1. Bölüm: Defne'nin Dünyası

4.7K 849 2.7K
                                    


***

Ailemize hoş geldiniz :)

Hadi gelin bu masum ve iyi kızın elinden hep birlikte tutup ona bu zorlu yolculuğunda eşlik edelim.

Defne'ye dünyayı, ışığı ve yıldızları anlatalım. Hem kim bilir belki onunda bize anlatacağı şeyler vardır...

Eğer onunla tanışmaya hazırsanız buraya okuma tarihimizi yazarak bu anı ölümsüzleştire bilirsiniz.

Tarihinizi de attıysanız gelin! Defne sizi bekliyor :)

İyi okumalar...

***


Antalya 8 Mayıs 2009

     Sabah beklenmedik bir sürprizle karşılaşmıştım

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

     Sabah beklenmedik bir sürprizle karşılaşmıştım. Muzip bahar meltemi, gece açık unuttuğum penceremden içeriye girmiş, bu da yetmezmiş gibi odamı, yeni açmış çiçeklerin hoş kokularıyla süslemeyi vazife edinmişti. Aslında hediyesi hoşuma gitmişti fakat bu, odama gizlice girmesini hoş karşılayacağım anlamına da gelmez, öyle değil mi? İç dünyamda geçirdiğim bu düşünceyle birlikte bir karar vermem gerektiğini anlamıştım. Son anda zihnimden attığım olumsuz fikirlerle beraber onu affetmeyi tercih ettim. Ardından odamdaki bu sihirli atmosferin tadını biraz daha çıkarabilmek için gözlerimi, insanların karanlık dedikleri hiçliğe açıverdim. 

     Öyle durup hiçbir zaman görmediğim ve belki de asla göremeyeceğim çiçeklerin, harikulade kokuları eşliğinde kurduğum hayallerle geçirdim dakikalarımı. Aslında kalıp biraz daha tembellik etmek isterdim ancak okulum vardı ve evet, bu benim için uzak bir hülyaydı. Bu yüzden hemen kendime gelip yatağımdan doğruldum. Tabii bir sorunla karşılaşmam da uzun sürmedi. Sorun ise beni sıkıca sarıp bırakmak istemeyen yorgan ve çarşaflarımdan başkası değildi. Bu da onlarla mücadele etmem gerektiği anlamına geliyordu. Ben de vakit kaybetmeden harekete geçtim. Biraz zor olsa da kendimi, sanki canavarların pençesinden kurtulmayı başarmış bir kahraman edasıyla yatağımın dışına attım. Ancak saniyeler içinde geçen bu yalancı sevincin, yavaşça kaybolduğunu hissetmemle her şey değişmişti. Öyle ki onun sahte mutluluğunu kabul ettiğim için birden acı çekerken bulmuştum kendimi ve pişmanlığım da ona arkadaşlık etmişti. 

     İçimde giderek büyüdüğünü hissettiğim bu duygunun, beni ele geçirmesine izin veremezdim. Bende yapabileceğim en erdemli davranışı sergileyip yorgan ve çarşaflarıma dönerek "Bu sabah böyle oldu ama söz, yarın sizinle biraz daha vakit geçireceğim. Lütfen bana kızmayın, olur mu?" diye özür diledim. Annemin anlattığı Güzel ve Çirkin masalındaki eşyalar gibi konuşkan değillerdi belki ama beni affettiklerini ruhumda duyumsamıştım. Bu sayede rahat bir nefes alıp her sabah yaptığım gibi ellerimi uzatarak göremediğim hiçliği aramaya fırsat yaratmıştım. 

SON UMUT |Kitap oldu|Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin