Tanrıyla Tanışma

34 5 7
                                        


Hava soğuk.

Bu fiziksel hissettiğim bir soğuk mu yoksa buna yormam mı bilemiyorum bile.İçimden alev alev kaynayan acılar yükseliyor ancak tek nefesimde tüm bedenim zangır zangır titriyordu.Ellerime ne kadar üflesem ,kollarımı ne kadar birbirine sarsam da bu soğuk tenimden biraz olsun geçmiyordu.Zihnim sadece ezilmiş yüreğimin bağırışlarıyla çalkalanıyor odağını kaybetmiş gözlerim gelemeyecek olduğunu, bir daha göremeyecek olduğumu bilse de sabit kalamıyor benimle birlikte burada ağlayan bedenleri süzüyordu.

Gerçi ben ağlamıyordum bile. Ağlayamıyordum en başta.Kendimi bastırmak,ağzımdan en ufak hıçkırığın çıkmasını engellemek adına dişlerimi sıkıyordum.Ağlamayı, hele ki o gittiği için ağlamayı ona haksızlık olduğunu düşünüyordum.Ben hayatında çokça ağlamış olan arkadaşımın huzura ermesine ağlamayı kendime hiç yakıştıramıyordum. Onun için ağlayanları yakalarından tutmak, siz ne hakla onu üzersiniz onu tanımadan burada yalandan acılarınızı göstermeyin demeyi istiyordum. 19 senelik ömrümde ilk kez keder ve özlemimden dolup taşan gözlerimi yaşlar doldururken, onları akıtmamak için çaba gösteriyordum.Asla ağlamayan ben,kendisi için asla ağlamamı istemeyen arkadaşımın cenazesinde haykırmak istiyor, gözlerim yaşlardan açılmaz olana dek içimi söndürmek istiyordum.

Bin ömrümün bininde de ölüme kadar diyerek sözler vermiştim ancak şu an bir kereliğinde yanında olamayacak kadar güçsüz hissediyordum.

       Kıvılcımlar ateşlere dönüşüyor,birini kaybetmenin acısı ateşleri kor alevlere döndürüyordu.

Lee Felix. Acımı satırları bırakın dünyaya sığdıramayışımın sebebiydi. Benim çocukluk arkadaşım,ilk dostum,tek destekçimdi.Ve şu an hala mezarın içinde bana eğer ağlarsan seni dümdüz ederim dediğini duyar gibiydim.Hayatınızda görüp görebileceğiniz en saf insan, yeri geldiğinde şeytanın kanından gelen bir iblis bile olabilirdi. Karakteri muhattap olduğu kişilere göre öyle iyi değişirdi ki yakın olup olmamak istediği herkesi davranışlarından anlayamazdınız bile. Bu sözleri onu yermek için söylemiyorum. Felix eğer böyle güçlü bir karaktere sahip olmasaydı bu yaşıma kadar sanırım yaşayamaz ondan önce mezarı ben boylardım.

Bok gibi giden hayatını bi kenara bırakıp onunkinden daha beter hayatıma karıştığında ya ikimiz de yeni doğmuştuk ya da hafızamız artık bu acı anıları kaldıramadığından kendi kendine reset çekiyordu. Her iki ihtimalde de Felix'in hayatıma girdiği ya da girdiğini fark ettiğim gün benim hayatımın dönüm noktası olmuştu. Kendimi bulmamda, istediklerimi elde etmekte bana yardımcı olan oydu. Yeteneklerimi keşfetmemden tutun kahvaltıda sevdiğim şeyleri bana gösteren de kendisiydi. Evet,ben öyle ezik bi hayata sahiptim ki kendini düşünmek diye bir kavramı felixten önce hayatıma sokamamıştım.

felixin gelişinin benim için bir dönüm noktası olması gibi gidişi de benim hayatımda uçuruma çıkan bir yolda son hız direksiyon salladığımı fark ettiriyordu.Tüm organlarım acıdan kıvranıyor, kalbim artık kan pompalamaktan vaz geçmiş sanki de bedenim bu yuzden karıncalanmaya başlamıştı. Gözlerim saniyede bir kararıyor yaslandığım şu ağaç olmasa geriye düşüp kafamı arkadaki koca taşa vurup ben de beyin kanamasından ölürdüm gibiydi. Gerçi keşke ağaca falan tutunmasam da ölsem diyorum. Yaşayacak neyim kaldı ki? Felix zaten bana 18 senelik hayatımı cennetteymişim gibi geçirtmişti. Umarım o da aynı şeyi düşünüyordur ancak öyle olduğunu hiç zannetmiyorum. Ondan özür dilemek hayır teşekkür etmek istiyordum. Gerçi ikisini de yapsam fena olmazdı. Onun yerine ölenin ben olmam gerektiği gerçeği gibi saçma sapan bi düşünce aklıma öyle bir dank etti ki gözlerim yuvalarından çıkacakmış gibi acımıştı. Saçma sapan dememi bir kenara bırakırsak onun yerine ölmem gerçekten olması gereken şeydi. Benim aksime kendisi bok çukurunda geçmiş hayatı yokmuş gibi davranabiliyordu. İşte bu yüzden felixin çevresi çok geniş benim çevremse onun 5 arkadaşından oluşuyordu. Yine bu söylediklerim onu yermek onun beni ezdiğini düşündürtmek için değil.

O varken ben mutluydum. Her şeyden,herkesten daha çok mutluydum hem de.Felix varken kafeste yaşasam koymazdı bana. Ama onun yokluğu beni varlığında yaşasam sorun olmayacak kafesi öyle dapdar etmişti ki nefes bile alamıyordum.O kafesin telleri ciğerlerime batıyordu. Bu nefessizlik zaten devam ederse felixin cenazesinden iki gün sonra ben de yanına gömülürdüm.Gerçi beni gömen olmazdı da.

Has llegado al final de las partes publicadas.

⏰ Última actualización: Feb 03, 2022 ⏰

¡Añade esta historia a tu Biblioteca para recibir notificaciones sobre nuevas partes!

Garden of God / MinsungHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora