"Kaydınız tamamdır Beyefendi." hafifçe gülümseyip başımı olumlu anlamda salladım. Buraya yeni taşınmıştım, ve evde gerçekten sıkılıyordım. En azından zamanımı kitap okumaya harcayabilirdim. Elime bir kitap aldım yine o mavi saçlı adamın olduğunu ümit ederek oturacak bir yer aradım. Yine oradaydı, 4-5 gündür onu görmek için kütüphaneye geliyordum. O laptop'dan bir şeylere bakıyordu. Kitabın sayfasını açmıştım, ama dikkatim mavi saçlı adamdaydı. Bir süre onu izledim, onu izlediğimi hissetmiş olacak ki bir anda bana baktı. Göz göze geldiğimiz anda gözlerimi kitaba çevirmiştim. ⭒⭒ Bir kaç saattim hem onu izlemek hemde kitap okumakla geçmişti. Laptop'da son kez bir cümle yazıp gülümsemişti. Eşyalarını topladı ve kalktı, giderken son kez bana bakmıştı. Bende ona. Gittikten bir kaç dakika sonra bütün dikkatimi kahve bardağına vermiştim. Üstünde ismi yazıyordu, ama okuyamıyordum. Yerimden kalkıp onun oturduğu yere oturmuştum, insanlar fark etmeden kahve bardağını kendime doğru çevirmiştim, "Taehyung." gelen ses ile irkilmiştim, kafamı çevirmemle mavi saçlı adamı görmem bir olmuştu. Utançtan meredeyse yerin dibindeydim. Hiç bir şey söyleyememiştim. Bi süre bana baktı ve karşıma oturdu, "İsmimi merak ediyorsan, bana sorabilirdin." "Ah ben üzgünüm. Sadece biraz utangacımdır." "Pekala." bir anda elimi yanağıma götürdüm, "Siktir ya" diye söylendim içimden. Yanaklarım yanıyordu resmen. Bana baktığını görünce ellerimş yanağımdan çektim. Kafasını yana doğru eğdi, "Senin ismin nedir?" "Jungkook." "Memnun oldum Jungkook, seni burda ilk kez görmüyorum sanırım." "Ah evet, 4-5 gündür buraya geliyorum. Evde çok sıkıldığımdan buraya kayıt olmak istedim." "Anladım. Ben doğduğumdan beri buradayım, burayı seviyorum. Ne kadar kötü anılarım olsada." "Kötü anıların varsa neden taşınmıyorsun ki?" "Kardeşlerimin mezarları burada. Her hafta sonu onları ziyarete giderim, uzağa taşınırsam sıklıkla gelemem ki." Sulu gözün teki olduğumdan gözlerim dolmuştu, "Ben üzdüysem gerçekten özür dilerim. Sormamam gerekirdi." "Sorun yok. Üzülmüyorum artık. Hepimiz elinde sonunda öleceğiz, sadece.."dedi ve yutkundu. "Ah devam etmene gerek yok. Sana bir kahve ısmarlamamı ister misin? Özür manasına." "Ah olur sanırım, kahveye hayır diyemem." "Ama buraları çok bilmediğimden nerede iyi kahve vardır bilmem. Var mı sevdiğin bir yer?" "Benim kafeme gidelim, ama kahveleri sen yaparsın." Gözlerim kocaman açılmıştı, "Gerçekten kafen mi var? Küçüklükten beri kafe işletmek hayalimdir!" sesim biraz fazla çıkmıştı, insanlar bize bakıyordu. "Sikeyim ya.." "Kahveni beğenirsem seni kafede çalışanım yaparım. İster misin?" "AH EVET! ZATEN BİR İŞ ARIYORDUM ÇOK TEŞEKKÜRLER!!" bu sefer daha çok bağırmıştım, insanlar bize bakınca utanıp kafamı öne eğmiştim. Taehyung yanıma geldi, "Sorun yok. Arabaya gidelim, orada istediğin kadar haycanlanıp, sesli konuşabilirsin." Gülümseyip kafamı sallamıştım. Arabası eski modellerdendi, acayip güzel bir şeydi. Arabaya bindik, "Eski modelleri seviyorsun sanırım?" "Evet gerçekten seviyorum. Ya sen?" "Pek tarzım değildir ama seviyorum." Güldü. Yol boyu sohbet ettik, Taehyung çok tatlı biriydi. ⭒⭒⭒ Kafeyi şu şekil hayal edebilirsiniz;
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
