Yabancı

214 48 230
                                        

Keskin soğuk, rüzgarla birleşip estiğinde, ince ince yüzümü kesiyordu.

Beyaz örtü dizlerime kadar sarmıştı beni. Kar taneleri saçlarımı beyaza boyuyor aynı zamanda beni üşütüyordu. Etrafimı izledim. Kimseler yoktu. İçime korkudan ziyade panik saplandı.

Üzerimdeki ince beze sarıldım beni ısıtması için ama yetersizdi.
Yolumu bulma umidiyle yürüdüm.

Servaya da böylesine büyük bir orman yoktu.
Neredeyim ben?
  Bir atın ayak izlerini gördüm. Toynaklari kar'ı ezmemiş sadece izlerini bırakmıştı.

Bir ses duyup hızlıca arkama döndüm.

"Zamanı geldi."

Uzun boylu, gri ve uzun saçlı bir kadın. Sırtını bana dönmüştü. Boşluğa konuşuyordu.

Yaklaştım birkaç adım. Ve bana döndü. Yüzünün ışıltısı bembeyaz karla buluşunca etraf daha da parladı. Yüzüme vuran ışıltıyı ellerimle engellemeye çalışıyordum ama hala yüzünü göremiyordum.

Konuşmuyordu. Konuşmuyorduk.

Elindeki yeni fark ettiğim hançeri havaya kaldırdı.

"Onu öldürmenin zamanı geldi"

Bunu söylediği an karlar eriyor, zemin deprem oluyor gibi sallanıyordu. Hızlıca arkamı dönüp koşmaya başladım. Zemin ayaklarımdan kayıyor, gök sanki yere düşüyor gibiydi.

Pelerinimi bir şey tuttu ilerleyemiyordum. Dönüp arkama bakma cesaretim yoktu.

Bir soğukluk hissettim sırtımda. Bu soğukluk buzdan farksızdı. Bir Hançerdi. Sırtımdan aşağı yavaş yavaş su damlası gibi iniyordu. Çığlık atıyor ama sesimi duyamıyordum.

Sırtımdaki soğukluk yerini ılık bir sızıya bıraktı.
Kan.

Yatağımdan fırladım. Sırılsıklam  olmuştum. Yüzümdeki ter taneleri çenemden aşağı düşüyordu.

Yine aynı sabah, yine aynı kabuslar. Aylardır bunun acısını çekiyordum. Uyumak istemiyordum. Beni ölüme dilendirecek bu kabuslar zihnimi darmadağın ediyordu.

****
Mutfağa geçtim.

Neva, çayı yaparken bir yandan ekmekleri kızartıyor, diğer yandan ara sıra kafasını bana çevirip konuşuyordu.

"Bayan Arissa, uyandığınıza çok sevindim. Tatlı ve kibar yüzünüzü mutfakta görmek ne hoş." Ekmekleri tabağa bıraktı ve ellerini önünde birleştirdi. "Sarayın yeni sahibi sen mi oldun yoksa? Aman tanrım haberim nasıl yok." diyerek alay ederek sırıttı. Ona tatlı tatlı bakmaya devam ettim ve yanına gidip ellerini tuttum.

"Neva sadece birkaç saat fazla uyudum, henüz kimse uyanmamis bu kadar üzerime gelmen anlamsız. Üstelik biliyorsun ki kabuslar uyanmama dahi izin vermiyor"deyip yanağına dolu bir öpücük kondurdum.

"Yine mi?"

Kafamı evet der gibi salladım.

Neva 45 yaşında olmasına rağmen benimle aynı yaşta görünecek kadar genç ve güzeldi. Yalnızca kahverengi saçları kulak arkasında ağırmıstı. minyon ve zayıftı. 10 yaşımdayken onunla aynı boyda olduğumu hatırlıyorum ve şimdi 18 yaşındayım Nevadan çok uzundum.

FLIENDAWhere stories live. Discover now