Yağmur yavaş yavaş yağmaya devam ediyordu. Bulutlar ardı ardına sıralanmış güneşi göstermemek için çabalıyordu adeta. Güneş ise bulutlardan kaçmak için insanlara biraz olsun umudu haber vermek için çabalıyordu sanki.
İrem gözlerini yavaş yavaş açtı. Baş ucunda çalan alarmı kapatıp yatağın içinde toparlandı. Bugün çok heyecanlydı çünkü uzun bir aranın ardından arkadaşlarıyla buluşacaktı. Ayağa kalkıp pembe çiçekli terliklerini ayağına giyindi. Havanın güzel olacağını umarak pencerenin önüne gelip perdeyi açtı. Ama havanın kapalı oluşu yavaş yavaş yağan yağmur İrem'in heyecanını biraz olsun kırmıştı. Çünkü bugün arkadaşlarıyla buluşacaktı ama yağmurun buna izin vereceğini pek düşünmüyordu. Telefonunu eline alıp arkadaşı Kübra'yı aradı. Kübra'nın telefonu uzun çalışların sonunda açıldı. Belliki Kübra da yeni uyanmıştı. Sesi bunu belli ediyordu. Hal hatır ettikten sonra İrem buluşmanın iptal olup olmadığını sordu. Kübra ise buluşmayı iptal etmediklerini sadece mekanı değiştirdiklerini söyledi. Parkta buluşacakken yağmur nedeniyle kafede buluşmaya karar vermişlerdi.
İrem hemen gardırobunu karıştırmaya başladı. Dünden kombini hazırdı aslında ama hava durumu onları giyinmesine izin vermiyordu. Uzun bir süre dolabı karıştırdıktan sonra kırmızı mini eteğini , beyaz tişörtünü ve siyah yağmurluğunu çıkardı. Makyajsız dışarıya çıkmayan İrem son olarak da makyajını yapıp evden ayrıldı. Yolda giderken arkadaşları ile çok eğlenceli vakit geçireceklerini düşünüyor ve mutlu oluyordu. Uzun bir aradan sonra bu buluşma hepsine iyi gelecekti. Tatilde yaptıklarını konuşup uzun uzun güleceklerdi. Arkadaşlarına anlatacak çok şeyi vardı İrem'in.
Kafeye gelmişti. Ali ve Kübra masada oturmuş İrem'i bekliyorlar. Karşısında İrem'i gören Kübra sevinçle kalkıp İrem'in boynuna uzun uzun sarıldı.İrem Ali ile de sarıldıktan sonra birlikte oturup birer tane sıcak çikolata söylediler. Sohbet baya koyu bir hale geliyordu git gide. Birbirlerinden ayrı geçirdikleri yaz tatilini anlatıyorlardı. Yaşadıklarını birbirleriyle paylaşıyorlardı. Tatilde yaşadıkları komik olayları anlatıp tekrar tekrar gülüyorladı. Kübra Bodrum'a, Ali İstanbul'a ve İrem de anne ve babasının memleketi Malatya'ya gitmişti yaz tatilinde.
Malatya'dan arkadaşlarına kayısı getirmişti İrem. Kübra ise İrem' e bir kolye almıştı Bodrum'dan. Ali ise ikisine birer tişört hediye etmişti. Birlikte kayısıları da yedikten sonra İrem'in telefonu çaldı. Arayan annesiydi. İrem telefonu açıp annesiyle birşeyler konuştu ve yavaşça telefonunu kapatıp çantasına koydu. Misafir geleceğini ve eve gelmesi gerektiğini söylemişti annesi. İrem telefonu kapattığı sırada Ali ve Kübra' nın yan masaya bakıp gülüştüklerini gördü. İrem de başını yan masaya çevirdi ve masada oturan iki genç kıza baktı. Birbirinden güzel olan bu kızlar kitap okuyor ve kitaplardan birbirlerine birşeyler gösteriyorlardı. Arkadaşlarının komiğine giden kızların giyim tarzıydı. Daha önce böyle giyinen birilerine rastlamamıstı İrem.
Boydan aşağıya inen ayak bilekleri dahi görünmeyen uzun kabana benzeyen bir şey vardı üstlerinde. Başörtüleri omuzlarından aşağıya dökülüyordu. Ve renkleri ise sadece siyahtan ibaretti. Ayakkabıları bile siyahtı. Ama o iki kız bu siyahların içinde bile adeta melek gibi görünüyorlardı. İrem'in çok dikkatini çekmişti uzun uzun kızları inceledi.
İşte o gün kafedeki o iki genç kız gelecekti İrem' in temelini atmıştı adeta..
YOU ARE READING
Mehlika
RandomHayatındaki en büyük fedakarlığı yapmıştı İrem... O çok sevdiği ojelerinden, sapsarı uzun saçlarından, mini eteklerinden vazgeçmişti Rabbi için... Ailesinin gözbebeği en küçük kızı olan İrem'in tesettüre girişini ve Rabbinin yoluna baş koymasının hi...
