‧͙⁺˚*・༓☾ DOKTOR ☽༓・*˚⁺‧͙
Elimdeki yeşil elmadan bir ısırık daha alarak ağzımda dağıttım parçaları. Yavaş yavaş dişlerimle çiğneyerek ağzıma dağılan ekşi tadı ilk kez alıyor gibi yüzümü buruşturuverdim. İçimdeki sesler susmazken odadaki ışıktan süzülen tek yere baktım. Başımı yere indirerek küçük bir kahkaha fırlattım odanın içine. Kahkaham yankıyla bana döndüğünde göz devirdim.
Dalga falan geçiyor olmalıydılar.
Niye ben en alt katta ve pencerenin mini minnacık olduğu siyah bir odada tutuluyordum?
Benim farkım neydi diğerlerinden?
Başımı tekrardan kaldırıp pencereden süzülen ışığa baktım. Bana yine onu hatırlatırken istemsizce dudağımdan dökülen isim beni küçük düşürdü. "Doktor Atalay..."
Gözümden benden istemsiz yayılan gözyaşına karşı gülümsedim. Sevdiğin insanı kaybetmek böyle oluyormuş işte..
Ben düşünmemiştim hiç.
Aklıma gelen parlak fikiri hemen yoluna koydum. Sonuçta ben bir deliydim değil mi?
Varlıklı bir deli.
"Kırmızı balık gölde...
Kıvrıla kıvrıla yüzüyor..
Balıkçı hasan geliyor..
Oltasını atıyor..."
Dudağımı ıslatarak simsiyah odada kahkahamın yayılmasına izin verdim.
"Kırmızı balık kaç kaç...
Kırmızı balık kaç kaç.."
Kapının dışında duran güvenliklerin kapıya vurması beni daha çok keyiflendirirken bağırdım. "Ben doktor Atalay'ı istiyorum. Doktor Atalay'ı getirin!" Kapıdaki güvenlik kapıyı açarak içeri girdiğinde tanıdık yüzünü inceledim.
"Sen iğne yemedin mi sabah? Yine başladın saçma sapan hareketlerine!?" Sinirle söylediği cümlelere karşın kıkırdadım. Sonuçta benimle uğraşmak kolay değildi. "Hadi ama bana böyle davranamazsın." Dudağımı bükerek devam ettim. "Sonuçta ben senin çalıştığın şirketin varisiyim."
Kafasını iki yana sallayarak konuştu. "Deli olduğun sürece kimse seni varis alır mı? O kadar olay çıkartmışken ölmediğine dua et." Başımı aşağı yukarı salladım. Doğruydu, doğru.
Ama çok sinirli gözüküyordu. Sinirli gözükmemeliydi. Ben sinirli ve üzgün insanları sevmezdim. Gülseydi.
Yüzüme büsbüyük bir gülümseme yerleştirerek söylendim. "Sende gülsene sinirlenmek yakışmıyor hiçbirimize. Gül, gül." Anladığım kadarıyla tanrıdan sabır dileyerek ellerini göğe açtı. "Tanrım sonunda sana yeni bir doktor atanmış da bu kadar rahatsız edilmeyeceğim."
Gözlerim dolarken sinirle bağırdım. "Ne doktoru?! Ne doktorundan bahsediyorsun piç herif?! Doktor moktor istemiyorum ben?! Kabul etmiyorum!! Doktor Atalay'ı istiyorum ben." Kalan son gücümle kolumdaki zincirleri çekiştirerek haykırdım. "Doktor Atalay!"
Ben kendimden beklenmeyecek derecede yine bağırırken hemşirelerin odaya adım atmasıyla herkesin bıkmış yüzünü seçtim. "Doktor istemiyorum dedim size... İstemiyorum!"
Sonrasında hatırladığım tek şey birkaç hemşirenin beni tutup bir tanesinin iğne aşılamasıydı. Her zamanki seneryoydu işte.
O değil de ulan deliksiz yerim kalmamıştı...
▼△▼△▼△▼△
Bölüm girişi gibi birşey olarak düşünebilirsiniz.
Çok heyecanlıyım birinin okuyup okumayacağını dahi bilmiyorum ama olsun.
YOU ARE READING
Doktor
Non-FictionDeli hastanesine kapatılan ve varlıklı bir aileden gelen Arya, kana bulanmış elleriyle beyninden vazgeçmiş ve sevdiği kim varsa kaybetmiştir. Ölen doktorunun en yakın arkadaşı onun için gönderildiyse... Arya onu kabul edecek mi? »»----> "Beni sev...
