get to the base

741 49 34
                                        

İyi okumalar!

Twenty One Pilots-Migraine

Sıcaktı.

Gerçekten dayanılmaz, en azından benim için yeterince dayanılmaz, bir sıcaklık vardı ve serinlemek için sadece iç çamaşırımla üzerine yattığım döşemenin verdiği o soğuk ve kaygan histen geriye hiçbir şey kalmamıştı. Şu an fena şekilde üşendiğim için bulunduğum yerde uzanma konusunda inat edip uykusuz geçen gecelerimden bir tanesine daha sövebilirdim yine. Ne var ki terlediğim için yapışmaya başladığım yüzeyden derhal ayrılmazsam sabaha çıkabileceğimi düşünmüyordum. Bu sebeple üflememe rağmen sıcak bir esinti bırakan nefeslerim eşliğinde yattığım yerden doğruldum ve tamamen ayağa kalkana kadar da bazı yerlerim cidden sıcaktan eriyip yerle bütünleştiği için döşemeye yapışmış tenimi oradan ayırmak can yakıcı bir hal aldı. Sonuç olarak zemin ile aramızda geçen kısa süreli çekişme sonunda kazanan ben olsam da zaferle gülümsediğim söylenemezdi çünkü evin içi hala cehennem gibi yanarken dudaklarımın kenarları da aşağıya doğru akmıştı.

Açık pencereden gelen hafif yaprak hışırtılarını duymak dışarıda azıcık da olsa serinleyebileceğime dair bir kurtarma ışığı yaktığında adımlarım arka balkona doğru yöneldi. Tabii çıkmadan önce üzerime en azından bir tişört geçirsem iyi olur diye düşündüm bu esnada çünkü belki bu saate kaçamak yapmak umuduyla uyumamış elli yaş üstü emekli komşularımın ya da eşlerinin, bu küçük yerleşim yerindeki tek diri insan olmam sebebiyle bana aşık olmalarını ve kavga etmelerini istemezd- Tamam, daha doğrusu beni ahlaksızlıkla suçlayıp üsse şikayet etmelerini istezdik çünkü bir de bununla başım ağrısın istemiyordum. Bu sebeple eve yerleşmeyi hala reddettiğim için bavulumun içinde duran ve kendi çapında bir tepe haline gelmiş kıyafet yığınına yöneldim. Bu yığının içerisinden rastgele bir üst seçtikten sonra da elimdekini başımdan ve kollarımdan geçirirken bana serinlik getireceğini umut ettiğim balkona doğru ilerlemeye başladım tembel adımlarla. Yaklaşık iki saat önce uyuyacağıma gerçekten inandığım için tüm ışıkları kapatmıştım ve bu durum ilerlediğim yolda birkaç kez yerdeki eşyalara, bazen de mobilyalara çarpmama sebep olmuştu. Geç de olsa ışıklardan birini açmayı akıl ettiğimde ise göz ardı etmem gereken birkaç ufak acı vardı.

Balkonumdaki sandalyeye kavuşmam bana az da olsa serinlediğimi hissettirmişti. Sandalyede öne kayıp rahat bir şekilde yayılarak oturmuştum ve kollarımı gövdemin üstünde gevşekçe çaprazladıktan sonra başımı kaldırıp gökyüzünü izlemekten başka bir işim kalmamıştı.

Genelde insanlar kendileriyle baş başa kalabildikleri sakin anlarda yaşadıkları olaylar hakkında düşünürlerdi. Belki çocukluklarında ilk hayal kırıklığını yaşadıkları an, belki lisede platonik olarak aşık oldukları kişi, belki aileleri, belki de iş yerinde yaşadıkları bir sorun... Bunların hepsi üzerine düşünülecek olası konulardı. Ne var ki ben bunların büyük bir çoğunluğuna sahip değildim çünkü yaklaşık on beş gün önce gözlerimi açtığım askeri üssün hastanesinde kafama aldığım darbeden sonra hafızamı kaybettiğim söylenmişti. Tabii ben de açıp beynimin anı biriktiren albümüne baktığımda bomboş bir alanla karşılaşınca bunu tasdiklemiştim. Ne geçmiş ne de gelecek, elimde hafızamın silindiğini söyleyen doktordan başka hiç kimsenin ve hiçbir şeyin görüntüsü yoktu. Tabii sonradan bana bir iki travmatik anı daha yüklemek iştemiş olacaklar ki elime daha otuzlu yaşlarımda emekli olduğuma dair bir belge tutuşturmuşlardı ve bu ıssız emekliler mezarlığına yollanmıştım. Dürüst olmak gerekirse de aradan geçen iki haftada kafamdaki ameliyatlı bölge hariç hiçbir somut ya da soyut oluşuma hala inanamıyordum.

Dakikalar su gibi akıp geçerken zihnimdeki birkaç anıyla beş taş oynadığım bu anda ani bir patlama sesiyle olduğum yerde sıçradım. İlk duyduğumda bu patlama sesi bana bir silaha ait gibi gelmişti. Gel gelelim etraf bu sesle neredeyse zifiri karanlığa büründüğünde anlık olarak görebildiğim tek detay balkonumun baktığı sokakta elektrik direğinden kopup kıvılcımlar saçarak yerde bir yılan gibi sürünen uzun kabloydu. Tanık olduğum bu görüntü karşısında ise uykusuz geçen sıcak geceler dışında sövebileceğim yeni bir olayım olmuştu: Muhtemelen bir haftadan önce onarımı yapılmayacağı için elektiriksiz geçecek uzun sıcak yaz günleri...

Get To The BaseWhere stories live. Discover now