°°1°°

217 94 52
                                        

Saliha'nın günlüğü

Sabahtan evvel postasını bırakmak için yola koyuldu genç kız. Saat epey bir erken olsa da günlerce bugünü beklemiş sonunda ona ait olan mektubu almış idi. Kız geriye iade yapmak için can çekişiyordu adeta. Sağından esen rüzgar ve nefes kesici soğukluk sabah olduğunu belli eder gibiydi

Kızın altında bezden bir kumaş üstünde ise çalı çırpıdan yapılmış eski bir yelek vardı ama bu kızın umrunda değildi, tek yapmak istediği başladığı işi neticeye ulaştırmak idi. Belki kapının önünde saatlerce bekleyecekti fakat bu bekleyiş onun en heyecanlı bekleyişi olacaktı. Kalbi her an postanenin açılmasında ki heyecanla titreyecekti. Sonunda Mudeiumumi'den mektubunu almıştı, ne kadar beklese azdı.

Mudeiumumi ona şehre inebileceğini işiten bir mektubu tahsis etmişti. Genç kız onay mektubunu memnuniyetle yazmıştı. Yoluna daha ne çıkabilirdi ki bugün onun en mutlu günüydü. Sonunda hayatının mesleğini yapacak, musiki adına Türk sanat için dersler verecekti, öğrencilerinin ona mahzun bakışları genç öğretmene güç verecek belki de hayırlı kısmetini bulacaktı. Bir o tarafa bir bu tarafa salınırken postaneye 18 adım kalmıştı, evet 18. Genç kız bunu çok iyi biliyordu. Sürekli yolladığı mektuplar ona yolları dahi sükutla ezberletmişti.

Kız tüm canlılığıyla hatırlıyordu aldığı ilk dersi. Musiki adına aldığı ilk ders "ah o günler" diye düşündü genç kız, ne de güzeldi o ilk sazını tutuşu. Bir melek misali yanıp sönen ilk aşkını! tabi ya ilk aşkı. Neydi adı.. Rıfat muallim. Muallimin adını hatırlayınca velvele eder bir ses tonuyla kıkırdadı. Henüz 14'ünden gün almasına rağmen tam tamına yirmisinden hallice genç bir muallime gönlünü kaptırıvermişti bu genç! Rıfat muallimi hatırladıkça anıları pekleşiyordu Saliha'nın.
Bu hava da o gün ki gibi bulutlu ve acımasızdı. Evet Saliha o günü de çok iyi hatırlıyordu.

2 Kasım 1967

"Uyan saliha" Allah Allah bu ses çok tanıdık. "Saliha uyan muallime yine azarlayacak!" Kasımpaşalı Nehir? sensin bu sensin. Bu hayal'den çok uzak sahici gibiydi. Sanki 3. bir göz oluvermişte o günkü olayları seyrediyordu. Gözlerini kırpıştırarak açtı çocuk. "Hoca yine kafana geçirecek, deli misin? divane misin?" haklıydı genç kasımpaşalı. "Kusuruma bakma dalmışım." söylenerek gözlerini ovuşturdu.

"Dalmak mı iştirak ederim kalenderim uyuyordun!" dedi agentasını açarken kasımpaşalı "Neyse şu mektep bitsin teker teker soracağım!" Muallime gelip iki takozun kafalarını tokuşturana dek selametleri yerinde gidiyordu. "Öğrenceyi öğrencede işitin!" İki takoz başlarını kaşıyarak ibrete döndüler. Muallime öğrenceyi danışmaya devam etti "Eşeklik ettim sen bana bakma!" dedi kasımpaşalı "İştirak ederim şimdi kafamıza indiriverdi, sonra müzakere edelim!" ikiside birbirine onay verdi.

Sonunda beklenen oldu muallime azdan hallice ara verdi. "Sesini artırırken ne düşünüyordun ki?" kasımpaşalı cevap vermeden konuyu değiştiriverdi. "Bak seninki karşı mektepte iştirak ediyor!" Saliha uyarıcı bir ses tonuyla "Sessiz olsana kasımpaşa" her ne kadar sessiz olmasını söylese de artık pek te umrunda değildi bu haftasonu karşı mektebe geçecekti. Validesini ikna etmişti Saliha. O musiki talebesi olacaktı! Çok fazla çalgıyı elinde tutacak, işitecek ve işittiklerini talebelerine anlatacak idi. "Sonunda kurtuluyorum ya buralardan" Kasımpaşalı Nehir iç çekti. "Aman ha beni unutayım deme!" Saliha sanki şer konuşmuş gibi baktı Kasımpaşalıya "Olur mu öyle şey sırdaşım, sıra arkadaşım nasıl unutuvereyim!" zaten karşı mektebe gidiyordu 10 adımlık yer! söylediği de laftı diye düşündü Saliha. Babalığı fazla dalavere etse de sonunda izin vermişti.

Hayır mı şer mi bilinmez ama Saliha rüyasını takip etmek istiyordu. Evet rüya bunların hepsi onun için koca bir rüyadan ibaretti. Musikinin ahenkli ritmi, Rıfat muallim hepsi birer rüyaydı sanki! Saliha uzun uzadıya karşı mektebi izlediğini farkedince utana kızara cam pervazından merdiven boşluğuna doğru yürüdü.

Kasımpaşalı ona "Gelip geçici bir hevestir." dedi Saliha ısrarla onu reddetti. Kesinlikle gelip geçici olmadığına inanıyordu ve inatla diretiyordu.

Daha fazla konuyu uzatmadılar ve yan yana merdiven boşluğunda oturdular. Son oturuşlarıydı bunlar, bilinen tek husus bir daha görüşemeyecekleriydi. İkisi de biliyordu, kasımpaşalı'nın ailesi gericiydi ve musikinin yalnızca erkeklere mahsus olduğunu düşünüyor kızlara yakıştırmıyorlardı. Böyle zor şartlar içinde bile arkadaş kalabilmeyi beceren 2 genç takdire şayan bir arkadaşlık büyütmüşlerdi! İkisi de muallime'nin çatlamış sesini duyana kadar oturmaya devam ettiler.

Saliha kasımpaşalı'ya bilekliğini uzattı, kasımpaşalı da ona sarı eski bronşunu..

Bir daha unutulmayacak bir arkadaşlık idi bu. Asla unutulmayacak ve tarihe kazınacaktı..

beğendiyseniz vote ve yorum atınnn 😘✌💙💙

CİNAYET -bir polisiye hikayesi-Stories to obsess over. Discover now