Keskin bir bıçak gibi yüzünü sıyıran soğuktan korunmak için, boynunda sarılı atkısını göz altlarına kadar çekti. İniltiler çıkararak uzaklaşan otobüsün arkasından son bir bakış attı. Keşke durağa daha yakın bir yerlerden ev tutabilseydim diye düşünürken buldu kendisini. Hızlı adımlarla beş sokak yukarıdaki evine doğru yola koyulurken, bu düşüncesinden ötürü yine kızmıştı kendine. Ne olmuş yani evi durağa uzaksa, hiç yoktan tamamen kendine ait bir evi vardı. Detaylara takılmaya hakkı yoktu. Bugüne kadar bir odası bile olmayan birisi için şu anki hali hayallerden bile daha inanılmaz duruyordu.
Yıllarca, yani neredeyse tüm hayatı boyunca yaşamak zorunda olduğu kurumdaki yatakhanesini düşündü. Yatakhanedeki çocuk sayısı yirmiden aşağı düşmezdi hiçbir zaman. Sadece 15 yatak olmasına rağmen...
Yine de inceden bir özlem duyuyordu o ortama. Sonuçta onlar hayattaki tek ailesiydi, o eski taş bina da tek evi. Hiç tanımadığı ailesini düşündü, ah şimdi hayatta olsalardı eminim gurur duyarlardı kızlarıyla diye mırıldandı farkında olmadan.
7 km uzaklıktaki ilkokulda göreve başlayalı 6 ay kadar oluyordu. 6 aydır bu bolca yokuş bulunan yolu eskitiyordu. İlk başlarda, yani yerlerde buzlar yokken ve dönüş saati henüz güneşin batmadığı zamanlara denk gelirken daha keyifliydi sanki bu yolu eskitmek.
Ne olursa olsun hayatından memnundu. Tamam, belki çok yüksek bir maaşı yoktu ama sonuçta bütçesine uygun bu evi bulmuştu. Aslında ilk etapta, yani alışana kadar, okul lojmanlarında kalmak isterdi ancak atandığı okulun lojmanı geçen yıl meydana gelen depremden dolayı hasar görmüş ve henüz tadilat süreci tamamlanmamıştı. O da mecburen ev bulmak zorunda kalmıştı. Gerek depremden sonra artan kiralar, gerekse henüz küçücük bir çocukken verdiği söz onu merkezden ev tutabilecek maddi güçten yoksun bırakmıştı. Her maaşının dörtte birini çocuk esirgeme kurumuna bağış olarak gönderiyordu. Evet belki az bir miktardı ama şimdilik gücü buna yetebiliyordu.
Sonunda mola yerine gelmişti. Her gün evine 2 sokak kala bu elektrik direğinin dibinde bir soluk alır ve evine kalan kısa mesafeyi düşünüp mutlu ve huzurlu olurdu. Ancak bugün sanki akşamın karanlığı üzerine daha bir fazla çökmüştü. Her gün bulduğu huzurdan çok uzaktı hissettikleri. Garip bir korku doldu içine sebebini bilmeden. Hislerine her zaman güvenirdi, bu yüzden molasını kısa tutup daha uzun ve hızlı adımlarla yürümeye başladı.
Bir ses mi duydu?
Arkasına bakınca sadece sokak lambasının oluşturduğu uzun gölgesini gördü. Paranoyak olacağım bu gidişle diye düşünürken gülümsemeden edemedi. Onu kim niye takip etsin ki?
İşte, aydınlanmak için güneş doğsun diye dua etmek zorunda olduğunuz ışıksız son sokağa gelmişti. 50 metre kadar sonra evinde olacaktı. Çantasından çoktan çıkarmış olduğu el feneri, güneşin doğuşunu beklemekten daha iyi bir çözümdü.
Fenerin ışığından yararlanmak için kafasını iyice önüne eğmiş olmasa belki sokağın sonunda onu bekleyen dört koyu karanlık silüeti görebilirdi. Görse bir kurtuluş bulabilir miydi orası da ayrı bir muammaydı.
İzlendiğini fark ettiğinde şaşırmak için çok geç kalmıştı. 4 tane insana benzeyen yaratık yolunu kesmişti. Neden beklediklerini ve sonucunun ne olacağını bilecek kadar gazete okumuşluğu vardı.
Yalvarmayacaktı. Hatta tek bir cümle bile etmeyecekti.
Evet belki ona tecavüz edeceklerdi ancak o asla teslim olmayacak son ana kadar savaşacaktı.
Pes edip susmak ya da sineye çekmek ona göre değildi. Bunu henüz 14 yaşında, kurumdaki aynı niyetli bir görevliye sapladığı bıçakla göstermişti. Eli, gayri ihtiyari paltosunun içine doğru kaydı. Ne yapacağını biliyordu.
Karşılarındaki kızın susup boş boş bakması ilk başlarda bu 4 insan müsveddesini şaşırtıp duraklatmıştı. Sonuçta ilk kez yapmıyorlardı bunu. Şu ana kadar kızın çığlıklar içinde kaçması, yakalanınca da yalvarırken korkudan bayılması lazımdı. Ancak bu kız ikisini de yapacakmış gibi durmuyordu. Bu durum şaşırtıcı olsa da beklemeye lüzum görmüyorlardı.
Bir hışımla en irileri kızın üzerine atıldı, hemen ardından diğerleri...
Herhangi bir tarihli gazete haberi:
Saldırı aynı sonuç farklı
Dün akşamüzeri herhangi bir semtin rastgele bir sokağında yine genç bir kadına saldırı oldu. Genç kadın kendisine saldıran dört kişiden üçünü bıçakla ağır yaraladı. Olay yerinden kaçmayı başarabilen dördüncü saldırgan ise her yanının kan içerisinde olması sebebiyle annesinin ihbarı sonucunda yakalandı. Ağır yaralanan saldırganlardan ikisi olay yerinde hayatını kaybederken birinin tedavisinin sürdüğü durumunun kritik olduğu açıklandı.
Cesur kadının …. ilkokulunda öğretmenlik görevi yaptığı edinilen bilgiler arasında. Evet şu an kadına ne oldu diye sorulduğunu duyar gibiyiz. Genç kadın öğretmenimiz cennetin kahramanlar kısmındaki yeni evine taşındı.
O artık hak ettiği bir yere sahip...
BASINDAN
YOU ARE READING
Bir Tutam
Short StoryBir tutam cesaret, bir tutam inanç bir tutam sevgi, bir tutam hüzün bir tutam delilik... Her şeyden bir tutam barındıran bu öykü kitabı aslında bir tutam hayat!
