17.BÖLÜM

63 4 1

Rangor gözünün altındaki morluğa ayna yardımıyla merhem sürüyordu. O sırada da söylenmeyi bitirmemişti. Nasıl söylenmesin ki Amy ona üç gün boyunca geçmeyen bir morluk bırakmıştı. O anda olan hisleri hala çok tazeydi. öpüşmenşn etkisiyle vücundaki kanın alev aldığını ve vücudunda delicesine dolaştığını hissetmişti. Bu güne kadar hiç bir kadını öptüğünde böyle bir etki hissetmemişti. Ama karşısındaki inatçı kadın ne kadar ısrarla dudaklarını öpse de hiçbir karşılık vermemişti. Kadının dudaklarından ayrılmak istemezcesine dudaklarından ayrıldığında ise gözlerinin önünden yıldızları geçirten bir yumruk yemişti. Daldığı düşüncelerle elini çürüğün üstüne biraz fazla bastırmış olacak ki canının acımasıyla ağzından inlemeyle beraber bir küfür çıktı. ''Lanet olasıca neden normal kadınlar gibi tokat atmak yerine yumruk atıyor ki.'' dedi. Yardımcısı Brandon odada onun sızlanmalarını dinliyordu. Zaten askerler arasında dedikodu en üst düzeydeydi. Nasıl olmasın ki veliaht prens kardeşi Olis'in nişanlısını bütün askerlerin önünde öpmüştü ve sonrası malum yumruğu yeişti. Brandon aklına gelen anın etkisiyle gülümsemesine engel olamadı. ''Neye gülüyorsun Brandon.'' Rangor'un sesiyle kendisine geldi Brandon. Karşısında gözünün altı mosmor olan prense baktı. Tanrı biliyorya  savaş için yaratılmış bu adamın bir kadından yumruk yiyip gözünü altının moraracağını söyleseler hiç aklına gelmemişti. Hatta böyle bir şeyin olacağını söyleyen biri olsaydı onunla dalga geçip kahkahalarla gülerdi. Ama bunlar gözlerinin önünde olmuştu. ''Bir şeye gülmüyorum efendim.'' dedi sesinin sert çıkmasına çalışarak Brandon. Rangor yardımcısının aklından geçenleri biliyordu. Ama ne diyebilirdi ki adam haklıydı. Ama en kötüsü de nişanlısını öpmesiydi. Tanrım o an ne düşünüyordum ki diye geçirdi içinden. Ama içindeki şeytan ona cevap vermekte geç kalmamıştı. O an kızıı öpmekten başka bir şey geçmiyordu iiçinden. Ve hatta sonrasında bile. Hata yaptığını bir türlü kabullenmiyordu. Ama Amy onu her gördüğünde Rangora tiksintiyle bakıp yanından geçip gidiyordu. Askerleriyle iyi anlaşıp onlarla dövüşüyor ve Rangor yanlarına geldiğinde ise oradan hemen uzaklaşıyordu. Üç gün boyunca böyle bir kovalamaca vardı aralarında. Rangor her kiraz çiçeği kokusunu duydukça kanının tekrar alevlendiğini hissediyordu. 

