Yağmur yağıyor, gök gürlüyor, içinde sadece eski bir yatak ve ufak bir sehpa olan odada Jennie'nin titrek sesi yankılanıyor. Eski yatak, üstünde ileri geri sallandıkça gıcırdıyor.
"Haplarımı getirin. İlaçlarımı verin! Nerede kaldı bu sürtük!?"
"Jennie! İlacını ve akşam yemeğini getirdim tatlım."
Jennie umursamadan ileri geri sallanmaya devam etti. Doktor Jennie'nin yanına oturup ilacı içirdi.
"Buradan siktir olup gideceğim! Ben deli değilim! DELİ DEĞİLİM! Kafayı yemiş bir manyak olan sensin! Ben böyleyim değişemem!"
Jennie'nin yüksek sesli kahkahaları odayı doldurdu.
"Hey! Sakin ol canım... Tabi ki buradan gideceksin, özgür olacaksın ama bunların zamanı var. O zaman gelene kadar bu odada kalman gerekiyor. Bu senin iyiliğin için tatlım."
Jennie doktoru umursamıyordu. O sadece kahkaha atıp saçlarını yoluyordu.
"Jennie dur lütfen tatlım. Jennie yapma! Sakinleştirici getirin hemen!"
Doktor, elindeki iğneyle koşarak içeri giren hemşirenin elinden iğneyi aldı.
"İstemiyorum! Bırak kolumu! Beni zorlayamazsın!"
Jennie avazı çıktığı kadar bağırsa da doktor onu dinlemeyip iğneyi yapmıştı.
...
Jennie tımarhaneye neden ve nasıl geldiğini bilmiyordu. Doktor "Yedi yıl süren tedavin etki göstermeye başladı sonunda." demeseydi Jennie tımarhanede doğduğunu düşünecekti. Doğduğu tarih dışında hiçbir şeyi bilmiyordu...
"Siktiğimin tımarhanesi! Göreceksiniz gideceğim buradan!"
Gözündeki yaşları silip demir kapıdaki minik pencereye göz attı. Çoktan planını yapmıştı, sadece gece yarısını bekliyordu.
...
Jennie, ilk iş giydiği deli gömleğinden kurtuldu. Bir yudum su içip, hafif öksürerek boğazını temizledi. Gece yarısı, hastanenin koridorlarında sadece yerleri silen yaşlı temizlikçi dolaşırdı. Kapıdaki ufak pencereden koridoru izlemeye başladı. Elinde temizlik malzemeleri ile gelen adamı görünce seslendi
"Selam!"
Adam Jennie'nin yanına geldi.
"Efendim kızım?"
"Kızım mı? Ne kadar sıkıcı! Bana Jennie diyebilirsin."
Yaşlı adam şaşırsa da Jennie'nin söyledikleri hoşuna gitmişe benziyordu.
"Kaç yaşındasın Jennie?"
"Yanlış hatırlamıyorsam üç yüz iki yaşındayım. Ya sen?"
Adam güldü
"Güzel şakaydı Jennie. Ben de altmış iki yaşındayım. Doğruyu söyle, kaç doğumlusun güzelim?"
Jennie'nin istediği oluyordu. Adamı kolayca kandırabilecekti.
" Bin altı yüz on üç yılında doğdum."
Adam inanmış gibi yapıp kafasını salladı.
"Yaşına göre tazesin güzellik."
Jennie kısa bir kahkaha atıp, eski ciddiyetine geri döndü. İstediği oluyordu...
"biliyor musun? Vücudum da çok seksi. Görmek ister misin?"
Adam Jennie'nin tahrik edici ses tonu karşısında bir an bile düşünmeden sürgülü demir kilidi açtı.
"Canını çok acıtmamaya çalışırım prenses."
Jennie adamdan tiksinmişti fakat belli etmiyordu.
"Yat!"
Jennie'nin bir dediğini ikiletmeyen adam hemen yatağa yattı.
Adam sakso hayalleri kurarken, yüzüne bastırılan yastık ile şoke olmuştu. Ciğerleri yeterince dayanıklı olmayan adam, yaklaşık bir dakika içinde ölmüştü.
"Çabuk geberdi piç!"
Jennie daha önce odasından dışarı hiç çıkmamıştı. Çıkışı bir bulsa her şey daha kolay olacaktı. Duvardaki yazıdan 2. katta olduğunu anladı. Küçük adımlarla boş koridorda sessizce yürüyordu. Kulağına gelen fısıltılar onu durdurdu.
"O kız bir insan değil! Onu tedavi etmeye başladığımda yirmi bir yaşındaydım. Ben bu kızın yirmi üç yıldır doktoruyum. Yüzüm buruştu yüzüm! Peki ya o kız... En ufak bir değişiklik yok onda. Kırk dört yaşına geldim! Hâlâ aynı hastanede aynı kadını tedavi ediyormuş gibi yapıyorum. Daha ne kadar kandıracağız onu? Burası bir tımarhane! Doktorlar burada insan dışı varlıklara değil, ruh hastası delilere bakıyor! Ona en fazla üç ay daha bakarım! Artık benden daha fazlasını beklemeyin lütfen."
Jennie kendisi hakkında konuşulduğunu anlamıştı. Sessiz olmaya dikkat ederek yolunu değiştirdi. Merdivenlerden aşağı indi. Karanlık koridorun sonunda çıkış kapısını görünce adımlarını hızlandırdı.Bahçe kapısının önünde güvenlik olabileceğini hiç düşünmemişti. Adamın yanından geçip gitmeyi denemek dışında aklına bir şey gelmiyordu.
"Hanımefendi! Nereye gidiyorsunuz?"
Jennie telaşa kapılıp adama yumruk attı. Jennie'nin yumruğu adamı neredeyse 7-8 metre öteye fırlatmıştı. Jennie'nin beyninde "Acaba insan değil miyim?" sorusu yankılanıyordu.
Cama yaklaşıp arabaların içlerine baktı. Her şey o kadar tanıdık geliyordu ki; arabalardan birine binme kararı aldı. Askılara asılmış anahtarlardan birini aldı. Çalışan araca binip arabayı sürmeye başladı.
Tek sorunu nereye gideceğini ve gittiği yerde ne yapacağını bilmemesiydi...
Aşklarımm yeni hikayemin ilk bölümünü nasıl buldunuz?? Umarım ilginizi çeker ve çok okunur. Sevmediğiniz ya da saçma bulduğunuz kısımlar olursa lütfen söyleyin. Yorum ve vote bekliyorum :)))
YOU ARE READING
PSYCHO
FanfictionHayatları boyunca gerçekte kim olduklarını bilmeden yaşamış kadınlar; yaşadıkları bu hayatı sıkıcı bulup isyan ediyorlar. Belki isteyerek, belki yanlışlıkla, belki de farkında olmadan yaptıkları şeylerin ağır sonuçları var. Eğer birbirlerini bulmay...
