Yıldızlar
Hep parlak mı olurlar?
Hayır, peki hayat hep yolunda mı gider?
Hayır,
Bu yaşıma kadar her gece yıldızlara bakarım. Eğer yıldızlar parlaksa iyi bir şeyler olur bu onların mutluluk simgesidir. Doğduğumdan beri kötü günlerden önce gökyüzü parlamaz. Mesela ilk cinayetimde gökyüzü boştu. Yıldızlar bile bunu görmeye katlanamaz. Ben, bunu yapandım...
Uzun zamandır yıldızlar parlamıyordu ama bugün bir garipti tam ortada 3 yıldız vardı. Sağ taraftaki silik ama güzeldi pek parlak değildi ama şefkatle parlıyordu sanki zira sol taraftaki de ona çok benziyordu fakat ortadaki tamamen farklıydı daha büyük ve parlaktı o yıldızı incelerken ne kadar uzun zamandır bu kadar parlak bir yıldız görmediğimi sorguluyordum. Kahvemden bir yudum daha aldım cam balkonumdaki tekli koltukta otururken bunları düşünüyordum bu uzun sessizliği kapı açılma böldü. Kim olduğunu bildiğim için bakma gereği duymadan kahvemden bir yudum daha aldım. Yan tarafımda bir hareketlenme oldu. Üçlü koltukta uzanmış olduğunu anladım. Yıldızlara bakmaya devam ettim hala derin bir sessizlik vardı ve bu sessizliği bozan ben değildim.
''biliyorum bu senin için çok kolay bir görev fakat biraz çalışsak?'' yarınki toplantıdan bahsediyordu. Bu gerçekten yapacağım en basit iş olabilirdi birkaç çalışan ve 2 sorgulayıcı kişi sorular soruyordu. Yaklaşık 1 ay önce sızdırdığım gizli dosyalar yüzünden buna ulaşabilen herkes sorgulanacaktı. İstesem o sorgulamaya katılmazdım bile babam önemli ve ödüllü bir savcıydı ve ben ülkenin en önemlilerinden olan bir yazılımcıydım.
Tabi aynı zamanda bir seri katildim. İnsanlar bana Sır diyorlardı. Bunu nedeni 2. Cinayetim olan avukat Mehmet Çelik cinayetinde Asır yazısında dikkat çekmemesi için A harfi yerine yıldız yapmam sır yazısını var etmişti. Hiç bunu düşünmemiştim ama karşı çıkacak bir hareket de yapmamıştım. İlginç bir şekilde kimse yıldız çizimi ile ilgilenmemişti. Mehmet Çelik avukattı fakat onun yanında bir çocuk yuvası vardı fakat o çocukları evlat edindirmiyordu onları satıyordu. Kimse bunları bilmiyordu ben ve birkaç yetkili kişi biliyordu fakat çok başarılı olduğu için gizliyorlardı. Öyle biri değildim, dayanamazdım. Seçkin bir yurt olduğunu söyleyip çocukları sağlık testlerine sokuyordu organ mafyaları için...
Daha yeni başlarda olduğum için birini öldürmek ağır gelmişti ama şu an pişman değilim. Birinin canını aldım ama birçok can kurtardım ya da şöyle mi demeliyim kötü birinin canını aldım ama onlarca çocuğun hayatını kurtardım. İş başarısı ya da saygınlığı zerre umurumda değil. İş saygınlığı asla öz saygınlıktan daha önemli değildir. O bile isteye çocukların canını alıyordu çocuk olmaları beni daha da sinirlendirdiği için bu kadar kızgın olmam normaldi. İnsanlar onun bu yönünü bilmiyordu ve onlar için bu hayırsever iyi bir insanı katleden bir caniydi benimle ilgili bu haber patladığı an onun çocukları satma görüntülerini yaydım ve bir anda bir kahraman oldum insanlar ne kadar da dönekti.
Üzerinden uzun bir zaman geçti araya cinayetler geldi bu sorgulama son cinayetimle ilgiliydi. Bu düşünceleri yine aynı ses böldü
'' Yonca, daldın gittin ne oluyor, cevap verecek misin?'' o söyleyene kadar daldığımın farkında bile değildim. ''Duyuyorum İpek, çalışma gerektirecek bir durum yok. Üzerinden 1 ay geçtiği için şu zaman neredeydin demezler deseler de uyuyordum ve sabah 8 civarı uyandığımda haberlerde gördüm diyeceğim kolay olacak merak etme'' diyerek onu sakinleştirmeye çalıştım. İnsanlara kolay kolay değer vermezdim fakat İpek en değerlilerimdendi bu olaylardan korkuyordu ölmekten korkuyordu fakat en eskiden beri beraberdik annesi iç mimardı. İpek annesi gibiydi narin zarif ve güzeldi. Herkes arkadaşlığımızı sorgulardı. O narindi sarı saçları ve daha mavimsi ela gözleri iyi hissettiriyordu ondan zarar gelmezdi fiziği iyiydi benimle zıt yüz hatları vardı ben simsiyah kömürden kara saçlarım ve toprak rengi gözlerim sivri yüz hatlarım vardı. Simsiyah giyinen temsili Azraillerden değildim saçlarım doğaldı ve renkli de giyinirdim fakat bej renkli uzun ceketim siyah gömleğim mavi bol kot pantolon ve uzun topuklu botlarımdan vazgeçmeyeceğim.
