Gözleri öyle tanıdıktı ki bana onu hatırlatıyordu.
- Hoşgeldiniz Bay Yin!
Dedi neşeyle Lina. Sora suratını asıyordu. CS şirketindeki bütün çalışanlar mutluydu. Dudaklarına ufak belli belirsiz bir tebesüm yerleştirdi.
- Merhaba değerli çalışanlar, ben Bay Yin. Ama siz bana Yin diyebilirsiniz. Umarım şirketimiz daha iyi olur ve anlaşabiliriz. Hepinize güveniyorum. Siz bu şirketin bir parçasısınız, bunu sakın unutmayın!
Dedi yüzündeki hafif tebessümle.
- Dağılabilirsiniz arkadaşlar.
Dedi son olarak da. Hepimiz işlerimizin başına döndük...
Gerindim ve sandalyemden kalkıp çantamı aldım. Dosyaları çekmeceme koyup kitledim. Şirkette benden başka kimse kalmamış gibiydi.
- Ailee!
Dedi biri. Ona döndüm bu Roh Ji Hoon'du. Gülümsemesine karşılık verdim.
- Merhaba
- Beraber yemeğe gidelim mi?
- Olur.
- Güzel, işin bitti mi?
- Evet
- Gidelim o zaman.
Dedi ve koluma girdi. Giderken Bay Yin'i gördüm başımla selam verdim ama karşılık bile verme zahmetinde bulunmadı. Tek yaptığı ben ve Ji Hoon'a kötü bir şekilde bakmaktı...
Yemekten sonra Ji Hoon beni evime bırakmayı teklif etmişti. Teklifini kabul etmiştim. Arabaya bindik ve yol boyunca ikimiz de konuşmadık. Araba durunca geldiğimizi anladım. Işıklar yanıyordu, demek Sora yatmamıştı.
- Bugün için teşekkürler Hoon.
- Önemli değil.
Dedi. Gülümsemeyi de ihmal etmedi.
- İyi geceler.
- Sana da.
Dedim. Araba uzaklaşırken, evin anahtarlarını çıkardım. Bugün oldukça yorulmuştum. Eve girdim ceketimi ve ayakkabılarımı çıkarıp dolaba koydum. Terliklerimi giydim.
-SORA-SSHİ?
-SORA-SSHİ?
-AAAH!......
YOU ARE READING
I HATE YOU
Fanfiction"Eskiden olan aşkım kalbim'de tutsak edildi aşk'ın yerini dünyadaki kötü amaçlar aldı. Benim aşkımı nefret aldı KIRMIZI ve KARANLIK bir nefret!" ©TÜM HAKLARI SAKLIDIR
