Yorumlarınızı eksik etmeyiiiin!!
Bölüm şarkısı:
Perdenin Ardındakiler-Ankara'yla Bozuşuruz
Giriş: VEDASIZ HER GİDİŞ
17 Temmuz 2017
Ankara dendiğinde akla koca koca gri bulutlar gelirdi. Kimisinin içine bir sıkıntı yerleştiren kimisine ilham veren o gri koca bulutlar...
Ankara dendiğinde bile insanın yüzüne bir ayaz vururdu. İsmi bile üşütürdü insanı. Soğukluğu isminden bile belli olurdu.
Bazı insanlar için bir şehirden çok daha fazlası olurdu, onları sarar sarmalardı. Bazı insanlar için bir hayal kırıklığı olur, imkansızlıklara yuva olurdu.
Bazıları Ankara'ya farklı farklı anlamlar yükler, onun sokaklarıyla huzur bulurdu. Üzerindeki gri bulutları çatısı kabul eder, sokakları da güvenli evi sayardı. Ankara sevdirirdi kendini. Tüm kusurlarıyla tüm ayazıyla sevdirirdi kendini.
Genç kız kulağına kulaklıklarını takıp apartmanın siyah demir kapısını açtı ve dışarı çıktı. Ağır ağır yeryüzüne inen yağmur damlalarının keyfini çıkartması gerekiyordu. Bu onun için Ankara'da yaşamayı sevmenin ilk kuralıydı. Birisi Ankara'yı sevmeden önce gri bulutlu havalarını da yağmurunu da sevmeliydi. Belki de ilk önce insanın yüzünü donduran ayazını sevmeliydi.
Temmuz ayının ortalarında olmalarına rağmen bir anda yağan bu yağmur tuhaftı. Ankara'nın bir derdi vardı da ağlıyor gibiydi. Kim bilir belki de gerçekten Ankara'nın bir derdi vardı ve yoldaşı olan gri bulutlar da ona ağlıyordu.
Zaten bu yıl yaz bir türlü gelememişti. Yağmurlar bir türlü dinmemişti. Sadece son iki haftadır yağmur yağmıyordu ki bugün yağan yağmurla bu dinginlik de sona ermişti.
Feza ellerini cebine sokup sokağın çıkışına doğru yürümeye başladı. En çok da böyle anlarda kendiyle baş başa kalmayı seviyordu. Çünkü en çok böyle anlarda sokakların sakinleştiğini, tenhalaştığını hissediyordu. Böyle anlarda sadece kendiyle değil, Ankara'yla da baş başa kaldığını hissediyordu.
Kulaklığındaki şarkı yerini telefonunun zil sesine bırakırken keyfi kaçmıştı. Cebinden telefonu çıkartıp yeşil butonu kenara kaydırdı ve "Efendim Acar?" derken telefonunu tekrar cebine attı.
"Neredesin?"
Acar'ın endişeli sesi kulaklık aracılığıyla kulağına ulaşırken bu ses kaşlarının çatılmasına sebep olmuştu.
"Dışarı çıktım. Biraz yağmurda yürümek istedim." Acar'ın derin bir iç çektiğini işitmişti. "Bir sorun mu var?" diye sorma ihtiyacı duydu.
"Pamir gitti Feza." dedi. "Tercihlerine İstanbul'u yazmış. Dün sonuçlar açıklanınca da apar topar bilet almış, az önce otobüse bindi."
Acar'ın "Pamir gitti Feza." cümlesi genç kızın kulaklarında çınlarken hafifçe sendeledi. Beklemiyordu bunu. Ondan gitse de bu şehirden gitmez, diye düşünüyordu. Kalbine bir cam batıyormuş gibi hissediyordu. Kalbi acıyordu, kalbi acı çekiyordu.
Gözlerini kapattı ağır ağır. Başını hafifçe yukarı kaldırıp yağmur damlalarının yüzünü ıslatmasına izin verdi. Gözyaşlarını yağmur saklasın istedi. Belki de yağmurun acısını hafifleteceğini düşündü.
"Feza orada mısın?"
"Buradayım." dedi sessizce. Sonra başını indirip gözlerini açtı. O an fark etmişti Pamir'in onu dinlemeyip arkasını dönüp gittiği sokakta olduğunu. Bu sokak Pamir'in gidişiydi. Bu sokak Pamir'in terk edişiydi. "Yolu açık olsun en önemlisi de kalbi hep mutlu olsun."
