Bu bölümü beni yazarlığa iten arkadaşım nam-ı diğer Virgül'e ve Steven Rivera karakterinin yaratıcısı dostum Güray Uyar'a ithaf ediyorum.
Bölüm Şarkısı : Jan Hammer - Crockett's Theme
80'li yılların sonlarına doğru yaklaşırken Porto Riko'ya bağlı küçük bir ada olan Isla Puerca'da, uluslararası bir askeri tatbikatın son saatleri yaşanıyordu. Amerika Birleşik Devletleri Donanması'na ait uçak gemisinden, bu küçük adaya botlarla gelip kamp kuran Türk ve Amerikan askerleri kamp ateşlerini yakmış, ortak pay ile dağıtılan yemekleri pişirmeye başlamışlardı. Eve dönmek için geminin ve üzerinde konuşlandırılmış F-4 tipi jetlerin yakıt ikmallerinin tamamlanmasını bekliyorlardı.
Alandaki ateşlerden birinin başına Amerikan deniz piyade erlerinden bir arkadaş grubu üşüşmüş, yemeklerinin pişmesini bekliyordu. Bir yandan da kamp alanındaki hareketliliği merak edip gelen Porto Rikolu çocuklarla oyunlar oynayıp eğleniyor ve vakit geçiriyorlardı. Arkadaş grubunun temiz yüzlü yeni yetmesi genç Er Raymond Ronalds, çocuklarla beraber frizbiyle oynarken onları birkaç metre öteden izleyen bir çift göz fark etti.
Ağaçların arasında zayıflıktan kemikleri sayılan, kıyafetleri yamalı küçük bir çocuk kamp alanını gözetliyordu. Dikkatini çocuğa yöneltince çok geçmeden izlediği şeyin yaşıtları ve onlarla birlikte eğlenen silah arkadaşları olduğunu düşündü. Fark edildiğini anlayan çocuk gözlerini kaçırmış ve bakışlarını başka yöne çevirmiş olsa bile, mimikleri panik yaptığını ele veriyordu. Çekingen bir çocuk olmalıydı.
Gülümsedi genç asker. Elindeki frizbiyi çocuklardan birine verip devam etmelerini söyledi ve çocuğa doğru ilerlemeye başladı. Çocuğa yaklaştıkça utangaç bakışlarının hedefi oluyor, utancının daha da arttığını fark ediyordu çocuğun bakışlarında. Nihayetinde yanına vardığında aradaki boy farkını kapatmak için diz çöktü. Çocuğu yaşıtlarının yanına götürüp dahil etmek istiyordu. Utancının sebebini merak etti. Zayıf bir İspanyolcası vardı, anlaşılmayı umarak konuştu.
"Sorun nedir çocuk? Neden bizimle oyun oynamıyorsun?"
Cevapsız kalan bu sorusunun ardından çocuğun izlediği yöne çevirdi bakışlarını. Silah arkadaşlarıyla beraber deniz kenarına yaklaşan yaşıtlarından ziyade, ateşte pişen yemeklerdeydi gözleri. Oyun istemiyordu, derdi yemekti çocuğun. Bunu anlamasıyla beraber içinde kabaran bir şefkatle çocuğa bakıp gülümsedi. Tekrardan zayıf İspanyolcası ile bir soru yöneltti ona.
"Yemek yemek ister misin?"
Çocuğun ona bakıp başını sevinçle olumlu manada sallaması ile kalktı ve elinden tutarak ateşe doğru ilerledi. Eline geçirdiği büyükçe bir dal parçasıyla korları eşeleyen arkadaşı, gelenleri görünce yarım bir ağızla sırıttı. "Ray." diyerek selamladı genç askeri.
"Güzel zamanlama. Ben de tam diğerlerini çağırmak üzereydim. Etler pişti."
Bunun üzerine Raymond, çocuğa dönüp göz kırptı. Çocuk heves ile ateştekilere bakıyordu. Bu bakış, genç askerin içini ısıtmış olacaktı diz çöküp eline aldığı sandviçi ikiye bölmeye yeltendi. Fakat çocuk, ondan daha çevik davranmış ve sandviçin tamamını kaptığı gibi kaçmaya başlamıştı. Kendi payını paylaşma derdine düşmüşken hepsini kaptıran genç, bu duruma öfkelendi. Tam küçük hırsızın peşinden koşmak için hışımla kalkmıştı ki, "Ronalds!" diye gürleyen bir ses duydu.
Bu ses, genç askerin de içinde bulunduğu bölüğün komutanı Teğmen Steven Rivera'ya aitti. Arkasını dönüp baktığında iki metre boyunda, korkutucu bir görünüme sahip komutanın ona durması için işaret verdiğini gördü. İsteneni yaptı ve çocuğun peşini bırakıp esas duruşa geçti. Komutan, sert ifadesini destekler biçimde alev saçan mavi gözlerini bir süre genç askerin üzerinde gezdirdi. Ardından arkasını döndü ve çadırına yöneldi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MALIBU
General FictionGenel Kurgu türünde bir dönem hikayesi. 1994 yılında Los Angeles'da geçiyor. Top Gun filminin kasıp kavurduğu 80'li yıllarda genç bir askeri pilottu Tufan Atalay. Görevini severek yapıyor, mesleğine olan rağbetin ekmeğini de güzel yiyordu. Ta ki za...
