atanamayanastronot

Eftenpuf

@ atanamayanastronot  İsmet Özel..
Reply

atanamayanastronot

Daha açığı var mı
Reply

atanamayanastronot

"Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanma doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."

atanamayanastronot

-Zülfü Livaneli, Huzursuzluk
Reply

atanamayanastronot

bana ayna getirdiler. sevgilin siluetine söylenmiş rüyadır deyü aklımı yitirmem olasılık değil artık
          yitirdim onu, bir karga uzağa taşıdı. 
          paslı bir çivinin beklediği mütevazı çekiç
          başımda patladı. bütün kötü senaryoları sayabilirim infilak bir sonuçtur meyyal ise aşk terimi insan trenle yolculuk etmiyorsa o yolculuk
          büyütülecek bir olay değildir
           bana ayna getirdiler sakallarım içine uzar
          ustura bir filmin dönüm noktası olabilir gerilim müziğine eşlik eden kan doludizgin koşan bir adamın karın boşluğundan üçler kuralındaki herhangi bir kesişime pek tabii boşalabilir anlıyorum. eminim magnum fotoğraf, bu kareyi beğenir ama konu kendim olduğunda annem genelde kanalı değiştiriyor "came to take us away "  mr. jack bugün ölmek istemiyor
           bu kez sevgilim, maktulün üzerindeki gömlek
          beyaz değil
          güvercinleri kavramamış olacak ki onlara üstünlüğünü kabul ettirmek maksadıyla marketten aldığı bir kilo bulguru önlerine serpti
          inşası tamamlanmayan binaya taşınan 
          yakın arkadaşım, beyaz perdelerini asınca
          oh dedi. çünkü halk kıpklişedir ve günümüzde Küba’da puro içme hayali büyüktür sosyalizmden
           istersen camı açalım neruda okuyalım ya da tanpınar  kalbimiz sıkışacak gibi olsun sen beni öpünce leylek yuvasını yüzüme kursun  lale soğanı yanağımdan çıkabilir çıksın bando takımı bizim lisenin gelsin bende versin konserini, saçım çok dağınık sütüme bal katmış annem içemedim
          derin nefes alınca elli metre ötedeki çamı duyuyorum iyi oluyor endişe eden yerlerimi gösterdim doktora parol verdi
           bana ayna getirdiler zayıfım otlar büyük
          keman çalan üç kadın
          mr. jack ağlıyor
          korkuyorum mor bir tarlada koşarken ölmekten.

atanamayanastronot

Ben karşının ölüsüyüm

kaybetmenintiryakisi

Ben karşının ölüsüyüm. Hani şu öldüre öldüre bitiremediğiniz. Hani itip kalktığınız. Hani yok saydığınız. Hani yok etmek istediğiniz. Hani yok edemediğiniz. Öldürmeye doymadığınız. Usanmadığınız, utanmadığınız. Hani şu öldürmekle korkutamadığınız. Bitiremediğiniz, ezemediğiniz. Susturamadığınız. Susturamayacağınız.
Reply

notalardasesin

ben karşının ölüsüyüm. meryem ananın elindeki beyaz mendil, ata önder’in dilindeki ısrar, ethem’in inadı, ahmet’in gülüşü, hrant’ın delik ayakkabısı, veysel’in hiç binemediği bisikleti, 35 günlük bebeğin acısıyım.
Reply

goddessofredwine

ben karşının ölüsüyüm. buzlukta bekletilen cemile'nin asılı kalan bakışlarıyım. panzer ardında sürüklenen hacı birlik'in annesinin gözyaşı. iki aydır oğlunun cenazesini almak için çırpınan aziz’in babasının kederi.
Reply

atanamayanastronot

atanamayanastronot

Behzat Ç. 
Reply

atanamayanastronot

Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen öyle olur; her şey üst üste gelir. Polis olmasaydım, katil olurdum. Çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir. Binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm. Seni, intihar etttiğin gün tanıdım kızım. Seninle o gün barıştım. Şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. Şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. Birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. Ağlamama asla müsade etmiyorsun. Her şey affedildi babacık diyorsun. Hiç ayrılmayacağız diyorsun. Keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. Ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. Cesetler de benzemez. Ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar, yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. Beşikten mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum sana? Affet beni kızım, affet. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım.
Reply

atanamayanastronot

hayatımda aşka yer yok şükran. olsaydı bilirdim. olsaydı mutlaka bilirdim ama yok. hayatımda bana bile yer yok be şükran. fazlalığım kendi hayatımda. aşk diyorduk. doğru. içimde aşka dair bir heves ve arzu da kalmadı ki. kalp çarpan düşler kurmuyorum. hülyalı ilk gençlik mazide kaldı. benim bir kavgam var şükran. toyken kavgam aşktı herkes gibi. şimdi kendimle dövüşüyorum. derdim benimle şükran yanlış anlama nolur. insan bazen böyle olur diyorsun deme şükran. insan böyle olursa telafisi yoktur.

