"Abi bu bileklikler sence nasıl?"
Jimin yan tezgahtaki takılara bakarken kız kardeşinin seslenmesiyle onun yanına adımladı.
"Bence gayet güzel. Almak ister misin güzelim?"
"Bence de güzel evet alalım."
Jiwoo seçtiği bileklikleri satıcıya paketlemesi için verirken saraydan çıkarken aldığı kesesine elini attı.
Her ne kadar abisi buna gerek olmadığını yanlarındaki askerlerde yeterli miktarda altın olduğunu söylese de Jiwoo bir şeyleri kendi ödemeyi seviyordu.
Elini attığı yerde kesesini bulamayınca kaşları çatılmıştı.
Çalınması imkansız gibi bir şeydi çünkü yanlarında onlarca muhafız vardı.
Düşürmüş olsa da illaki muhafızlardan biri uyarırdı.
"Abi..."
"Efendim?"
"Altın kesemi bulamıyorum."
"Düşürdün mü yoksa evde mi unuttun?"
"Sanırım düşürdüm."
O sırada Jimin'in en yakın muhafız olan Jungkook konuşmaya kulak misafiri olduğunda kaşlarını çattı.
Düşürmüş olsa içlerinden biri fark ederdi değil mi?
Özellikle Jungkook bu konuda kendinden oldukça emindi.
Çalınmış olduğunu düşünmesiyle gözlerini etrafta gezdirdi. Oldukça genç olan mavi saçlı bir çocuk vardı kaldırımın en dip köşesine oturmuş bir şeyler sayıyordu avucunda.
Jungkook ne saydığına daha dikkatli baktığında çocuğun yan tarafındaki keseyi gördü. Kesenin üstünde Park Kraliyet ailesinin sembolü vardı. Ki bu da her şeyi açıklıyordu.
O çocuk çalmıştı.
Jungkook hızla çocuğa doğru koşarken göz göze geldiler. Çocuk karşısındaki askerin kendisine hızla gelmesiyle gözlerini kocaman açarak eline altınları alıp koşmaya başladı.
Jungkook da peşinden tabii.
Öbür yandan Jimin kaşları çatılmış bir şekilde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Diğer askerler Jungkook'un hızla koşmasının ardından olayı bir suikast sanarak Prens ve Prensesin etrafını sarmışlardı çoktan.
Jiwoo abisinin koluna yapışmışken kısık sesiyle konuştu.
"Abi, neler oluyor?"
Jimin tam o anda olayı anlamasıyla rahat bir nefes verdi.
"Bir şey yok güzelim. Sanırsam Jungkook senin keseni çalan hırsızı yakalamaya gitti."
"Ama nasıl çalabildi ki sizden hiç uzaklaşmadım?"
Jimin sakince sırıttı.
"Ben de bunu merak ediyorum."
Mavi saçlı olan hızla koşarken, arkasındaki yapılı adam onu neredeyse yakalamak üzereydi. Uzun zamandır bu kadar adrenalin yaşamadığından hoşuna gitmiyor da değildi.
"Ulan seni bir elime geçirirsem var ya!"
Jungkook seslice bağırınca, diğerinin oldukça keyfi yerine gelmişti. Depar atıp farkı açarken bir yandan laf yetiştirmeyi de unutmamıştı.
"Koca götünü kaldırabilirsen geçirirsin belki!"
"Bittin oğlum sen, kelleni alacağım senin!"
YOU ARE READING
Stolen
Fanfiction"Kendime engel olamıyorum, prensim." Kim Taehyung hayatı boyunca bunun bir bahane değil, kimsenin anlamadığı bir gerçek olduğunu anlatmaya çalıştı. Ta ki yolu Veliaht Prens Park Jimin'le kesişene kadar. •Vmin
