viskilerde

meğerse beni en çok seven en nefret ettiğim kişi miş

viskilerde

yarısının buz gibi bir suda kırıklar ve yaralar içinde çürümesini duymuyorum da, gövdemi terk etmek için çırpınan ruhumun derin azabını hissediyorum.sanki bütün âlem benim içimde bir yerde sıkışarak daralmaya başlıyor.
          

viskilerde

An gelir, silikleşir yaşam. Hissizleşirsin... Yokluğu da
          varlığı da aynıdır hayatınıza girenlerin.Uykunda durgunlaşır, uyanınca huysuzlaşırsın. Yüzsüzleşirsin dünyaya karşı. Flulaşır bedeninin yaşama yansıttığı slüet...Ve bir gün, tükenmez dediğin kalem izinden yok olup gidersin. Doğru kağıda, doğru zamanda, doğru izi bırakabilmek için..

viskilerde

Gittim,caz dinledim.duke ellington'ın plağıyla kendini kesen kadınları gördüm...benim adım yok.çünkü ben yokum.delirdim yetmedi delirttim.iğrendirdim.dünya bendim, acıyı inceledim üniversitelerde.üç ayrı okulda,üç yıl. Sonra acıttım akademik kariyerleri ve tabiki kendiminkini . Ne çalışmak,ne de bir işe yaramak.Hiç birine inanmadım.
          Ben doğdum! Oysa güneş batıydı,ben geceye geldim,aya misafir oldum.. bunları söylüyorum çünkü anlatılacak başka bir hikayem yok.zaten yazma işlerinde de hiç bir zaman başarılı olamadım.ben daha çok, fırça ve boyalarla ilgilenendim . Ve dünyaya bırakabileceğim bir miras yok.

viskilerde

+ İşte bitti
          - Evet bitti
          + Peki, bunu değilde diğerini seçseydi hayatı çok mu farklı olurdu?
          + Bunu herkes için soruyorum, gerçekten farklı mı olur hayat?
          - Evet farklı olurdu ama sadece öyküsü.
          -Bunu yaşayacağına öbürünü yaşamış olurdu
          + Yani
          - Yani sonuç seçimlerde hep aynı, acı.
          -Her neyi seçersen seç, seçemediğin hep üzüntü kaynağı olacak