0.1

67 6 15
                                        

"Daha Fazlası Değil

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

"Daha Fazlası Değil."

Hina kapıyı kapattığında evin içindeki sessizlik ona alışılmadık derecede huzurlu gelmişti. Ryomen Sukuna birkaç günlüğüne arkadaşında kalacağını söylemişti, ev onun o ağır, rahatsız edici varlığından arınmış gibiydi.

Hina da bunu fırsat bilip, günlerdir flörtleştiği çocuğu ilk kez eve davet etmişti. Sonuçta Sukuna bir süre evde olmayacaktı.

Şimdi salonda, koltukta yan yana oturuyorlardı. Televizyonda oynayan romantik komedi filmine yarım yamalak bakıyor, sohbet ediyorlardı.

Zaman geçtikçe aralarındaki mesafe fark edilmeden kapanmıştı. Çocuğun kolu yavaşça Hina'nın omzuna dolandığında nefesi bir an duraksadı. Yüzü ısınıyordu ama geri çekilmedi. Aksine, istemsizce biraz daha yaklaştı.

Kalbinin hızlanışı, o garip heyecan, zihnindeki her şeyi susturmuştu. İlk öpücüğünün unutulmaz bir an olmasını istiyordu.

Çocuk yüzünü eğip onu öpmek üzereyken Hina da gözlerini yarı kapadı. Dudakları birbirine yaklaşmak üzereyken evin sessizliğini keskin bir ses yardı, kapı açılma sesi.

İkisi de donup kaldı. Hina'nın kalbi bu sefer korkuyla çarpmaya başladı. O sesi tanıyordu.

Yavaşça başını çevirdiğinde koridorun ucunda, kapı eşiğine yaslanmış onlara bakan Sukuna'yı gördü.

Gözleri karanlıkta bile parlıyordu. Bir süre hiçbir şey söylemeden onları izledi, bakışlarında alaycı bir sakinlik vardı.

Ama çenesinin kasılması başka bir şey anlatıyordu. Sonra dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı - zorlama bir kıvrım.

"Devam edin," dedi umursamaz bir tonda. "Ben mutfaktan bir şeyler alacağım."

Hina'nın yüzü anında kıpkırmızı kesildi. Utanç ve şaşkınlık birbirine karıştı.

"Sen gitmemiş miydin? Senin burada olmaman gerekiyordu!" diye çıkıştı, sesi tizleşmişti.

Sukuna sadece omuz silkti. "Plan değişti." Kısa ve soğuktu. Gözleri Hina'dan bir an bile ayrılmadı.

Yanındaki çocuk oldukça gerilmişti. Elini panikle Hina'nın omzundan çekti, bakışlarını Hina'dan kaçırdı.

"Ben... sanırım gitsem iyi olacak," diye mırıldandı. Hina onu durdurmak ister gibi uzandı ama çocuk çoktan ayağa kalkmıştı.

Sukuna'nın sessiz varlığı ortamı boğmuştu. Çocuk hızlı adımlarla kapıya yöneldi, acele bir vedadan sonra evi terk etti.

Kapı kapandığında ev yeniden sessizliğe gömüldü ama bu sefer huzurlu değildi, ağır ve soğuktu. Hina birkaç saniye kıpırdayamadı.

Sonra arkasını döndü. Sukuna hâlâ oradaydı, gözleri ona kilitlenmişti.

"Yüzündeki ifadeyi görmek eğlenceliydi." dedi sakin ama mesafeli bir sesle.

Hina kaşlarını çatıp ona baktı. "Senin sorunun ne? Beni rezil ettin! Kesin bir daha bana yazmayacak."

Sukuna hafifçe güldü - kısa ve alaycı bir şekilde. "Ben mi?" diye karşılık verdi ve ağır adımlarla mutfağa yöneldi. "Eve yabancı birini getiren kimdi acaba?"

Hina istemsizce peşinden birkaç adım attı. "Sen yoktun!"

Sukuna tezgâhın arkasında durdu, ona doğru dönmedi bile. Lavaboya yaslandı, kollarını göğsünde kavuşturdu. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.

"Emin miydin?" dedi sadece. Sesi düzdü, hiçbir duygu barındırmıyordu. Hina mutfak girişinde kaldı.

"Az önce," dedi fısıltıya yakın bir sesle, "Gerçekten devam etmeyi düşünüyor muydun?"

Hina cevap veremedi. Cevap vermek istiyordu ama kelimeler boğazında düğümlenmişti.

Sukuna birkaç saniye boyunca onu dikkatle izledi, sonra yüzündeki o arsız gülümsemesiyle aniden geri çekildi.

"Yazık oldu," dedi kayıtsız bir şekilde. "Daha ilginç olabilirdi." Ardından Sukuna bir an sessiz kaldı sonra omuz silkti.

"Umrumda değil. İstediğini yap." Ses tonu o kadar soğuktu ki Hina'nın içi ürperdi.

"Sadece sevgilini bir daha eve getirdiğin zaman kapıyı kilitle, o kadar." Sesi Hina'ya sınırlarını bilmesi gerektiğini söylüyordu.

Hina'nın boğazı düğümlendi. Sukuna'nın bu kadar mesafeli, hatta biraz bıkkın çıkması canını acıtmıştı.

Tabii ya... O sadece ev arkadaşıydı daha fazlası değildi. Hina'yı umursadığı falan yoktu. Sadece ev kurallarını bozduğu için sinirlenmişti.

Sukuna hâlâ tezgâhın arkasındaydı, ona bakmıyordu bile. Bardak doldurup bir yudum aldı, sonra aynı düz sesle devam etti:

"Benim canımı sıkan şey, evde rahatça takılamıyor oluşum. Başka bir şey değil."

Hina yutkundu. "Sinirini mi bozdum yani?"

"Evet." Sukuna bardağı tezgâha bıraktı.

Ardından hiçbir şey eklemeden koridora yöneldi. Adımları sertti, omuzları gergindi ama tek kelime daha etmedi.

Hina mutfakta tek başına kaldı, yüzü hâlâ yanıyordu. Sukuna'nın sırtı gözden kaybolurken içinden sadece bir cümle geçti:

"Neden bu kadar taktım ki buna?" Ama bunu asla yüksek sesle söylemedi.

Hina ise kendi kendine mırıldandı: "Sukuna sadece soğuk ve sinir bozucu ev arkadaşım. O sadece sinir oldu bana, başka bir şey olması falan imkânsız. "
































































Limerence - Ryomen SukunaWhere stories live. Discover now