atanamayanastronot

öyle işte. nasılsın demiştin değil mi. yaşıyoruz yaşamaksa bu. kara göründü mü görünecek mi diye dört gözle ufka bakan bir tayfa değil artık kalbim, karaya çoktan vurmuş bir balina. kimseler onu bulmasın diye dualarla. yaşamak buysa. neyse. çakmağın var mı? sigaran? önce sigara mı sorulur, yapma. ateş varsa kül edecek bir şey muhakkak bulunur. dur gülme şükran. sen gülünce. 
Reply

atanamayanastronot

konuşuyorum öyle işte aldırma şükran. boğulmadan hemen önceki nefes bu başımı su üstünde tutmaya da çalışmıyorum içgüdüsel bir refleks de adına adı her neyse. ilenme bilenme öfkelenme kimseye hele ki kendine. kimse kimseyi bu hale getiremez. vaziyetim benim eserim şükran. birine parmak sallayacaksan yumruk savuracaksan o benim. gülme şükran. sen gülünce. 
            
            (...) 
Reply

atanamayanastronot

benim içimde çapalarla tırpanlarla meșalelerle boğazıma yürüyen öfkeli bir kalabalık var. ne istiyorlar bu öfke neye ne çıkar şükran. sen bana bakma, ben ne dediğimi biliyorum. yine de sen bana bakma şükran. senin yüzünde dün doğmuş süt kokulu bir çocuk var. o çocuk ağlasın istemem her şeye rağmen. 
Reply

atanamayanastronot

"Anneleri hep kadınlardan seçiyorlar ne ilginç. Size annemi hiç anlatmadım mesela. Pek konuşmazdı. Ama saçları ıhlamur kokardı. Pek kitap okumazdı. Ama harika çamaşır asardı. Annem gidince kalbime iyi bakamadım. Erken kurudu albayım. Kalbimde bir sızı, bilincimde bir çatlak., zihnimde bir uyuşma… Aşık olduğum ilk kadın coğrafya öğretmenim. Karadeniz’de dağlar denize paralel uzanıyor ama biz onunla yan yana uzanamıyoruz.Televizyon hala tek kanal. Varşova Paktı, Soğuk Savaş, nükleer tehditler… İnsanlar ölüyor. İnsanlar ölüyor, ben büyüyorum. Büyüdükçe kafam da büyüyor, ellerim büyüyor; büyüdükçe hayallerim küçülüyor. Görüyorum, insanlık kan kaybediyor. Ben insanlığa kan vermek istiyorum, kan gruplarımız uyumsuz çıkıyor. Yıkılıyorum. Her şey siliniyor. Her şey… Tam “Bitti” diyorum, ufuktan Ayşegül doğuyor.Ayşegül… Dünyanın en güzel şiiri. Saçları, burnu, gözleri… Hepsi tam kafiye. Ufff, keşke az sonra ölmeyecek olsaydım ya. Yalan yok, içten içe hayatım boyunca ben hep ölmeyi istedim. Bazen durur düşünür, yaşıyor olmanın ne kadar saçma olduğunu fark ederdim. Size olmuyor mu ya? Yaşamak ağır gelmiyor mu? Hayat böyle sırtınızda bir kambur gibi binmiyor mu? Bana oluyor. Düşün ki altı milyar insan var dünyada. Bana ne gerek var? Bana gerek yok!Tamam o zaman, tamam… Bırakın beni öleyim. Nasıl olsa unutuluruz be. Ne mühendisler ne doktorlar unutulmuş. Bi’ Ayşegül üzülür bi’ de Sinan… Ama o da ertesi güne unutur, çocuk ne de olsa… Ayşegül ağlar, çok ağlar. Sonra daha çok ağlar. Ama sonra unutur. Hepimiz unutulmak için yaratılmadık mı?Siz yine de beni hemen unutmayın be. Arada bir resmime filan bakın, söylediğim havalı sözleri bir kenara not edin. Ben unutulacak adam mıyım be?”

atanamayanastronot

-Poyraz Karayel
Reply