"And never call and I'm starting to suspect you dont intend to do anything you say at all. "
Şarkının sesi kulaklarımda çınlarken zar zor dengemi kaybetmeden yürüyordum. Elimde bira şişesi, göz altlarımda yılların morlukları ve kulağımda artık hayatımın diğer parçası olmuş o kulaklık. Bazı şeyleri hissetmeye çalışıyordum ve bazı duyguları, ne bileyim yaşama hissi mesela ya da susmak.
Yanından geçtiğim insanlar üstümde garip ve tuhaf bakışlarını bırakarak geçiyorlardı. Göz kırpan mı dersin, ayıplayan mı yoksa acıyarak bakanlar mı? Henüz cevap verecek halim yok en iyisi düşünmeyi bırak ve yürümeye devam et.
En sonunda eve geldim ve evimin önünde durup boş bir şekilde binaya baktım, iyiki oturduğum binada kafa yoran ve uğraştıran insanlardan yoktu. "Mutlu olmak için bir sebep."
Içeri girdim ve merdivenleri çıkıp kapının önüne geldim. Anahtarla birlikte kapıyı açtığımda ev bıraktığım gibi duruyordu. Elimdeki şişeyi ve çantayı bir kenara atıp kendimi yatağa bıraktım. Karşımdaki aynayla göz göze geldik ve dağılmış makyajıma bir göz attım.
"Ne acınası."
Kafamı tekrar yatağa koyduğum sırada telefonum titredi ve elime aldığım da bir yeni mesaj bildirimi gelmişti.
imnot999: Ne halde olduğunu görmediğimi mi sanıyorsun?