⭒⭒⭒⭒ Arabadan indiğimizde koluna girmemi istemişti, bende girdim. Kafenin önüne gelince yavaşca kolunda çıktım, "Vay, burada çalışmayı gerçekten isterim!" "Bütün marifetlerini konuştur o zaman." Çocuksu bir tavırla konuştum, "Hayatında ki en iyi kahveyi içireceğim sana!" "Vay, büyük iddia." İçeri geçtiğimizde 2-3 çalışan bize selam vermişti, nedensizce mutlu olmuştum. Kahveyi yaptıktan sonra Taehyung'un yanına gittim. Kahveden büyük bir yudum almıştı, bende heycanla cevabını bekliyordum. Ciddi bir ifadeyle bana bakmıştı, baita beğenmediğini düşünmüştüm ve yüzüm düşmüştü. Sonra bir anda kocaman gülümsedi, "Bu hayatımda içtiğim en en iyi kahve olabilir!" gerçekten çok mutlu olmuştum. Ayağa kalkıp yanıma yaklaştı, benden uzun olduğundan hafif eğildi, "O zaman.. İşe alındın!" "Yaşasın!" diyerek kıkırdamaya başladım ve Taehyung'a sarıldım. O gün gerçekten mükemmel geçmişti, daha yeni tanışmamıza rağmen çok yakınlaşmıştık. Saat neredeyse gece yarısına geliyordu, son müşterileride gönderdikten sonra eve geçecektik. Taehyung çalışanları göndermişti, normalde o kapatmazmış kafeyi. Ama bugün ben de olduğumdan o kapatmak istemiş. Herkes gittikten sonra ben resmen yorgunluktan ölecek hale gelmiştim. Taehyung Jungkook sandalyelerin birine oturmuş, kafasınıda masaya gömmüştü. Yanına gittim. "Jungkook?" "Hm~" "Bir şeyler içmek ister misin diyecektim." Kafasını kaldırıp şaşkın gözlerle bana baktı, "Sen hiç yorulmadım mı?" "Ah bu benim günlük rutinim haline geldiğinden, hayır yorulmadım. Sen çok yorgunsan evde içeceğim." "Seninle zaman geçirmeyi isterim ama şuan bedenim buna izin vermiyor. Ama yarın söz, beraber içebiliriz." Gülümsedim, "Sen arabanın anahtarını al, arabaya geç. Bende burayı toparlayıp geleyim." "Tamam~" O gittikten sonra ben de her şeyi toparladım ve lafeyi kapatıp arabaya doğru ilerledim." Arabaya bindim, Jungkook çoktan uyumuştu. Anahtarıda torpido'nun üzerine bırakmıştı. Anahtarı alıp arabayı çalıştırdım. "Jungkook evin nerede? Neden hemen uyudun ki?" Gözlerini araladı, "Taehyung-shii sana gidelim mi? Eve gitmeyi istemiyorum." "Peki." Evime normalde kimseyi getirmezdim. Ama Jungkook'u getirmekte tereddüt etmemiştim. Ne yalan söyleyeyim kütüphaneye geldiği ilk günde ondan etkilenmiştim. Tatlıydı, aynı küçük bir çocuk gibiydi. Eve vardığımızda arabayı park edip Jungkook'u uyandırdım. ⭒⭒⭒⭒⭒ Jungkook'ın uykusu dağılmıtşı, evi inceliyordu. "Gel de sana rahat bir şeyler vereyim." "Ah gerek yok, ben bunlarla da uyurum." Kaşlarımı hafifce çattım, "Bugün misafirimsin, bu yüzden rahat etmen lazım." "Bunlarlada rahatım Taehyung." Ciddi bir ifadeyle yüzüne baktım, gözlerini devirdi. "Ahh tamam, geliyorum peşinden." Onu odama getirdim, bir pijama takımı verdim. Kendime de bir tane aldım, tam üstümdekileri çıkartacakken, "LAN DUR ÖNCE BEN ÇIKIYIM" "Kendin bilirsin, ben utanmam. Hem.. Haşmetli vücudumu görme şansını kendin kaybedersin." dedim ve güldüm. "Çok komik." dedi ve çıktı. Ben giyinip çıktığımda o da giyinmişti. Ona bol gelmişti verdiklerim, sevimliydi. Hava soğuk olsa da balkona çıkmıştık, Jungkook derin bir nefes aldı. "Misafir ettiğin için teşekkür ederim." "Bunun teşekkürü mü olur Kook? Artık yakın arkadaşlarız. Ne zaman istersen gel." "Numaran bile yok Taehyung, nasıl yakın arkadaşız?" "Ver telefonunu." Telefonunu verdi, numaramı yazıp kendimi kaydettim. Sonra telefonu ona geri verdim. Balkonda biraz zaman geçirdik, içeri girdiğimizde Jungkook yine uyukluyordu. "Nerede yatayım?" "İstersen.. Yanımda!" "Fark etmez sadece uyumak istiyorum." şaşırmıştım çünkü ciddi değildim, ama yanımda yatmasından da şikayet etmezdim. "Odayı biliyorsun, ben kapıyı kitleyip geliyorum." Kapıyı kitleyip yanına gittim, o yine uyumuştu. Yanına uzandım, elimle kahküllerini alnından çektim. Bebek gibi uyuyordu. Alnına hafifce bir öpücük kondurdum, kafamı yastığa koyduğumda gülümsememi durduramıyordum. Ona sarılıp sarılmamakta kararsızdım, yinede sarıldım. O da kendini bana çevirip bana sarıldı. Mırıldanarak konuştu, "Alnımdan öptüğünü hissettim Taehyung-shii" utanmıştım. Gözlerini bana kitledi, "Seni öpmek istiyorum Jungkook." kızardı. "O zaman öp."