Yaşadığı yoğun stresi kaldıramayacak raddeye geldiğinde masadan kalkmayı başarabildi. Ne yaparsa yapsın elindeki iş dosyaları asla istediği düzende olmuyor ve yetiştireceğine olan inancı hevesiyle aynı oranda azalıyordu. Artık bitirmesi gerektiğini düşündü. Nasılsa patronu memnuniyetsizliğini yüzüne vuracak kadar kaba biri değildi. Kendine olan güveni tamdı ama ne yapsa en iyisi olsun istediği için zaman israfından fazlaca muzdaripti.
Asansöre ilerlerken son kez eşyalarını kontrol etti. Aşağı indiğinde güvenlik görevlilerine iyi akşamlar dilemeyi ihmal etmeden otobüs durağına ilerledi. Bazı günler arabasıyla gelse de özellikle sıcak havalarda içindeki minik kelebeği asla durduramadığı için işe yürüyerek geliyordu. Ve dönüşte de bu sebepten otobüse binmek zorunda kalıyordu.
Havalar ısınmaya başlamıştı. Can sıkan Mart ayı bitmeye yüz tutmuştu ve son günlerde de hava oldukça iyiydi. Her ne kadar dört mevsimi de çok sevdiğini söylese de ilkbaharın yeri her zaman bir başkaydı onun için. Ama akşamları hâlâ oldukça serindi. Bu yüzden hâlâ kışlık kıyafetlere veda edememişti. Dışarısı bu akşam da her akşam olduğu gibi sessizdi. En çok sessizliğini seviyordu Köyceğiz'in. Aheste aheste yürümeye başladı.
Kabanına sarılarak durağa ilerlediği sırada bir çığlık koptu. Önce ne olduğunu anlayamadı ama kendine geldikten sonra gördüğü manzara her şeyi açıklar nitelikteydi. Karşısındaki binadan biri düşmüştü ve acılar içinde yerde kıvranıyordu. Henüz geç olmadığı için durakta bekleyen 40'lı yaşlarındaki beyefendi aceleyle ambulansı aradı. İnsanlar hızlıca etrafına doğru koşmaya başladılar. Acı sesler duyulmaya başlandı.
Yerde yatan bedenin her çığlığında bedeni daha da sarsılıyordu. Bu ses ona anlayamadığı bir biçimde acı veriyordu. Olduğu yere çakılı kalmıştı. Ne bir adım ilerleyebiliyor ne de bir adım geri gidebiliyordu. Nefessiz kalmıştı. Panikatak nöbetinin yaklaştığını ensesinin dibinde hissetmeye başladı. O an tüm dünyası dönüyordu. Bir an nefes alma ihtiyacı refleksiyle başını havaya doğru kaldırdığı sırada binadan düşen kişinin düştüğü binanın en üst katının balkonunda bir siluet belirdi. İlk başta yanlış gördüğünü sandı ama hayır, gerçekten de oradaydı ve olduğu yerden kaskatı bir ifadeyle yerde yatan bedene bakıyordu. Karanlık, yüzünün yalnızca bir kısmını kamufle ediyordu. Oldukça gergin olduğu görünen yüz hatlarından zar zor okunuyordu. Sanki yerde yatan bedeni tanır gibi bir hâli vardı. Çok değil kısa bir süre sonra balkondaki kişi ile birden göz göze geldiler. Onu fark etmişti. Kaçınılmaz olanın yaşandığı an nefesini tuttu. Tüm beyin fonksiyonları durmuştu sanki. Balkondaki kimdi ve neden surat ifadesi bu denli ürkütücüydü. Tüm bu sorular yavaş yavaş beynine doluştuğu sırada saniyeler içerisinde görüş alanından kayboldu. Birden yok olması, onu daha da afallatmaya yetmişti. Kendini ne kadar zorlasa da onu tekrar göremedi. Geçen saniyeler içerisinde bunun bir hayal olduğunu düşünmeye başlamıştı. Gelen ambulansın sesiyle dikkati dağıldı ve yerde yatan bedenin artık hareketsiz olduğunu daha yeni fark edebildi. Yavaşça yerde yatan kişiye doğru adımlamaya başladı. İyi olup olmadığını kontrol etmek istiyordu. Ambulans görevlileri hızlıca işlerine koyulduklarında çevredeki insanlar da olayı bir görevliye anlatmaya başladılar. Yerde yatan beden ambulans sedyesine kaldırılırken çok kısa bir süreliğine ona baktı ve gözlerinden birden yaşlar boşalmaya başladı. Dakikalardır bakmaktan deli gibi korktuğu bedenin kız kardeşine ait olduğunu görünce saniyeler içerisinde tüm dünyası karardı ve bedeni kaskatı zeminle buluştu.
Merhabalaaaaar!
:)❤
KAMU SEDANG MEMBACA
Yolun Sonu
Misteri / ThrillerBir ışık huzmesi belirdi tam karşısında. Hangi yöne gideceğini kestiremiyordu artık. O an her şeyi geride bırakma zamanıydı belki de. Varını yoğunu harcadığı bu yol, yolu olmaktan çıkmıştı artık. Gözlerini kör etmeye meyilli bir şekilde artan ışığa...