Bakışlarımı İpek'e çevirdim bana bakıyordu bana hep yardım ederdi korktuğu için benimle gelmezdi güvenlik kameralarına çoktan erişmiştim küpe şeklindeki kulaklığımdan konuşur kameralardan izler ve bana yardım ederdi. Eğer yakalansam bile onun adını vermeyecektim. İstesem verirdim bunu biliyordu ama bana güveniyordu. Dediğim gibi ona değer veriyordum bu yüzden hiç gerekmese de çenemi kaldırıp '' tamam, öyle olsun hadi plan yapalım'' dedim bir anda ayağa kalktı ve yüzünde bir gülümseme oluştu ellerini çırpıp hevesle '' hazırlıyorum 5 dakika içinde çalışma odasına gel'' diyerek ben cevap vermeden koşup içeri gitti. Yüzümde bir gülümseme oluştu. Onu mutlu etmek çok kolaydı bu işten korksa da seviyordu. İnsanları o öldürmüyordu göz yumuyor ve biraz yardım ediyordu ama o da çocuklara değer veriyordu ilk işimde yanımda olmamıştı sonradan anlattığımda bana bunun saçmalık olduğunu ve sadece ihbar etmem gerektiğinden bahsetti. Ama olmazdı bu ülke artık böyleydi iş başarısı herşeyden önceydi Mehmet Çelik iyi bir avukattı ve bu ülkenin başındakilerin işine geliyordu. Bu sayede gizliyorlardı ve ihbar etsem bile davayı kazanamazdım İpek'e bunu anlatınca bana hak verdi. İnsanlar biliyordu iyi bir iş veya onların hoşuna giden bir şey yaparsan senin kötülüğüne göz yumulurdu ve bu yüzden de bu işe giriştim ve insanlar benden korkmamalı, eğer kötü işler peşinde değillerse.
Battaniyeyi çekip mutfağa gittim 2 tane Latte yapıp İpek'in yanına gittim. 3 ekranlı bir bilgisayar ve birkaç dosya. İçim sıkıldı bu kadar çalışmaya gerek yoktu yine de koltuğa bağdaş kurarak oturdum ve dinlemeye başlamadan önce Lattelerden birini ona uzattım ve nazikçe gülümseyip kahvesini aldı. Ve söze başladı '' Sana onunla ne bildiğini soracaklar sen başarılı biri olduğundan bahset ve yurt olayını kınadığından aynı zamanda şaşkınlığını da belirt'' sesli bir nefes verip devam etti ''Vermen gereken cevapları kulaklıktan söyleyebilirim bu yüzden kısa kesip olası durumlara geçelim en düşük ihtimal olan yakalanma durumunda son ana kadar direnmen gerekecek'' bitirmesini beklemeden lafını kestim çünkü tedirgin görünüyordu ''öyle bir şey olmayacak, olursa tekli sorgulamada düzeltiriz bu ihtimali geç'' dedim sinirli gözükebilirdim, sinir sorunlarım vardı İpek'le bununla ilgili birçok sorun yaşadım fakat geçen yılların ardından buna alıştı. Artık içimi anlıyordu. Bu katlanma değildi, beraber eğlendiğimiz zamanlar çoktu sadece bu tehlikeli durumda hassas olmalıydım. Yine de İpek afallamış gibi gözüküyordu bu yüzden ekledim ''Sorun yok İpek bu iş sonrası Ceylan'ın yanına gideceğim sende gel olur mu?'' Ceylan, Mehmet Çelik'i öldürdükten sonra bulduğum kız çocuğuydu birkaç saat sonra satılacaktı bir organ mafyasına. Bunu engellemek için onu alıp bir dostumun yanına götürdüm çocukları yoktu ve Ceylan'a seve seve bakıyorlardı. Onu sokakta bulduğumu sanıyorlardı ve bulduktan 2 hafta sonra götürdüğüm için bu dikkat çekmedi. Ceylan 1 yıldır onlarla ve şu an sadece 5 yaşında. Haftada bir kez onu görmeye gidiyordum.
''Olur bende gelirim görmeye. Sen kaçmak yok diyorsan öyle olsun, ama yine de çorabına bir neşter koy sadece önlem için'' başımla onaylayıp saatime baktım saat 1:38'di ve artık yoruldum için ayağa kalktım yarın saat 10'da orda olmalıydım İpek'e dönüp ''Ben yatmaya gidiyorum İpek sen de uyu artık'' dedim ve odamın yolunu tuttum yarın bir ton işim vardı. Yatağa yatınca rahatlamak için kaçıncı kez söylediğimi bilmediğim şeyi yine kendime söyledim yol gösterin yıldızlar, yardım edin yıldızlar, nefesimi ver gökyüzü...

selam! bu kitap hakkında çok ümitliyim kafamda olaylar uçuşuyor umarım sizin de hoşunuza gider. bir sonraki bölümde hep beraber sorgulanacağız hadi hayırlısı o zaman. bir hafta içinde yeni bölüm gelir uzun bölüm sevmiyorum o yüzden sizi çok bekletmiyeceğim bir sonraki bölümde görüşürüz!
KAMU SEDANG MEMBACA
SIR
Fiksi RemajaÜlkede kötülüklere göz yumulmaya başlanır fakat Yonca buna kesinlikle karşı çıkmak istemektedir ve bu yüzden o insanları tespit edip öldürmeye başlar kusursuzca gerçekleşen 1 yıldan sonra her şey yolunda gitmemeye başlar.
