I - Hasta

228 25 14
                                        

"Yeni seansımıza hoşgeldin Dream!"

"Rolümü çalma George." Dedi ciddiyetle otururken sarışın. "Ayrıca bana sadece arkadaşlarım 'Dream' der."
George gözlüklerini gözüne indirip arkasına yaslanırken, "Biz arladaş değil miyiz?" dedi yüzündeki küçük sırıtmayla.

"Istersen artık başlıyalım."

"Istemiyorum."
Genede başladılar. "Bu gün nasılsın?" gibi sorularla başladılar. George-sabahın sekizi olmasına rağmen- gününü anlattı. Ondan sonrasında ise Clay'e verdiği dikkatini yok ederek etrafa bakmaya başladı.

"Ilaçlarını aldın mı?" diye sordu Clay. George oralı bile değildi. Sadece camdan dışarı bakıyor, kuşları sorguluyordu.
"Hemşireler bana ilaçlarını içmediğini söyledi," derin bir nefes aldıktan sonra devam etti, "Ve hatta, ilaçlarını almak istemediğin için onlara saldırdığını ve bağırarak diğerlerini gaza getirip isyan çıkarttığını da söylediler." Gözlüklü yüzündeki rahatsız edici sırıtmayla önüne döndü. "Bu doğru mu?" Clay aşırı ciddi yüz ifadesini korumaya çalışıyordu. George ses tonundan bile yalan söylediğini anlayabileciğiniz bir şekilde "Yoo" dedi ve "onu Techno yaptı" diyerek suçu arkadaşının üstüne attı.

"Dave'i karıştırma."
George'un yüz ifadesi değişti. Hızla kalktı ve Clay'ın üstüne yürumeye başladı. Sandalyede oturan psikiyatristine eğildiğinde karşındakinin zar zor nefes aldığının bile fakrında değildi.Kulağına eğildi ve "Ona sadece ölüler Dave diyebilir." diye fısıldadı. Sonra gözlüğünü kaldırdı ve yandaki lalipoplardan birini alıp odadan çıktı.

Clay olduğu yerde dona kaldı. Hem korkudan hemde ihtişamdan. Gözünün önünde yüzlerce kez George'un lalipopu yalayışı oynuyordu. Âşık olduğunu biliyordu. Bir psikiyatrist olarak bunu ondan daha iyi bilecek yoktu. Ama bunu kabul edemezdi. Nede olsa George onun hastasıydı. Sinir sorunları, OCD, dissosiyatif bozukluğu ve şizofreniden buraya kapatılmıştı.

Felçden çıkmak için derin bir nefes alıp verdi. Sonrasında sakince o da odadan çıktı. Biraz yürüdükten sonra genellikle takıldıkları yere gelmişti. Burası öğretmenler odası gibiydi.(bi adı yok çünkü yazar adını bilmio) Gözleri hemen arkadaşlarını aradı.

"Hey! Karl!"
Tezgahın yanında dalgınca kahvesini karıstıran arkadaşına doğru ilerledi.

"Tanrı aşkına Clay. Saat sabahın sekizi.."

"Biliyorum ama seninle bişi konuşmam lazım"

O sırada yanlarına Nick geldi ve Clay'ın önüne bir kahve bardağı koyarak "Anlat bakalım." dedi.

"Hastama âşık olursam nolur?"

İkisininde beklediği şey değildi. Clay'ın sorunları çoğunlukla kız kardeşiyle ilgili olurdu çünkü onunla beraber yaşıyordu. Buna alışıktılar.

"Clay.." ilk tepki Nick'den geldi. "Ne bok yedin.." Sonra Karl Nick'e bir tane geçirdi.

"Senin açından bir şey olmaz. Sonuçta kime âşık olucağımızı kontrol edemiyoruz. Edebilseydik bu mala âşık olmazdım." dedi Nick'i işaret ederek. "Ama o bir hasta ve onunla çıkarsan hem senin sağlığın için hemde iş hayatın için iyi olmaya bilir."

Clay, Karl'ın haklı olduğunu düşündü. Ama bu onu dinleyeceği anlamına gelmiyordu. Ve yazar spoi verdiğini fark etti...

Uzatmak için çalışıyorum ama daha çok boka sardı mq
Vote atıp yorum yazın yoksa 🙀🔫

Hadi eyw U3U

Hasta |DnF|Where stories live. Discover now