2. Bölüm: Bi Latte Lütfen

2.6K 700 1.5K
                                    


***

Merhaba!

Eğer hala Defnenin elini bırakmadıysanız teşekkür ederim.

Demek ki onu sevdiniz ve daha yakından tanımak için hala buradasınız :)

Merak etmeyin bizde buradayız...

Okumaya başlamadan önce sizin için özel seçtiğim müzikleri dinlemeden geçmeyin olur mu?

İyi okumalar...

***


Antalya 8 Mayıs 2009

     Otobüs yolculuğum boyunca Lana dinleyerek geçmişti dakikalarım ve onun sayesinde farkına bile varmamıştım akıp giden zamanın

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Otobüs yolculuğum boyunca Lana dinleyerek geçmişti dakikalarım ve onun sayesinde farkına bile varmamıştım akıp giden zamanın. Bu böyle sürüp gitsin isterdim fakat okul bekletilmeyi sevmezdi. Ben de bu bilinçle beraber kulaklıklarımdan kurtulduğum gibi nerede olduğumuzu, üniversiteye ne kadar kaldığını sordum birine. Neyse ki bir kız, sorumu ilk seferde işitip üniversiteye iki durak kaldığını söylemişti. Bu ise eşine az rastladığım bir şeydi. Çünkü insanlar, benim soru sorduğum zamanlarda üç maymunu oynamayı daha çok severdi. Eskiden beri bu duruma üzülsem de zaman onlara aldırmamayı öğretmişti. Sonuçta körebeyim diye kimse bana tepki göstermiyorsa onlara kızmamalıydım, öyle değil mi?

Uzun sayılamayacak kadar kısa bir bekleyişin ardından durağa girmiştik. Otobüs tıslayıp titreyerek durduktan sonra kapıları açan şoför ise "Üniversite!" diye bağırmıştı. Ve evet, bu benim için verilmiş bir mesajdı. Ben de buna istinaden yerimden doğrulup kapıya doğru ilerlemeye başlamıştım. Neredeyse birbirini itekleyen insan sürüsünün arasında yolumu kaybedip düşme tehlikesi bile atlatmıştım. Allah'tan iyi kalpli biri vardı da kolumdan tutup inmem için yardım etmişti. Bu davranışı hoştu. Benim de ilk işim destek olduğu için ona teşekkür edip fakülteme doğru hızlı adımlarla ilerlemek oldu. Bu insanlar neden böyle? İtip kakmak yerine birbirlerine yardım etmeyi deneseler daha iyi olmaz mı? Hem o zaman dünya da daha güzel bir yere dönüşürdü öyle değil mi? Ama neyse... Felsefeye gerek yok Defne.

Aklımdan geçirdiğim son düşüncelerle istemeden de olsa gülüp devam ettim yoluma. Bu yıl, okuldaki ikinci senem olduğu için artık kampüsün çoğu detayını kafamda tasarlamış, neredeyse her dönemecin nereye çıkacağını ezberlemiştim. Tabii Damla'nın da yardımlarıyla... Şimdi onun sayesinde fakülteler nerede, duraklara nasıl varılır ya da kantin hangi dönemecin sonunda gibi sorular olmadan başımın çaresine bakabiliyorum. Bu gerçekten çok güzel bir duygu. Gerçi nerelerin ıssız köşeler, hangi kuytuların sevgililerin öpüşmek için saklandığı gizli yerlerle dolu olduğunu öğretmesine gerek yoktu ama neyse. Sanırım bunlar olmadan bir kampüs kurdu olamazdım herhâlde. Bir de keşke... Keşke kütüphanenin içindeki tüm güzel kitapları okuyabilseydim. Orada öyle harika, öyle eşsiz yazılar varmış ki eğer Latin alfabesini bilseydim o sıcacık dünyaların ve de bilginin evi olan büyülü yerden hiç ayrılmazdım.

SON UMUT |Kitap oldu|Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin