0|Tanıtım

297 4 0
                                        


____________________




Sevdiğin için,
nice fedakarlıklar yaparsın.
Ben en acısını yaptım.



___________________________​



Hep olduğu gibi, sıradan bir günün aynı koşturmacaları içinde günü tamamlıyorduk. Hayat hep bundan ibaret değil mi zaten? Sabah uyanırsın, bir kuralmış gibi gider elini yüzünü yıkarsın, ailenle yaşıyorsan eğer hazırlanan kahvaltı masasına yerleşir, kahvaltını yaparsın; eğer yalnız yaşayan bir bireyseniz de zamanınız da varsa kahvaltınızı hazırlar, öğününüzü tamamlarsınız, sonrasında hazırlanır ve evden çıkarsınız. Öğrenci iseniz, okula; çalışan bir bireyseniz, işinize gidersiniz. Ya kendi aracınızla ya da bir otobüs veya taksi ile. Belki de yürüyerek. Gideceğiniz yerin mesafesine göre hareket edersiniz. Akşama kadar olan günlük rutinlerinizi tamamladıktan sonra eğer arkadaşlarınızla anlaşmadıysanız direkt eve gelirsiniz, anlaştıysanız da arkadaşlarınızla vakit geçirirsiniz. Eve gelirseniz, bir akşam yemeği, sonrası pijamaları giy, istersen kendine bir içecek hazırla, istersen de tatlı bir şeyler ısmarla kendine, geç televizyonun başına, değiştir kanalları. Ya da al eline bir kitap, okumaya başla. Saatin tik takları ilerlerken saat olsun gecenin bir yarısı, hadi kalk yatmaya hazırlan şimdide. Günler böyle ilerleyip gidiyordu. Hiç değişik bir durum ile karşılaşmıyorduk.


Tabii herkes için böyle olmazdı. Kiminin çok hareketli, birbirinden farklı günleri olurdu. Zamanın nasıl geçtiğini kendisi dahi bilmezdi. Günün sonunda, ne yorucu gündü ya ama güzeldi deyip uykuya dalardı. Her yeni başlayan gün, her insan için farklı işlerdi.


Benim pek farklı işlemezdi. Dün nasılsa bugün de öyleydi. Yarının nasıl olacağını hiç düşünmüyordum bile. Çünkü biliyordum. Bugün nasılsa yarın da öyle olacaktı.


Bir tek iş hayatımda bazı farklılıklar oluşabiliyordu. Aynı önüme gelen bir yazarın çıkacak olan kitabının düzenlenme işi gibi. Benim mesleğim, editörlük ve ben çeşitli yazarların çıkartmak istedikleri eserlerin düzenlemelerini yapıyordum. Bu işimi seviyorum aslında. Evet, gözlerim yoruluyor gün boyu hep bilgisayarın başında durunca fakat bu işinde ayrı bir heyecanı oluyordu. Ayrıca tek düzenlemelerle de kalmıyordum, yayın evimizin kendine ait bir sitesinde yazı da yazıyordum. Hayatımın en heyecan verici alanı ne derlerse, yazmak derdim.


Bir hikayeye başlarken, önce karakter kendini tanıtırdı. Eğer bu bir tanıtım yazısı olsaydı. Ya da bir giriş sayfası. Böyle başlardı.


Bu da benim hikayem. Sıradan ilerleyen hayatımın bir sabahında hayatımı tamamen değiştirecek, beni eskilere götürecek, özlediğim o duyguları yaşatacak ve duygularımla beni yerle bir edeceğini bilemediğim, başlarda romantik kokan fakat sonu hüsranla bitecek olan hikayemi okuyorsunuz şu an.


Adım İzel. İzel Turan. Bir yayın evinde kitap editörlüğü yapıyorum, ayrıca bir yazarım. Bir gün, müdürün belirlediği bir konu üzerine yazıp dururken; sıradan giden hayatımın birden tepe taklak olması üzerine düşündüm ki, ben neden hikayemi de yazmayayım? İçimde taşıyamadığım o acıları niye kağıda dökmeyeyim? Madem ona dökemiyorum, o zaman kağıtlar çeksin acısını! Böyle düşündüm ve başladım yazmaya.


Şunu da söylemek isterim. Bu bir mutlu sonla biten hikaye değildir. İçinde ne büyük bir fedakarlık var, ne büyük bir sevda. Demiştim, başlarda romantik, duygusal fakat sonu tamamen hüsranla biten bir hikaye diye.


İşte bu yazılanlar, benim acı haykırışlarımdır.


Keyifli okumalar!

Sen Ona AşıksınStories to obsess over. Discover now