****

Amy'de ise durum farklıydı. Adamın öpüşünden hiç etkilenmemiş onun yerine ondan nefret etmeye başlamıştı. Herkesin önünde nasıl onu küçük düşürmüştü. Kendisine bir faişe gibi davranabileceğini göstermişti. Askerlerin önünde nasıl böyle bir şey yapabiliyordu. Anı hatırladıkça adamın odasına gidip onu ölesiye dövmek istiyordu. İnsanların içinde nasıl böyle bir şey yapabilmişti. Başını sinirle sertçe iki yana salladı. İnsanla olmasa izin verecek miydi sanki. Asla. Asla o Olis denen mankafanın beni öpmesine izin veremeyeceği dedi içinden. Olayın yaşandığı akşam yemekte abileri Olis'in yüzündeki morlupu farketmişler nedenini sormuşlardı. Ama o kaçamak cevaplar vermişti. Abilerini salak mı sanıyordu. Sarayda bu olayı duymayan mı kalmıştı. Ah tanrım biraz daha bu adamı düşünürse delirecekti. O sırada imdadına Ares ile beraber odasına giren Freja yetişmişti. ''Hala sinirli misin Amy?'' dedi çekinerek Freja. O sırada Ares yanına gelmiş ayaklarını Amy'nin üzerine koyarak onu sevmesini bekliyordu. Amy Ares'in bu hareketini geri çevirmeyerek ellerini Hayvanın bakımlı tylerinin arasında gezdirmeye başladı. ''Hayır Freja.'' dedi kısaca. Freja büyük bir soluk vermişti. Şuan Amy'e söyleyemek üzere olduğu şeyi Amy sinirliyken söylemeye cesaret bile edemezdi. ''Amy bu akşam balo var.'' dedi Freja sanki havadan sudan konuşuyorlarmış gibi. ''Olabilir Freja. Bir sarayda yaşadığımıza göre balolarında olması normal.'' dedi Amy. Freja Amy'nin konuyu geçiştirmeye çalıştığını biliyordu. Ama Teo onu bir köşeye çekmiş ve onu kardeşini mutlaka ikna etmesini söylemişti. Ah  kalbi nasıl da hızlı atmıştı o anlarda. Teo'nun kokusu, gülüşü, sıcaklığı, sesi... Teo'nun kendisi Freja'nın aklını başından almaya yetiyordu. Onu gizliden gizliye seviyordu. Ona bir söz verdiyse mutlaka tutmalıydı. Amy Freja'nın yüzünün renkten renge girmesini izliyordu. Freja'nın abisi Teoya olan ilgisini biliyordu. ''Kimi düşünüyorsun böyle Freja.'' dedi imayla. Freja daldığı düşüncelerden Amy'nin sesiyle sıyrılmış. Duyduğu ses ile korkmuştu. Acaba aklından geçen düşünceleri dışarı mı vurmuştu. Hemen eliyle ağzını kapattı. Amy aklını okumuş gibi ''Merak etme düşüncelerini ağzından kaçırmadın.'' dedi gülerek. Freja arkadaşının maskeli yüzüne baktı. Kendi yüzünün ise sinirden ve utançtan kıpkırmızı olduğunu biliyordu. ''Amy bu akşamki baloya sende katılıyorsun.'' dedi Freja. Şimdi gülme sırası Freja da sinirden kızarma sırası Amy deydi. Amy oturduğu yerde huzursuzca kıpırdandı ''Beni o baloya kimse götüremez.'' dedi. Freaja arkadaşının inadını kırma yollarını düşünüyru. ''Tatlım zaten oraya seni kimse götürmeyecek sen gideceksin.'' dedi bıkkınlıkla. Balolardan neden kaçtığını anlayamıyordu. Sonuçta bol eğlence, dans ve yakışıklı vardı. ''Hayır.'' dedi Amy . ''Nişanlın burda tanrı aşkına adama yumruk atıp gözünü morarttın bir de baloya katılmazsan dedikoduları düşünemiyorum.'' diye bağıran Freaja'ydı. Amy şaşırmıştı.Freja ona karşı çok sesini yükseltirdi.''Dedikoduları kim önemsiyor.'' dedi Amy. Freja odada volta atıyordu. ''Dedikoduları kim önemsermiş. Amy sarayda sadece sen yoksun abilerinin itibarlarıda var. Eğer küçük kardeşleri bile abilerini dinlemiyorken halkı dinler mi.'' dedi Freja. Amy sessizliğe gömüldü. Freja'nın haklı olduğunu biliyordu. ''Binici kıyafetlerimden başka giyecek bir şeyim yok.'' dedi Amy. Freja kazandığı zaferle ellerini çırptı. ''Sen orasını hiç merak etme tatlım.'' dedi. Amy ise dişlerinin arasından ''Bende bundan korkuyordum.'' dedi. 

Akşama kadar etrafında hizmetçiler onu hazırlamak için etrafında dönüp durmuş şimdi de eserinin bitiminde izleyen sanatçılar gibi onu izliyorlardı. Ah tanrım diye geçirdi içinden Amy. Bu akşam o salak baloya katılmak zorundaydı. Tüm bu işlemler sırasında Teo odasına gelip drmuş onun huysuzluk yapıp yapmadığını kontrol etmişti. Leo ise maskesini çıkarması konusunda onu uyarmış ama aldığı cevaptan hiç hoşnut olmayarak odasından ayrılmıştı. Sonunda odadan çıkma zamanı geldiğinde Amy böyle elbiseler giymeye alışık olmadığı için Freja'nın koluna girerek balo salonuna doğru gitmeye başlamıştı. Ayağına dolanan etekle dengesini zor sağlasa da yanından geçtiği kişilerin hayran bakışları onu memnun etmeye yetmişti. Galiba kendisini güzel hissetmek böyle bir şeydi. Balo salonuna girdiğinde ise bütün gözler ona dönmüştü. Bir kişi haricinde. OLİS ADAM...

YILDIZLAR GÖKYÜZÜNDE YÜZERBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!