Ada parka gelince hemen Feriti gördü. Orada öylece durmuş bekliyordu. gülümsedi ama gülümsemesi o an soldu. O kendi aşık olduğu kız için bekliyordu burada. Ada için değil. Ama önemli değildi. Feritin yanında olsun yeterdi.
"Hoşgeldin ada" ferit gülümseyerek ona baktı. Ada ağzı kulaklarında "hoşbuldum" diye cevapladı.
"Eee, olanın ne? Ne yapacaksın?" diye sordu sabırsızca.
"Şimdi sana bir şey söylemem gerek önce. Benim aşık olduğum kız..İsmi Deniz."
"Hangi Deniz?" diye sordu Ada. Okulda bir çok Deniz vardı. hangisiydi acaba?
"Mavi gözlü olan, bizim paralel sınıftaki. Deniz Derin." dedi ferit.
"Ha o kız mı?" diye sordu Ada şaşkınlıkla. Mehmetcanın doğum günü partisinden sonra tanımıştı Ada onu. İyi kıza benziyordu. Ama biraz egoluydu sanki.
"Valla kırk yıl düşünsem senin o kıza aşık ola bileceğin aklıma gelmezdi." Ada şaşkınlıkla dedi. Ferit kaşlarını çatmıştı. "Neden?" diye sordu.
Ada onu kızdırabileceğini düşünüp "Hiç ya, sadece ne bileyim şaşırdım" dedi. Ferit başını sallayarak konuşmasına devam etti.
"Bak şimdi. Seni onun evine götürücem ve eğer evde birileri olursa onlara kendini Denizin arkadaşı gibi tanıtıp onu soracaksın. Eğer olmazsada komşulara sorarsın." dedi.
Ada onun yüzüne baktı. "Neden kendin yapmıyorsun bu işi?" diye sordu. Ferit omuzlarını çekti
"Bilmem. Galiba utanıyorum." dedi. Ada gülümseyerek elini omzuna dokundurdu.
"Peki. tamam. Hadi gidelim de arayalım Mavini." Ferit önden Adaysa arkasından Denizin evine doğru yola koyuldular. Oraya vardıklarında Ferit durdu.
"Hadi bak, şu karşıdaki beyaz ev. Git bak bakalım kimse varmı?" diye dedi. Sabrsızca geçip ağacın arkasında durdu. Ada hızlı adımlarla kapıya doğru adımlayıp önünde durdu. dönüp arkasda duran ferite baktı. Ferit başını aşağı yukarı sallarken Ada elini uzatıp kapıı çaldı.
Biraz bekledikten sonra içeriden adım sesleri geldi ve kapı aniden açıldı. Kapıyı bir kadın açmıştı.
"Merhaba " dedi Ada çekinerek.
"Merhaba?" diye kadın şaşkınca cevap verdi kimdi bu?
"Şey ben... denize bakmıştımda." diye Ada kekeleyerek dedi.
"Kızım Deniz yok. " diye kadın net cevap verdi.
"Peki nerede?"
"O kayseriye taşındı babaannesiyle beraber. Sen kimdin neden bakmıştın?" diye sordu kadın.
"Ben şey.. Onun arkadaşıyımda merak etmiştim bu yüzden kaç gündür ulaşamadım. Telefonuda cevap vermiyor. Duymuyor herhalde.." Ada derin nefes aldı.
"telefonu yok onun. Babası uygunsuz bulup elinden aldı. İnşallah liseyi bitirincede ailecek üniveristesi için Kıbrısa falan gitmeyi düşünüyoruz. Yani maalasef artık Deniz İstanbulda değil." dedi kadın. Ada şaşırmıştı.
"Adın neydi kızım denize söylerim." dedi.
"Ada efendim. Ada Ergüven derseniz Deniz hatırlar. Ha birde, Ferit hoca Maviyi arıyorduda, bi projemiz vardı. Mavi adında yardım projesiydi. Onun belgeleri Denizde herhalde onu arıyordu o yüzden beni yolladı buraya.." kadın başını sallayınca Ada gülümseyerek ordan uzaklaştı. KApıyı kapatır kapatmaz Ada koşarak Feritin yanına geldi.
"Ne oldu? Ne dedi annesi?" Ferit heyecanla sordu.
