17 Kasım 1962
Saat akşamın onu olmak üzereydi buna rağmen ben hala masamda oturmuş yarın ki baskıya yetişecek haberi düzenlemekle meşguldüm. Martha bu sefer kesinlikle beni öldürecekti, onu bu hafta üçüncü bekletişimdi bu yüzden bana karşı sabrı tükenmek üzere gibiydi. Habere son eklemeleri de yaparak hızlıca askılıktan üzerime bir şeyler alarak kendimi dışarıya attım. Dışarıda bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağıyordu ve ben yine şemsiyemi almadan çıkmıştım. Çantamı başıma siper ederek hızlı adımlarla iki sokak arkadaki bara doğru yürümeye başladım. Daha fazla geç kalamazdım yoksa Martha gerçekten beni öldürecekti, bu yüzden adımlarımı hızlandırarak kestirme olan ara sokağa doğru yönelerek hızla ilerlemeye devam ettim. Sokağın başına geldiğimde tuhaf, keskin ama hoş olan bir koku duraklamama neden oldu, kafama siper ettiğim çantamı indirerek sokağa doğru bakmaya başladım. İki kişi hararetli bir şekilde bir şeyler konuşuyor gibiydi ama ne konuştuklarını duyamıyordum üzerine yağmur da o kadar şiddetlenmişti ki gecenin karanlığı ile birleşince görüşümde iyice bulanıklaşmaya başlamıştı. Bir anda başımın üzerindeki sokak lambası yanarak karanlık sokağı aydınlatmaya başladı. Aydınlanan sokaktaki adamlardan biri bana doğru döndü, uzun boylu, zayıf, orta yaşlarda yakışıklı bir adamdı. Adamın bana doğru dönmesiyle bir an göz göze geldik, o an ensemde tuhaf bir ürperti hissettim. Bu buz gibi yağmurlu havada yakından gelen bir nefesin o ısıtan sıcaklığı gibi bir histi. On saniye kadar süren bu durumdan sonra adam tekrar diğer adama doğru dönerek konuşmaya devam etti. Yaşanılan bu tuhaf durum benim için bile yeterince ürperticiydi, içimde hoşuma gitmeyen bir his vardı. Geriye doğru bir adım atarak o ürpertici ortamdan uzaklaştım. Çok geç kalmıştım daha fazla zaman kaybetmemek için adımlarımı hızlandırıp bara doğru gitmeye başladım.
Renkleri solmuş olan eski kapıyı sert bir şekilde iterek açıp hızla içeriye girdim. Sigara ile alkolün iç içe geçmiş kokusu zihnimi bulandırırken gözlerimle mekânı aramaya başladım, sonunda barın en arka kısımlarında oturmuş bana öfkeyle bakan o gözlerle karşılaştım. Bu sefer gerçekten ölüm fermanımı imzalamış gibiydim. Yüzüme o sahte gülümsemeyi yerleştirerek yavaş ama emin adımlarla bana kızgın bir boğa gibi bakan Martha'nın yanına doğru ilerledim.
"Ah kimleri görüyorum! Mary seni mahvedeceğimi anladığın için korkup gelmekten vazgeçtiğini düşünmüştüm ama işte buradasın." Dedi alaycı bir sinirle.
"Üzgünüm Martha haberi düzenlemek sandığımdan daha uzun sürdü ama bu gecikmeyi telafi edeceğim bu akşam hesap benden." dedim gülümseyerek.
Son sözlerim Martha'nın keyfini yerine getirmiş gibiydi, o sinirli yüz ifadesi değişerek midemi bulandıran o çirkin gülümsemeye dönüştü. Martha bizim gazetede çalışıyordu otuzlu yaşlarında, orta boylu hafif toplu bir kadındı, emir vermek dışında pek bir becerisi olmayan biriydi ama sıkı çalışması "patronla arasındaki fazla sıkı ilişki" sayesinde kısa sürede ekibin başına geçmişti. Karşısında ki sandalyeyi çekip oturdum. Çantamdaki haber taslağını masaya koyarak Martha'nın önüne doğru hafifçe ittirdim. Dosyayı kendine doğru çekip kısa bir göz attıktan sonra kenara doğru ittirerek o çirkin gülümsemesi ile bana bakmaya başladı.
"Bir şey mi söyleyeceksin Martha?" dedim. O tuhaf gözleri ve gülümsemesiyle sanki bir şey söylemek istiyor gibi bana bakıyordu ama ağzından tek bir kelime dahi çıkamadı. Bir süre cevap vermeden öylece o gülümsemesi ile yüzüme bakmaya devam etti. Bana çok uzun gelen ama sadece birkaç dakika süren bu tuhaf bakışlar ve sessizlikten sonra sonunda içimi ürperten o sözler döküldü ağzından.
"Çok güzel bir gece değil mi Mary? Bu gece özel şeyler olacakmış gibi hissediyorum. Bu güzel gecenin şerefine bir şeyler içmeliyiz." dedi sonrasında sipariş vermek için garsona seslendi.
Anlamlandıramadığım bu sözleri içimi ürpertmişti. Bu gece gerçekten tuhaf hisler barındıran bir geceydi ama Martha'nın dediği gibi güzel bir gece miydi bundan pek emin değildim.
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda belirtirseniz çok mutlu olur ^^ oy verirsenizde daha çok mutlu olur şimdiden teşekkür ederim ^^
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Anestezist
Mystery / Thriller"Beni mi arıyorsun Mary?" "Kimsin sen?" "Beni ne zaman yakalayacaksın Mary, ya da yakalayabilecek misin?" Çirkin bir kahkaha karanlıkta yankılanmaya başladı. Hiçbir şey göremiyordum, nerede olduğumu kimin konuştuğunu göremiyordum sanki kör olmuş gib...
