1.

18 9 5
                                        


Ben hayal kırıklıkları ile dolu bir adamım. İçim yıldızsız geceler kadar karanlık. Gülmeyi beceremeyen sureti biçimsiz bir adamım. Galiba kendimden zorum var. İçmeyi oldum olası beceremem, sağlığıma da  hiç dikkat etmem, bir yerim mi ağrıyor ya da hastamı oldum umurumda olmaz. Günlerce hasta hasta yattığımı battaniyenin altında titrerken ateşler içinde yandığımı bilirim ben. Yanlış anlaşılmasın, doktorlara ve tıbba saygım hayranlık derecesinde inanın. Doktora gitmememin tek nedeni inadımdan. Başında bahsetmedim inat bir adamım ben. Belim mi ağrıyor varsın ağrısın daha beter olsun!

Uzun süredir bu haldeyim. Memur olduğum gençlik yıllarımı hatırla yağan ediyorum. Ne memurdum ama bir görmeniz gerekti. Serttim! Bundan mutluda olurdum. Bir vatandaş karşıma geldiği zaman ona hiç olmayacak şekilde hadsiz davranır, sorularına kaba bir ses tonuyla cevap verirdim. Sonunda pes ederler ve beni bir kedi yavrusu gibi dinlerlerdi işte o zaman büyük zevk duyardım. Aslına bakarsanız en kötü halim nedir bilir misiniz? En sinirli olduğum anda dahi bütün öfkemin sadece minik kuşları korkutabilmesiydi. Hiddetten köpürdüğüm zaman bir sigara bir kahve gülümseyen bir yüz beni kıştan kalma sarkıklar gibi eritirdi. İşte bu benim.

Sert bir memurdum diye şimdi söyledim biliyorum ama bu bugüne kadar söylediğim en büyük yalandı. Değildim efendim! Ben hiç o kadar sadist ruhlu olabilir miyim? İçimden böyle şeyler geçmedi değil hani ama hep içimde tuttum. Her zaman bana karşı haksız davranan kişilere karşı sustum. Belki de bu yüzden içimdeki çelişkiler büyüdü ve bu şuan ki bugün var olan beni oluşturdu. Bu yazdıklarımı bir itiraf ya da pişmanlık olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz. Ya da siz nasıl görmek isterseniz öyle bakın.

Sert ve kötü biri olmak bir tarafa dursun, ben her hangi bir şey olmayı dahi beceremedim. Ne iyi ne kötü, ne içine kapanık nede çok konuşkan, ne pısırık nede kahraman, ne yazabildim nede yazmayı bırakabildim. Şimdi kendi köşemde teselli arıyorum. Bir kitapta bu duruma uyan bir cümle keşfettim “zeki insanlar yalnız aptallardır” son bir kaç gündür bu cümleye tutunuyorum. Bu yüzyılın adamı değilim ben aslına bakarsanız hangi yüzyıla ait olduğumu da bilmiyorum. Yirmi birinci yüzyılın adamı kaypak olur, namussuz olur. Eğer namuslu ve karakterli biriyse ya gericidir ya da yobaz.   Bunu yaşadığım tecrübelere dayanarak söylüyorum ve gerekirse yüzlerine de söylerim. Buna hakkım var biliyorum.

Sizi eğlendirmek istediğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ben öyle eğlence olsun diye konuşan biri değilim evet biraz gevezeyim doğrudur. Ben sadece insanım. Hepsi bu, daha fazlası değil. Kendi kendine yeten bir memurdum. Belli bir zaman önce emekliye ayrıldım. Küçük bir evim var (bana yeter) fazlasını da zaten istemedim. Gerek duymadım. Oldum olası aza kaanat getiren biri değildim. Şunu fark ettim insan ne kadar çok isterse o kadar çabuk batıyor. Umarım bunu yaşayarak öğrenmek zorunda kalmazsınız. Hiç bir şey size gece sobanın yanında, başınızı yastığa koymuşken, sıvası çatlamış soğuk duvarın üzerinde oynaşan alevin gölgesini izlerken hissettiğiniz duyguyu hissettiremez ve bunu hiç bir şekilde satın alamazsınız.

Şu halde karakterli ve namuslu bir adam ancak kendinden bahseder. Bende bu yüzden kendimden bahsedeceğim.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Dec 21, 2022 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

DİPWhere stories live. Discover now