"Babaannesiyle beraber Kayseriye taşınmış. üniversiteyide ailesiyle beraber gidip Kıbrısta okuyacakmış. Telefonunuda babası elinden almış." Ferit ağacın dibine çökerek orada öylece oturdu. Bir daha göremeyecek miydi? Onunla konuşamaycak mıydı?
"Ferit merak etme. Annesine onu aradığını şifreli bir şekilde söyledim. Denize söylerse, Deniz bilecektir." Ada onun yanına çökerek sırtını sıvazladı.
"Kaybettim Ada. Denizi kaybettim. Öylesi böylesi yok. Deniz gitti artık gitti."
********
Kayseri.
"Evet kızım Deniz burada yanımda. Yok bir şey yemiyo valla. Tamam veriyorum." Yaşlı kadın telefonu Denize uzattl. Deniz istemiszce telefonu alarak kulağına götürdü.
"Kızım iyimisin?" diye sordu annesi. Deniz gözlerini devirdi.
"Hıhı." diye cevap verdi.
"Babaanneni üzme tamammı? Bak en kısa zamanda bizde geleceğiz." Deniz tekrar gözlerini devirdi. Bir bu eksikti.
"Ha birde. bugün bir arkadaşın gelmişti" Deniz heyecanla yerine dikeldi. Rüzgarmıydı acaba?
"Kim? Kimdi?" diye sordu. Heyecanla.
"Ada. Ada Ergüvendi galiba. Ferit hocanmı ne varmış, Maviyi arıyormuş, belgeler sendeymiş. Bir şey saçmaladı ama anlamadım. Bende o taşındı dedim. SOnra gitti."
Deniz hiçbirşey demeden telefonu kapatıp hızlıca çatı katına çıktı. Gidip elleriyle hazırladığı köşesine oturdu.
Dizlerini karnına çekip başını dizlerine yasladı.
"Aramış.. Beni aramış... " gözlerinden akan yaşları eliyle silip kenarda duran günlüğüne uzandı. Kapağını açıp kalemini beyaz sayfaların birinin üzerine koydu.
769 kilometre Ananim. Aramızda aşılası 769 kilometre. Onca keder, haksızlık.. Bize yapılan haksızlık.. Onca dert, acı. tabii çoğunluk bana ait. Ben üslendim herşeyi. Yandım için için ama sana tütmek istemedim. Bilme istedim. Gülüşlerim vardı benim hatırladın mı? Hani hep gülerdim ya ben. Sen beni gizlice izlerken ben hep birilerine gülüyormuşum. Onlar benim acılarımı gizleyişimdi be Rüzgar. Sen dahil kimse acımı görsün istemedim. neden biliyormusun? Acılarımdan utandım. Utandım rüzgar. O acıların, o yaraların benim ailemin eseri olmasıdan utandım. Babam olmasından utandım. Babalar kötü fırıtnalarda sığınacak liman değil mi? Öyle söylediler. Ama benim babam beni limansız bırakan bir fırtına rüzgar.
Neyse dedim ya 769 kilometre. Ama engel değil. Binlerce kilometrede olsa seni sevmeme, tamda burda kalbimin her atışında seni sevmeme engel değil. Sen bana Mavi diyordun ya hep gözlerime bakıp. Deniz gibi derin bakıyordum değilmi ben? Hep boğuluyordum. Senin gözlerin kahverengiydi ama ben hep senin gözlerinde gökyüzünü görürdüm Rüzgar. ÖZgürlüğü, gökyüzünü..
Sen benim özgürlüğümsün. Gökyüzüm, Hayallerim...Denizin Rügzarı.
Ama aklıma ne geliyor biliyormusun? Denizle Gökyüzü birbirine asla kavuşmuyor.. Hep birbirlerine bu kadar yakın, hep Mavi ama imkansızlar..
03.02.2018
Mavi
******
evvvet buda bir bölüm. Gelecek bölüm bizleri nelre bekliyor. İnanın bende bilmiyorum.
Kendinize iyi bakın.
Gelecek bölüm yine burda görüşürüz.
Öneri ve yorumlarınız.
Yıldızımıza dokunmadan geçmeyin ifenim.
Sevgilerle _BEN_