasıl dövülür sorusunun konçertosunu oynatmıştı potalarda. Üstelik bütün bu dayaklar atılırken bilincim gayet yerindeydi, her şeyin farkındaydım. Tarihte eşine rastlanmayacak türde nefis bir dayaktı. Bir süre sonra sıkılmış olacak ki bırakıp gitmiş ve elinden ancak kurtulabilmiştim.

Böylelikle sevdiğim kız benden ayrılmış, gönlümde kocaman bir yara açılmış ve annem ilk kez lavaboda kanlı suratımı yıkamıştı.

Son yıkayışı ise dört yıl öncesine, liseye başladığımız güne denk geliyordu. O da kabul ediyordu artık, kadın ne yapsın her gün it gibi dalaşan eşek kadar çocuklara söz geçirecek hali yoktu. Bilmiyordu tabii keyfimizden vurup kırdığımızı, üzülüyor içten içe ama ben çoktan abayı yakmışım ve aşkı kündeye getirmişim, yediğim yumruklar acıtıyorsa namerdim.

Taehyung ise kendisi bana vurdulu kırdılı meyletse de Avrupa yakasının en parmakla gösterilen delikanlısıydı. Haftanın üç günü sokağın sonundaki spor salonuna gider, orada boks yapıp kafasına estiği gibi ağzını burnunu kırar sonra gelir bana sardırır, ben de onun allı morlu cemaline ölürüm, kıyamam ama en çok ben kırarım kemiklerini. Önce öperim sonra acıtırım tam tersine. Huyum bu. Her şeyin tersine giderim. Alayına giderim.

Taehyung gümbür gümbür çağlayan bir nehirken ben paldır küldür herifin tekiydim. Vurdumduymaz, serseri, fırlama ve geleceğini düşünmeyen birisiydim. Küçüklüğümüzden beri Taehyung kendi çalışmasıyla hayatını idame ettirirken benim ailem arkamı toplamakla meşgul olurdu. Ben hovarda ve piçin önde gideniyken, Taehyung itlik yapıp it gibi görünmezdi.

İlkokulda daha o yaşta milletçe sevilir ve ilgiyi mıknatıs gibi üstüne çekerdi. Etrafındaki herkes ondan bahseder, bu da ne çocuk derdi hep. Hiçbir ilişkisinde unutulmaz, daima akılda kalırdı. Zeki ve başarılıydı yetmezmiş gibi. İyilik yapmaktan çekinmeden iyilik yapan, masumun hakkını yemeden ve hayatıyla oynamadan serseri olan, itlik müessesinde basamakları üçer beşer çıkmış, hali devranı yerinde dahası ateş gibi bir delikanlıydı. Kendi çıkarını göz ettiği zaman yalan söylemekten kaçınmayan, her işi kolay yoldan halletmeye çalışan, çok farklı radikal kararlar almaya cesaret edip çilesini kendi çeken, başkalarını da düşünüp pek ala merkeze kendini koyan, karşıdan karşıya geçerken sola yalnızca bir kere bakacak kadar vadesini umursayan bir adamdı.

Kuytularda içi içime aksa da gördüğümüz yerde birbirimizin yakasına yapışacak kadar düşmanlık yapıyorduk şu iki günlük yalan dünyada.

bahar dumanıStories to obsess over. Discover now