"Tam olarak neredesin sen? Yanına geleceğim. Sesin iyi gelmiyor."
Feza derin bir nefes çekti içine. Yağmurdan dolayı toprak kokan havayı soludu. "Gerek yok Acar. Eve geçerim birazdan ve merak etme, iyiyim ben. Zaten Pamir benden, ben ondan gideli çok olmuştu. Ankara'dan gitmesi çok bir şey ifade etmiyor benim için."
Bu, Acar'a söylediği ilk yalan olmuştu. Belki son da olmayacaktı. İnsanların en çok söylediği yalandı bu. İyi değilken iyiyim demek kolaydı ve insanlar hep kolaya kaçardı. İyi olmadığını söylemek zordu. Hele ki sizi canı gibi seven insanlara bunu söylemek daha da zordu.
"İyi olmadığına eminim ama yalnız kalmak sana iyi gelecekse yarın da gelebilirim yanına. Biliyorsun ki Acar oğlan her zaman destekçin."
Acar'ın cümlesi gülümsetmişti onu. "Biliyorum. Yarın görüşürüz o zaman."
"Görüşürüz kara kız."
Çağrı sonlanırken Feza, adımlarını sokağın sonundaki parka doğru ilerletti. Tüm Ankara'yı bu parktan izleyebilirdi. Ankara'yı izlemek ona iyi gelirdi.
Üzeri kapalı çardaklardan birine oturup ayaklarını çardağın kenarındaki korkuluğa koydu ve çenesini de dizlerine yasladı. "Bozuştuk seninle de Ankara." diye mırıldandı. "O gitti ve biz seninle bozuştuk."
Gözlerini kapatıp toprak kokusunu tekrar tekrar içine çekti. Ayrı olsalar da kırgın olsa da Pamir ile aynı şehirde oturmak, aynı havayı solumak güzeldi onun için. Gittiği bir yerde içten içe Pamir'i görmeyi dilemek, o da orada mı diye etrafı kontrol etmek... Artık hiçbirini yapamazdı çünkü Pamir gitmişti.
Pamir Belen arkasında bir kalp bırakıp gri bulutlu şehri terk etmişti. Hoşça kal bile dememişti. Aniden, habersizce terk etmişti bu şehri.
Feza oturduğu yerde dakikalarca şehri izledi. Yoldan geçen arabalara, ıslanmamak için koşuşturan insanlara ve ağlamaya devam eden Ankara'ya baktı.
"Ağlama artık Ankara. Biz zaten imkansızdık, o gitti ve değişen bir şey olmadı. İmkansız olan her zaman imkansızdır. Kavuşamayanlar hiçbir zaman kavuşamaz."
Oturduğu yerden kalkıp üzerindeki hırkanın kapüşonunu tekrar kafasına kapattı ve geldiği yöne doğru yürümeye devam etti.
Ankara ağladı, o ağladı. Ankara'nın gözyaşlarını silen olmadı ama Feza kendi gözyaşlarını sildi. Bazı gerçeklere ağlanmazdı, alışılırdı. O da bu gerçeğe alışacaktı.
Pamir gitmişti, Feza kalmıştı. Ve vedasız giden her şey mutlaka dönerdi. Veda etmeden gidilmezdi, bir parça hep ayrıldığın yerde olurdu.
-bölüm sonu-
Selam dostlarııım! Yine ve yeniden hoş geldiniz ❤️
Buralara bölüm atmayalı sınavımı atlattım, mezun oldum ve inanılmaz yoğun bir hayata giriş yaptım 😅
İmkansız Bir Aşk'ı özlediğinizi ve hemen yeni bölümler okumak istediğinizi biliyorum ama unutanların sayısının çok fazla olduğunu da biliyorum bu yüzden hızlı gelecek olan bölümlerle hatırlayalım sonra rahat rahat yenilerini okuruz.
Sizi çok seviyorum, kendinize iyi bakıııın ❤️
YOU ARE READING
İMKANSIZ BİR AŞK
General FictionBir şehri baştan aşağı saran gri bulutlar, kaldırımları kaplamış olan buzlar... Aşkları imkansız yapan bunlar mıydı acaba? Yoksa üzerine gri bulutlar çöken, buz tutan kalbimiz miydi? Bir aşk imkansızsa her zaman imkansızdır. 4 sene önce de şimdi de...
